Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/749 E. 2012/6201 K. 24.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/749
KARAR NO : 2012/6201
KARAR TARİHİ : 24.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

    Davacı … 15.06.2011 tarihli dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Kızılıl köyü İncirli kuyu mevkinde bulunan taşınmazı 40 yıla yakın süredir tarla olarak zilyet ettiği, yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmış, Hazine dava konusu taşınmazın orman niteliğindeki bölümünün bu niteliğiyle orman niteliğinde olmayan bölümünün de hali arazi olarak Hazine adına tapuya tescilini istemiş, dava Hazine tarafından Orman Yönetimine ihbar edilmiştir. Orman Yönetimi, davanın reddini istemiştir.  Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi Arif Kaya tarafından düzenlenen 10.02.2011 günlü raporda (A1) ile gösterilen 8.739,20 m2 bölümün davacı … Aktaşa adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
  Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılmış taşınmazın, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu Kızıllı köyünde yerde 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre orman tahditine  1943 yılında başlanmış, 05.09.1946 tarihinde Resmî Gazetede ilan edilerek kesinleşmiş, bu çalışmaya ilişkin 14 numaralı tutanak defterinin bulunamadığı, aranmaya devam edildiği,  Orman Genel Müdürlüğünün 10.06.2008 gün ve 1477 sayılı Orman Bölge Müdürlüğüne yönelik yazısından anlaşılmaktadır.  Aynı köyde  aplikasyon ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması için 3 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu görevlendirilmişse de, henüz çalışmaya başlanmamıştır.
Kızıllı  köyünde genel kadastro 1963  yılında yapılıp sonuçları  15.08.1968 – 16.09.1968 tarihleri arasında ilan edilmiş, çekişmeli taşınmaz bu işlemde tapulama dışı bırakılmıştır.
Kesinleşmiş orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli taşınmazın krokisinde (A1) ile gösterilen 8.739,20 m2 bölümünün   orman sınırları dışında bırakıldığı, davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla aşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle bu bölüme ilişkin davanın kabulüne karar verilmişse de, çekişmeli taşınmazda yapılan birinci ve ikinci  keşif sonucu ziraat uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın imar ihyasına başlanmışsa da, henüz tamamlanmadığı bildirilmiş, 17.03.2011 tarihli keşif sonucu ziraat uzmanı bilirkişi Mehmet Erdem tarafından düzenlenen raporda % 1 – 2 eğimli olan çekişmeli taşınmazın imar – ihyası sırasında çıkarılan taşların taşınmazın güneyine duvar olarak dizildiği çekişmeli

taşınmazın  1962 yılında düzenlenen memleket haritasında beyaz alanda görünmesi ve taşduvarın yapısına göre imar ihyasının 1959 yılından sonra yapıldığı bildirilmiş, mahkemece çelişkiler üzerinde durulup yöntemince giderilmemiş,  çekişmeli taşınmazdan çıkarılarak güneyine dizildiği söylenen taşların yapısına ve 1962 yılı memleket haritasında beyaz renkli alanda görülmesi nedeniyle 1959 yılından önce imar – ihya edildiği söylenemez.
Diğer taraftan  çekişmeli taşınmazın davacı adına tesciline karar verilen bölümü ile  dava dışı 993 sayılı parsel bir bütün olarak düşünüldüğünde çepe çevre etrafının sınırlaması itirazsız kesinleşen  devlet ormanı ile çevrili orman içi açıklığı olduğu anlaşılmaktadır.
Kızıllı köyü İncirli Kuyu mevkii 993 sayılı 32500 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli parselin 1963 yılında yapılan genel kadastroda  585 ve 586 yazım numaralı vergi kaydı esas alınarak … adına tespitinin itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmesi, çekişmeli taşınmazın orman içi açıklığı niteliğinde olması nı değiştirmez.
6831 sayılı Yasanın 17/2.   maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğindeki yerlerin, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmî Gazete’de yayımlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmî Gazete’de yayımlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü  Resmî Gazete’de yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.
6831 sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi Yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (17/06/2004 gün ve 5192 sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
 Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmî Gazete’de yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.

Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 ve gün 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün 1997/20-808/1039, 08.02.1999 gün 1999/7-22-43, 13.10.1999 gün 1999/8-689-822, 03.04.2002 gün 2002/8-230-261 ve 22.10.2003 gün 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da  03.03.2005  gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmî Gazete’de yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince devlet ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek …’ın davasının reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24.04.2012 günü oybirliği ile karar verildi.