Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/8920 E. 2012/14421 K. 14.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8920
KARAR NO : 2012/14421
KARAR TARİHİ : 14.12.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman sınırlamasına ve kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Yönetimi, Çaltı Köyünde yer alan çekişmeli taşınmazın orman içi açıklık olduğu halde, 2006 yılında ilân edilen orman kadastrosu sırasında 794 ilâ 803 orman sınır noktaları ile çevrili 17 nolu parsel orman sınırı dışında bırakıldığını ileri sürerek, sınırlamanın iptalini istemiştir. Kısmî ilânda dava açılması sebebiyle, kadastro müdürlüğü dava açılan yerlere ait 172 ada 1, 2, 3 ve 4 nolu sırasıyla 2899,05 m², 2312,55 m², 2783,46 m² ve 3612,72 m² yüzölçümündeki parsellerin tutanakları mülkiyet hanesine boş olarak göndermiştir. Mahkemece, krokide 172 ada 1 nolu parselin (A1) kısmı, 172 ada 2 nolu parselin (A2) kısmı, 172 ada 3 ve 4 nolu parsellerin tesbit gibi tesciline, 172 ada 1 nolu parselin (B1) ve 172 ada 2 nolu parselin (B2) ile gösterilen kısmın tesbitinin iptaline, taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman sınırlamasına ve kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanun hükmüne göre orman sınırlandırılması yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
Çekişmeli 172 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların dört tarafının 226 ada 1 parsel numaralı orman parseline sınır olduğu ve tamamının 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesine göre orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
6831 sayılı Kanunun 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 sayılı Kanun, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (17/06/2004 gün ve 5192 sayılı Kanun ile değişik hali).
Kanun metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı ilkesini içermektedir ve amacı orman bütünlüğünü korumaktır]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Kanun koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez. Bu nedenle, çekişmeli taşınmazlar, tüm çevresi eylemli orman alanları ile çevrili ve bu alanlar ile bütünlük arz eden orman içi açıklığı niteliğinde olduğundan Orman Yönetiminin davasının tümden kabulü, çekişmeli taşınmazlardan 172 ada 1 sayılı parselin (A1) ve 172 ada 2 sayılı parselin (A2) ile gösterilen bölümlerinin ve 172 ada 3 ve 4 nolu taşınmasların orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile … şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 14/12/2012 günü oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI

Temyiz incelemesine konu dava, davacı … İdaresi’nin 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca yapılan orman tahdidi esnasında iç parsel olarak bırakılıp XVII numaralı parselin orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle orman sınırlarına dahil edilmesine ilişkin orman tahdit kadastro tesbitine itiraz davasıdır.
Mahkemece, Orman İdaresi’nin davasının kısmen kabulü ile yapılan tesis kadastrosunda 172 ada 1, 2, 3 ve 4 numaralı parsel haline gelen dava konusu yerden 172 ada 1 nolu pareselin (B1), 172 ada 2 nolu pareselin (B2) ile gösterilen kısımlarının ekilip dikilmeyen engelli bir arazi olması nedeniyle tesbitlerinin iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline, 172 ada 1
numaralı parselin (A1), 172 ada 2 numaralı parselin (A2) ve 172 ada 3 ve 4 numaralı parsellerin … yıllardır ekilip dikilen tarım arazisi olmaları nedeniyle tesbit gibi tesciline karar verilmiştir.
Sayın çoğunluğun dava konusu parsellerinin tümünün orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle orman olarak tescil edilmesi yönündeki bozma görüşüne katılamıyorum. Zira mahkemece dava konusu parsellerin durum ve konumları, yapılan keşif, dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ve bilirkişi raporları incelenerek teker teker değerlendirilmiş ve hakkında ret kararı verilen parsellerin 1957 … fotoğrafı, 11963 ve 1989 memleket haritalarında orman olmayan açıklık alanda bulundukları, bilirkişi incelemesi sonucu bu yerlerin kadim kültür arazisi olduğu belirlenmiş, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla da bu husus sabit olmuştur.
Reddolunan kısımların orman örtüsü ve orman toprağı olmayıp ziraat arazisinde oldukları … yıllardır tarım yapılan ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi oldukları, hâkimin gözlemi, bilirkişilerin raporları ve tüm dosya kapsamından ortaya çıkmaktadır. Orman arazisi içerisinde ancak kültür arazisi olmayan açıklıklar orman içi açıklıktır. 6831 sayılı Orman Kanunun uygulanmasını göstermek amacıyla çıkarılan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 26. maddesinde devlet ormanı olarak sınırlandırılacak yerler belirlenirken (a) bendinde orman içi açıklık tanımlanmıştır. Buna göre, orman içindeki kültür arazileri dışında, 6831 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıklar, orman içi açıklık olarak nitelenmiş ve bir yerin orman içi açıklık sayılabilmesi için kültür arazisi olmaması ön koşul olarak konulmuştur.
Bilindiği üzere, ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince mülkiyet hakkını ihlâlden sık sık mahkûm olmaktadır. Anayasanın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca … hak ve özgürlüklere ilişkin milletler arası anlaşmalarla, kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletler arası anlaşma hükümlerinin esas alınması gerekir. Bu bağlamda uygulamakla yükümlü olduğumuz AİHS’nin 1 nolu Protokolünün 1 maddesine göre “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve kanunda öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” Bu ilke gözetilmeksizin, yönetmelikteki sınırlandırmaya da bakılmaksızın 17/2. maddede belirtilen orman içi açıklığın kişilerin kadim tarım arazilerini kapsayacak şekilde geniş olarak yorumlanması, evrensel hukuk ilkelerine uygun değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, bir bütün halinde kadimden beri orman olmadığı anlaşılan bu yerlerin, orman içi açıklık haline geldiğinin kabulü mülkiyet hakkının özüne dokunur niteliktedir.
İncelenen dosya kapsamı, kararın dayandığı gerekçe, yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma neticesi, Mahkemece, verilen kararın ONANMASI gerektiği kanaatinde olduğumdan, hükmün BOZULMASI şeklindeki sayın çoğunluğun düşüncesine katılmıyorum.