YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8397
KARAR NO : 2012/14437
KARAR TARİHİ : 14.12.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli … Köyü, 284 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, yörede 2007 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında devlet ormanı olarak sınırlandırılıp kesinleşmiş olması nedeniyle tesbit tutanağı düzenlenmeksizin 3402 sayılı Yasanın 22/son maddesi gereğince sınırlandırılıp orman niteliğinde Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı, Şubat 1957 tarih, 10 sıra numaralı 5520 m2 yüzölçümlü, doğusu: harman yeri ve yolu, kuzeyi ve batısı: …, güneyi: hendek ve yol sınırlı ve Şubat 1939 tarih, 4 sıra numaralı 3700 m2 yüzölçümlü, doğusu: … tarlası, kuzeyi: …, batısı ve güneyi: … sınırlı iki ayrı tapu kaydına dayanarak çekişmeli taşınmazın bir bölümüne ait tapunun iptali ve adına tescili istemiyle 12/02/2009 tarihinde sulh hukuk mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın … bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3676.04 m2 bölümüne ait tapu kaydının iptali ile bahçe niteliğinde davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; bu karar davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22.06.2010 tarih ve 2010/7185 – 8822 sayılı bozma ilâmında “Mahkemece davacı tarafından dayanılan tapu kaydının çekişmeli yere ait olduğu ve bu yerin orman sayılan yerlerden olmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Öncelikle, davanın dinlenebilmesi için dayanılan kaydın çekişmeli yere ait olması zorunludur. 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince dava açmanın ilk koşulu tapuya dayanılması olup zilyetliğe dayanılamaz. Mahkemece davacının dayandığı tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren getirtilerek yerel bilirkişiler eliyle yöntemince yerinde uygulanmamış; yörede yapılan kadastro çalışmaları sırasında herhangi bir parsele uygulanıp uygulanmadığı da araştırılmamıştır. Keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişiler soyut olarak davacının zilyetliğinden söz etmişlerdir. Kaydın mevkisi, cinsi, sınırları ve kayıt malikleri ile davacının bağı bilirkişilere açıklattırılarak yöntemince uygulanmamış, … bilirkişisinden bu sözleri denetlemeye elverişli kroki alınmamıştır. … bilirkişisi raporunda kaydın bu yere ait olduğu yolunda kanı oluştuğundan söz etmiş, sınırlarını düzenlediği krokide göstermemiştir. Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden özellikle … bilirkişi krokisinden çekişmeli yerin 284 ada 1 numaralı orman parselinin ortasında kaldığı; dört yönden bu parselle çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Davacının dayandığı tapu kayıtları … – … – YOL – HENDEK gibi içerdiği sınırlar itibarıyla her yere uyabilecek nitelik taşımakta olup bu yere ne şekilde uydukları tartışılmamıştır. Raporu hükme esas alınan orman bilirkişisi tarafından çekişmeli yerin orman sayılan yerlerden olmadığı açıklanmışsa da yöreye ait en eski tarihli orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterilmemiş; Dairemizin iade kararı üzerine yapılan uygulama ise 1/2000 ölçekli olup geniş çevresi görülemediğinden denetlenememiştir. Bu nedenle mahkemece yeniden taşınmaz başında yapılacak keşifte dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve varsa krokileri, kadastro sırasında uygulanmışsa revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; yukarıda değinilen belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, dayanak tapunun bu yere ait olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde belirlenmeli, komşu 18 ve 21 parsellere ait tapu kayıtları da uygulanmak suretiyle bilirkişi anlatımları denetlenmeli; bu yere uyduğu belirlendiği takdirde kayıt değişebilir sınırları içerdiğinden, 3402 sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmelidir. Kaydın bu yere uymadığı belirlendiği takdirde dava dinlenemeyeceği düşünülerek davanın reddine karar verilmelidir. Kabule göre ise devlet ormanlarının mülkiyeti Hazine, kullanım hakkı Orman Yönetimine ait olduğundan Hazinenin bu tür davalarda davalı sıfatı ile yer almasının zorunlu olduğu da düşünülmemiştir.” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde açılan davanın kabulü ile 280/1 nolu orman parseli içinde kalan, krokide (A) harfi ile gösterilen ve 3676,00 m² yüzölçümündeki dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydının iptali ile 284 adanın son parsel numarası verilmek üzere davacı … oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 40 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosu ile 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulamaları yapmak üzere işe başlanarak çalışma 16/04/2007 tarihinde bitirilmiş ve kesinleşmiştir.
Dava, 6831 sayılı Yasanın 05.11.2003 tarihinde 4999 sayılı Yasa ile değiştirilen 6. maddesinde hükmünü bulan “ Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilânı, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak, harita ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye müracaatla sınırlamaya ve 2. maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine … ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı), … ve hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir. Ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içerisinde dava açma hakları mahfuzdur. ” hükmü gereğince açılan tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş ise de, gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Öncelikle, bozma kararında davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının yanı sıra komşu parseller olan 18 ve 21 parsellere ait tapu kayıtlarının da keşifte uygulanması ve dava konusu taşınmazı sınır okuyup okumadığının belirlenmesi,davacının dayanağı tapu kaydının dava konusu yere uyup uymadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece yapılan keşifte komşu parsellere uygulanan tapu kayıtları tüm tedavülleriyle getirtilip mahalli bilirkişiler eliyle uygulanıp, … bilirkişiye bu doğrultuda keşfi izlemeye elverişli rapor tanzim ettirilmemiştir. Aynı zamanda davacı tarafın dayanağı olan tapu kaydının gittisi bölümünde, “Kadastro Gökçelerde Kaldı” cümlesi … olmasına rağmen bu konuda bir araştırma yapılmamış, tapu kaydının … Köyünde herhangi bir taşınmaza revizyon görüp görmediği sorulmamıştır. Mahkemece, böylesine yetersiz araştırma ve uygulama ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
O halde mahkemece; davacı tarafın dayanağı olan gittisi olarak Gökçelerde kaldığı belirtilen tapu kaydının başka bir taşınmaza revizyon görüp görmediği sorularak, komşu parseller olan 229 ada 18, 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazların dayanak tapu kayıtları tüm tedavülleriyle birlikte getirtilerek, mahallinde bir … elamanı ile yeniden keşif yapılarak dayanak tapunun bu yere ait olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde belirlenmeli, komşu 18, 21 ve 22 parsellere ait tapu kayıtları da uygulanmak suretiyle bilirkişi anlatımları denetlenmeli; bu yere uyduğu belirlendiği takdirde kayıt değişebilir sınırları içerdiğinden, 3402 sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; … bilirkişiden keşfi izlemeye yeterli krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmelidir. Tapunun dava konusu yere uymadığı belirlendiği takdirde kesinleşen orman tahdidinde kalan yerlere ilişkin zilyetliğe dayalı olarak dava açılamayacağından davanın reddine karar verilmelidir.
Kabule göre de; hüküm kısmında, dava konusu edilen taşınmazın 284 ada 1 sayılı orman parseli içersinde kalmasına rağmen, 280 ada 1 parsel içersinde kaldığının belirtilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, bozma gereklerini tam olarak karşılamayan eksik incelemeyle, … olduğu biçimde hüküm kurulması usûl ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 14/12/2012 günü oy birliği ile karar verildi.