YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8553
KARAR NO : 2013/1335
KARAR TARİHİ : 14.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi göre yapılan yenileme kadastrosu sırasında 952 ada 67 (eski 451) parsel sayılı taşınmaz, tarla vasfıyla ve 5715,18 m2 yüzölçümüyle sınırlandırılmıştır. Davacı … Yönetimi, kadastro mahkemesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunun 22/2-a maddesi kapsamında kadastro haritalarındaki sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataların giderilmesi için çalışmanın yapıldığını ve askıya çıkarıldığını, 952 ada 67 parselin orman sayılan yerlerden olduğunu, bu nedenle tesbitinin iptali ile orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi talebiyle dava açmıştır. Kadastro mahkemesince; dava, mülkiyete ilişkin olduğundan, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın usûlden reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1964 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve eski 451 parsel sayılı taşınmazın yörede 1980 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 09.05.1978 tarih 26 nolu tapu kaydına dayanılarak … adına tespit edilerek tutanağın itirazsız kesinleştiği, Orman Yönetimi tarafından asliye hukuk mahkemesinde taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescili davası açıldığı ve asliye hukuk mahkemesinin 1995/332 – 1998/573 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği ve hükmün Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17.2.2000 gün ve 2000/843 – 1429 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşıldığından, mahkemece davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, mahkemece davanın usûlden reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “usulden” kelimesi kaldırılarak düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 14/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.