YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6516
KARAR NO : 2012/13444
KARAR TARİHİ : 28.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil ve el atmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 23.03.2011 tarihli dilekçeleri ile … İli, … İlçesinde bulunan ve dilekçeye ekli krokide siyah çizgi ile taralı 4464 m2 taşınmazın 1918 yılından beri tapulu mülkleri olduğunu, bu bölümün geriye kalan … renkli alanla birlikte 1948 yılında yapılan orman kadastrosunda 10 nolu iç parsel olarak orman kadastro sınırları dışında bırakıldığını bildirerek, 7972 ve 7973 sayılı parseller dışında kalan yaklaşık 10 dönüm bağ vasfındaki taşınmazın tüm mirasçılar adına tescilini ve davalıların el atmalarının önlenmesini istemişlerdir.
Mahkemece, yörede orman ve arazi kadastrosunun kesinleştiği ve 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde … hakdüşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Yörede 1947 yılında 3116 sayılı Yasaya göre, 1978 yılında 1744 sayılı Yasaya göre, 1986 yılında 3302 ve 3373 sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastro ve aplikasyon çalışmaları ile 1978 yılında kesinleşen arazi kadastrosu vardır.
Davacı gerçek kişiler K.Sani 334 sayılı sicilden gelen, Ocak 1918 tarihli, 15 dönüm (tahvili 13500 m2 ) yüzölçümlü ve murisleri … … Akansel adına tapuda kayıtlı bulunan ve sözü edilen tapu kaydı nedeniyle 1947 yılında yapılan orman kadastrosunda 10 numaralı iç parsel olarak orman kadastro sınırları dışında bırakılan yerin adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece, keşif ve inceleme yapılmaksızın 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Şöyle ki;
Her ne kadar 1978 yılında yapılan arazi kadastrosunda yine kısmen 10 numaralı iç parsel içinde kalan yere 3111 parsel numarası verilerek 2574 numaralı vergi kaydı revizyon gösterilmek suretiyle … … mirasçıları adına tutanak düzenlenmişse de; Hazinenin vergi kaydı miktar fazlası bulunduğu iddiasıyla açtığı dava sonunda, Tapulama Mahkemesinin 1978/25 – 1980/135 sayılı kararıyla kayıt miktarı olan 5514 m2 yüzölçümlü taşınmazın yine 3111 parsel numarasıyla davalı gerçek kişiler adına; miktar fazlası 398 m2 taşınmazın ise çalılık niteliğiyle tesbit harici bırakılmasına karar verilmiş ve bu hüküm dairenin 2008/15996 – 17735 sayılı kararı ile onanmıştır. Daha sonra, Orman Yönetimi tarafından taşınmazın bir bölümünün 1978 yılında yapılan orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasıyla açılan dava sonunda,
asliye hukuk mahkemesinin 2003/793 sayılı dosyasında (A) işaretli 1049 m2 taşınmaz bölümünün orman sınırı içinde kaldığı belirlenerek, bu bölümün ifrazen 7972 parsel numarasıyla orman niteliğiyle Hazine adına; kalan 4464 m2 yüzölçümlü taşınmazın ise 7973 parsel numarasıyla davalılar adına tesciline karar verilmiş, 7973 parsel de sonradan 07.02.2011 tarihinde İhlas Holdinge satılmıştır. Davacılar yargılama sırasında, 10 numaralı iç parsel içinde, ancak 7972 ve 7973 parseller dışında kalan ve parsel numarası almamış olan tesbit harici bölüme dava açtıklarını açıklamışlardır. Yani dava Medenî Yasanın 713. maddesine göre açılan tescil davasıdır. Parsel numarası almayan yer hakkında mahkemece, 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
O halde; mahkemece, işin esası incelenmeli,öncelikle yörede yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ait harita ve tutanaklar yöntemince uzman bilirkişiler eliyle uygulanarak, taşınmazın orman kadastro sınırları içinde ve dışında kalan bölümleri belirlenmeli, mahkemenin kesinleşen 2003/793 sayılı dosyasında bulunan krokiden yararlanılmalı, sözü edilen dosyada bulunan bilirkişi raporlarında hatalı aplikasyondan sözedilmişse de, orman kadastrosunun iptali için öngörülen sürelerin geçirildiği ve taşınmazın bir bölümünün kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı belirlenerek hükmen orman niteliğiyle tapu kaydı oluşturulduğu, ancak; şimdi dava edilen yerin 7972 ve 7973 parsel dışında kalan yer olduğu gözönünde bulundurulmalı, dayanılan tapu kapsamı belirlenmeli, tapu kaydı taşınmaza uymuyorsa, miktar fazlası … varsa, bu … belirlenmeli, kapsam belirlenirken kesinleşen parsellerin yüzölçümleri dikkate alınmalı, tapu kapsamı dışında kalıp da zilyed edildiği ileri sürülen taşınmaz bölümünde, davanın açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı, Kadastro Yasasının 14. maddesinde … diğer koşulların yanında niteliği, imar ihya edilip edilmediği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresi, kullanılıp kullanılmadığı, tasarruf sınırlarının ne olduğu takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli … fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce çekilen … fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen orijinal renkli memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritaları incelenerek kesin olarak saptanmalı, komşu parsellerin tesbitlerinin kesinleşip kesinleşmediği, davalı iseler dava sonuçlarının ne olduğu belirlenmeli, … uzmanından bu konuları açıklayan bilimsel verilere dayalı, doyurucu rapor alınmalı, davalıların taşınmaza döşenen sıcak su boruları nedeniyle İhlas Holding aleyhine açtığı 2003/369 sayılı el atmanın önlenmesi davasının sonucu araştırılmalı, bu şekilde toplanacak deliller çerçevesinde karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilininin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 28/11/2012 günü oy birliği ile karar verildi.