YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7566
KARAR NO : 2012/9729
KARAR TARİHİ : 28.06.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü, 264 ada 4 parsel sayılı 2128,48 m², 236 ada 4 parsel sayılı 9664,57 m², 170 ada 6 parsel sayılı 1425,59 m² ve 170 ada 4 parsel sayılı 938,72 m² yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı olarak, tarla niteliğiyle davalı gerçek kişi adına tespit edilmiştir. Orman Yönetimi, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, Hazine de Orman Yönetimi yanında davaya katılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 264 ada 4, 336 ada 4 ve 170 ada 4 parsellerin tamamı ile 170 ada 6 parselin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile işaretli 200,43 m²’lik bölümünün tespitlerinin iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, mahkemece verilen bu ilk hüküm, Orman Yönetimi ve Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından 264 ada 4, 336 ada 4 ve 170 ada 4 parsellerle ilgili hüküm düzelterek onanmış, 170 ada 6 parselle ilgili hüküm ise bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.03.2011 gün ve 2011/1767-2285 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece çekişmeli 170 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür. Dosya arasında bulunan tarım bilirkişi raporundan, taşınmaz üzerinde 4- 5 adet kavak ile birer adet gürgen ve karaçam ağacının bulunduğu, başka ağaç ve ağaçcığın yer almadığı, toprağının ise 10- 15 seneden beri sürülüp ekilmediği, bu nedenle doğal çayır otları ile kaplı olduğu anlaşılmaktadır. Bu hali ile, taşınmazda ekonomik amacına uygun bir zilyetliğin varlığından söz edilemeyeceği gibi, bir an için bu tür bir zilyetliğin bulunduğu düşünülse dahi, bunun terk edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak; dosya içeriğinden çekişmeli yerin 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde düzenlenen orman içi açıklığı niteliği taşıyıp taşımadığı anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın içinde yer aldığı 101 ada 1 numaralı orman parselinin tamamını gösterir paftanın orijinalinden kopya edilmiş bir örneğinin dosyaya getirtilmesi, daha sonra çekişmeli yere komşu olup 101 ada 1 numaralı orman parseli ile çevrelenen tüm komşu parseller belirlenip, bunlara ait; kesinleşme şerhi de bulunan tutanak örneklerinin, varsa dayanak tapu ve vergi kayıtlarının, itirazlı olmaları halinde ilgili dava dosyalarının da dosyaya getirtilmesi, bu belgeler denetlenip toplam yüzölçümlerinin 3 hektarı geçip geçmediği belirlenerek, davaya konu taşınmazın orman içi açıklığı olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.
2012/7566 – 9729
Mahkemece yapılacak araştırmadan sonra, çekişmeli taşınmazın orman içi açıklığı niteliği taşıdığının belirlenmesi halinde; orman niteliği ile, taşımadığının belirlenmesi halinde ise; ekonomik amacına uygun bir zilyetliğin bulunmadığı, zilyetliğin terk edilmiş olduğu, ayrıca; (B) harfli bölümle ilgili hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği düşünülerek kalan bölümünün hali hazır niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğine” değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı Orman Yönetimi ile katılan davacı Hazinenin davasının kabulüne ve dava konusu … köyü, 170 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapılmış, çekişmeli parsel orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve özellikle davalı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları oluşmadığına ve Hazinenin taşınmazın niteliğine yönelik temyiz talebi bulunmadığına göre, davalı …’un yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve yatırdığı peşin temyiz harcının istek halinde iadesine 28/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.