Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/7265 E. 2012/15101 K. 27.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7265
KARAR NO : 2012/15101
KARAR TARİHİ : 27.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü, … Mevkiinde bulunan 50 dönümlük taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, krokide (A) harfi ile gösterilen 63251.17 m2’lik kısmının davacı adına tapuya tesciline, (B) harfi ile gösterilen 40000 m2’lik kısmının özel orman niteliği ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2010/9819 – 13372 sayılı bozma kararında; “İncelenen dosya kapsamına göre, davacı tapu kaydına ve zilyetliğe dayalı olarak dava açmış; mahkeme, krokide (A) ile gösterilen kısmı zilyetlikten, (B) ile gösterilen kısmı ise tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesi ile davacı adına tescil etmiştir. Dayanılan Şubat 1928 tarih 4 nolu tapu kaydı, doğusu …, batı ve kuzeyi …, güneyi deli … okumakta olup, memleket haritasındaki konumuna göre doğusundaki … (B) bölümün çok uzağından geçmekte olup, tapu kaydı kapsamının kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı ve (B) bölümü kapsamadığı anlaşılmaktadır. Krokide (B) ile gösterilen bölüm halen kızılçam ağaçları ile kaplı olup, eylemli orman niteliğinde, (A) bölüm ise kadastro paftası ve orman kadastro haritasındaki konumuna göre 6831 sayılı Kanunun 17/2 ve orman kadastrosunun uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi kapsamında, dört tarafı orman ile çevrili orman içi açıklık konumunda bulunduğu, H.G.K.’nun 10.12.1997 gün 1997/20 – 830, 1034 ve 17.12.1997 gün 1997/20 – 808, 1039 ve 22.10.2003 gün 2003/20 – 665, 614 ve 11.10.2004 gün 2004/7-531-582 sayılı kararlarında da açıklandığı gibi bu tür yerler kesinleşen orman kadastrosu dışında kalsa bile zilyetlikle kazanılamayacağından, özel mülk olarak tapuya tescil edilemeyeceği, Hazine tarafından her zaman taşınmazın orman olarak orman genel müdürlüğüne tahsis edilebileceği yada 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanun ile değişik 7. maddesi gereğince orman sınırları içine alınabileceği gözetilerek davanın tümden reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 19.08.1977 tarihinde ilânı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 28.08.1965 tarihinde yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 27/12/2012 gününde oy birliği ile karar verildi.