Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/9423 E. 2012/14532 K. 17.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9423
KARAR NO : 2012/14532
KARAR TARİHİ : 17.12.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen Ek 4. madde uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında, Dalaman İlçesi, … Köyü, 114 ada 56 parsel sayılı 6036,10 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, tutanağın beyanlar hanesine 2/B madde ve davalı gerçek kişi lehine kullanım şerhi verilerek Hazine adına tarla niteliğiyle tesbit edilmiştir.
Davacı … Yönetimi, taşınmazın eylemli biçimde orman olduğu iddiasıyla orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu … Köyü, 114 ada 56 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki, parselin … kızı …’nın kullanımında olduğuna dair şerhin iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4. madde uyarınca yapılan kullanım kadastrosu tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1744 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp sonuçları 1981 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 12.05.1992 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanununun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; çekişmeli 114 ada 56 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslı dosyada bulunmamaktadır. Dairenin iade kararı ile mahkemenin 2010/136 sayılı dosyasının aslı istenmesine rağmen dosyanın fotokopisi gönderilmiş, dosya fotokopisi üzerinde yapılan incelemede, … Avcı ve İsmetiye … isimli kişiler tarafından temyize konu bu davanın da konusu olan 114 ada 56 parsel sayılı taşınmazla birlikte birçok parsele karşı, 26.07.2010 tarihinde miras nedeniyle … hakka dayanılarak taşınmazın beyanlar hanesine tüm mirasçılar lehine kullanım şerhi verilmesi istemiyle dava açıldığı ve gönderilen fotokopilerden 05.04.2012 tarihi itibariyle davanın derdest olduğu anlaşılmış, ancak dosya aslı gönderilmediği için 05.04.2012 tarihinden sonraki celselerde davanın hükme bağlanıp bağlanmadığı yani dosyanın halen derdest olup olmadığı anlaşılamamıştır.
Kadastro davalarında, tutanak aslının dosyada bulundurulması ve çelişkili kararların verilmemesi ve infaz sırasında tereddüt yaratılmaması bakımından aynı parseller hakkında açılan davaların birleştirilerek görülmesi ve taşınmaz hakkında tek sicil (kayıt) oluşturulması usul hükmü gereğidir. Bu nedenle, aynı parselin dava konusu olduğu davaların H.M.K.’nun 166. maddesi gereğince birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ayrı ayrı görülmesi isabetsiz olmuştur.
O halde, mahkemece, öncelikle 2010/136 sayılı dosya getirtilerek, eğer mahkemenin 2010/136 sayılı dosyası halen derdest ise, aralarında hukukî ve fiili yönden irtibat bulunan ve biri hakkında verilecek kararın diğerini de etkileyeceği dikkate alınarak, 2010/136 sayılı dosyada da, dava konusu olan 114 ada 56 parsele karşı açılan dava 2010/136 esas sayılı dosyadan tefrik edildikten sonra, mahkemenin temyize konu bu dosyası ile H.M.K.’nun 166. maddesi gereğince birleştirilmesi ve bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, aksi halde yani 2010/136 sayılı dosya hükme bağlanmış ve kesinleşmiş ise, aynı parselle ilgili birbiri ile çelişkili ve infaz sırasında tereddüt yaratacak iki ayrı karara yol açmamak bakımından, öncelikle çekişmeli 114 ada 56 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslı temyize konu bu dosya içine konularak, tesbit maliki Hazine ve lehine kullanıcı şerhi bulunan gerçek kişi bu dava da taraf olduğuna göre, mahkemenin kesinleşen 2010/136 sayılı dava dosyasının bu davada taraf olmayan davacı gerçek kişilerinin davaya katılımı sağlanmak suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilip çekişmeli 114 ada 56 parsel sayılı taşınmaz hakkında tek sicil (kayıt) oluşturulabilmesinin sağlanması bakımından yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre ise, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tesbit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve ayrıca çekişmeli 114 ada 56 parsel sayılı taşınmazın eylemli orman olduğu gerekçesiyle orman niteliğiyle tapuya tesciline karar verildiğine göre, hem tutanağın beyanlar hanesindeki 2/B madde şerhinin, hem de kullanıcı şerhinin iptali sonucunun doğması bakımından, kadastro tesbitinin bütünüyle iptaline karar verilmesi gerekirken, tutanağın beyanlar hanesinde bulunan 2/B madde şerhini kapsamayacak şekilde, tesbitin sadece kullanıcı şerhi yönünden iptaline karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 17.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.