Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/9680 E. 2012/14950 K. 25.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9680
KARAR NO : 2012/14950
KARAR TARİHİ : 25.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi katılan … Yönetimi ve davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı Fayim Erez 13.03.2003 tarihli dilekçesiyle, Kozluk İlçesi, Taşlıdere Köyü 889 sayılı parselin, davacı … 13.03.2003 tarihli dilekçeyle Taşlıdere Köyü 906 sayılı parselin, davacı … ise; Taşlıdere Köyü 907 sayılı parselin kendi adlarına tapuda kayıtlı olduğu, parsellerine tütün ekerek ziraat ettikleri, arazilerini suladıkları dereye, davalı Amerikan şirketi olan … (Petroleum Exploration Mediperraneainc) tarafından kimyasal atık bırakılması nedeniyle, … süredir arazilerinde ekim dikim yapamadıkları, 2002 yılında da şirket tarafından dereye set çekilerek suyun tarlalarına ulaşmasın engel olunduğu, sulama yapılamadığı için ekim de yapılamadığı, bu şekilde zarar gördükleri, Borçlar Kanunun 41 ve devamı maddeleri gereğince, uğradıkları zarar nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla …. 30.000.000.000,00.-TL, … Orakçı 20.000.000.000,00.-TL ve … Erez 10.000.000.000,00.-TL tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak, yasal faiziyle birlikte kendilerine verilmesini istemiştir.
Orman Yönetimi, 14.06.2006 tarihli dilekçesiyle, dava konusu parsellerin öncesi ve eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu, tapu kayıtlarının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılma isteminde bulunmuştur.
Çekişmeli taşınmazlardan … adına kayıtlı 25.125,00 m² yüzölçümündeki Taşlıdere Köyü 906 sayılı parsel ve … adına kayıtlı 8005,00 m² yüzölçümündeki parsellerin tapu kayıtları, gerçek kişiler tarafından Hazine, köy tüzel kişiliği ve Orman Yönetimi aleyhine, Medeni Kanunun 639. maddesi hükmüne göre açılan tescil davasının kabulüne ilişkin yargı kararlarının kesinleşmesi ile, …adına kayıtlı Taşlıdere Köyü 889 sayılı 44.903,00 m² yüzölçümündeki parselin tapusunun ise yine,….tarafından, Hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine Medeni Kanunun 639. maddesine göre açılan tescil davasının kabulüne ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesiyle oluşmuştur.
Mahkemece, Orman Yönetiminin davaya katılma istemi hakkında bir ara kararı kurulmamış, gerekçeli karar ile yerinde olmayan katılma isteminin reddine karar verilmiş, davacı gerçek kişilerin davasının ise, TÜBİTAK tarafından yapılan toprak analizlerinde, çekişmeli parsellerde hidrokarbon kirliliğinin bulunmadığı, toprağında kimyasal atık ya da petrol atığına rastlanmadığı, davacıların bir zararının oluşmadığı, beklenen zarar değil gerçekleşen zararın tazminini istenebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm katılan … Yönetimi ve davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesi, cevap, kararın dayandığı gerekçeye ve dosya kapsamına göre dava … kirliliğine neden olmak suretiyle uğranılan zararın tazminine ve tazminat davasına konu edilen taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu için tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkindir.
1) 1086 sayılı H.U.M.K.’nun da davanın ihbarı ve davaya fer’i katılım düzenlenmiş, asli katılmaya yer verilmemişken, 6100 sayılı H.M.K.’nun 65. maddesinde asli müdahaleye yer verilmiş, bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişilerin, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceği, asli müdahale davası ile asıl yargılamanın birlikte yürütüleceği ve karara bağlanacağı, öngörülmüşse de, asli müdahale de, katılma davaya olup, başka bir dava nedeni, ya da başka bir ifadeyle maddi vakıaya ya da başka bir hukuki sebebe dayanılamaz. Asli katılma isteminde bulunan kişi, katıldığı dava ile doğrudan ilgisi olmayan … bir dava ileri sürümez. Somut olayda; dava, petrol arama faaliyetleri sırasında, davalı şirketin neden olduğu zararın tazmine ilişkin olduğu halde, Orman Yönetimi davacılara ait taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya katılmayı istediğine göre, Orman Yönetiminin katılma isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
2) Davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarına gelince; somut olayda uyuşmazlık, davalı petrol şirketinin petrol çıkarma faaliyeti sırasında açığa çıkan ve … yatağına karışan petrol sızıntısı nedeniyle, derenin taşıdığı suyun tarımda kullanılamayacak derecede kirlenip kirlenmediği, davacıların taşınmazlarını bu dereden sulama imkanı bulunup bulunmadığı, derenin kirlenmesi nedeniyle davacıların zarar görüp – görmedikleri, görmüşlerse bu zararın miktarına ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.07.2007 gün 2007/4 – 422, 2007/536 sayılı kararında değinildiği gibi, sorumluluk hukukunun tarihsel gelişim süreci içerisinde, kusur sorumluluğundan kusursuz sorumluluğa kadar uzayan bir yol izlenmektedir. Kusur sorumluluğunda bir zararı başkasına tazmin ettirmek, ancak, zarar onun kusurlu bir fiilinden doğmuş ise mümkün olduğu halde, büyük sanayinin gelişmesi, üretim ve taşıt araçlarının makineleşmesi, … enerji kaynaklarının bulunması halkın büyük şehirlerde yoğunlaşması ile modern hayatta zarar olasılıklarının çoğalması, böylece teknik ilerleme ve ona bağlı tehlikelerin artması ile birlikte, zarar görenlere etkili bir koruma sağlamaya elverişsiz ve dolayısıyla adaleti sağlama bakımından da yetersiz kalmaya başladığından, bir kimsenin kusurlu olmasa dahi kendisinin verdiği zarar nedeniyle tazmin sorumluluğunu, kısacası kusursuz sorumluluğu gündeme getirmiştir. Bilimsel çevrelerde kusursuz sorumluluk halleri, olağan sebep sorumluluğu – tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayrıma tabi tutulduğu gibi, hakkaniyet sorumluluğu-nezaret ve ihtimam gösterme yükümünden … sorumluluk-tehlike sorumluğu” şeklinde üçlü ayırıma da gidilmiştir. Kusursuz sorumluluk hallerine, objektif sorumluluk üst başlığı altında yer veren görüşler de bulunmaktadır. Tehlike sorumluluğu, [“terminolojide” “ağırlaştırılmış sebep sorumluluğu”], “ağırlaştırılmış objektif sorumluluk” olarak yer alır. Diğer sorumluluk türlerinden farklı olarak bu sorumluluk türünde, … beyyinesi (kanıtı) yasalarda bulunmamaktadır. Ancak, illiyet bağını kesen sebeplerle sorumluluktan kurtulunabilir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14/05/2012 gün ve 2012/4630-8466; 21.06.2012 gün ve 2012/8239-11054, 03.02.2011 gün ve 2011/282-1055; 16.02.2011 gün ve 2011/1377-2011/1406 sayılı kararları ve daha bir çok kararında değinildiği gibi, belli bir hizmetin verilmesi ve tesisin kullanılması sonucu hukuk kurallarının bir gereği olarak … zararlardan da tesis sahibi sorumludur. Hatta bu sorumluluk kusura dayanmayan, tehlike sorumluluğu olarak da kabul edilmek gerekir. Bu özelliği nedeniyle tesisi kullanan ve onu işletenin yüksek özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Aksi halde; en … bir özensizliğin maddi değerlerle ölçülemeyecek kadar ağır sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Bunun için zarar görenin zararını değil, tesis ve işletme sahibinin, tesisin işletilmesinden dolayı kişilere, bu bağlamda, çevreye bir zarar verilmediğini ve herhangi bir olumsuz sonuç yaratılmadığını kanıtlaması gerekir. Bu sonuç genel sorumluluk kurallarının aksine, davalı yanın işletmesinin ağır tehlike doğuracak özelliğinden kaynaklanmaktadır
818 sayılı Borçlar Kanununda hallerinden hayvan sahibinin sorumluluğu, işverenin sorumluluğu, bina sahibinin sorumluluğu gibi objektif (kusursuz) sorumluluk hallerine yer verildiği halde, işletme sahibinin sorumluğu ile tehlike sorumluluğuna yer verilmemiş, yukarıda değinildiği gibi, bu terimlere ve sorumluluk hallerine Yargı İçtihatları ve Bilimsel İçtihatlarda yer verilmiş, ancak; karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanununun 71. maddesinde Kusursuz Sorumluluk hallerinden biri olarak Tehlike Sorumluluğu başlığı altında “Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumlu olduğu, bir işletmenin, mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler gözönünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletme olduğunun kabul edileceği, özellikle, herhangi bir kanunda benzeri tehlikeler arz eden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörülmüşse, bu işletme de önemli ölçüde tehlike arz eden işletme sayılacağı, öngörülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında, davalı şirketin petrol çıkarma işleri nedeniyle umumi suyu başka deyişle akarsuyu kirlettiği ve bu şekilde bir zarar oluştuğu belirlendiği taktirde, bu zarardan sorumlu olduğu, zarar görenlerin, zararlarının tazminini isteyebilecekleri kabul edilmelidir.
Davalı şirketin umumi suyu, kirletip kirletmediği, bu kirlilik nedeniyle davacı tarafın zararının oluşup oluşmadığı mahkemece incelenmiş, 25.06.2004 tarihli keşifte, hakim gözlemi olarak, çekişmeli parsellere 500 metredeki … yatağına bent yapılması nedeniyle, çekişmeli parsellerin … arazi olama özelliği kalmadığı, mevsim itibariyle çok az su çıktığı, … üzerine su arıtma tesisinin yapıldığı, bendin kenarında taşlık alanda yaklaşık 15 cm yüksekliğinde ve 3 metre uzunluğunda ham petrol atık çizgisinin bulunduğu, setin dayandığı duvarda bir hat şeklinde ham petrol lekelerinin bulunduğu, setin … tarafına yine suyun aktığı kısımda yamaçta bitişik yerlerde petrol atıklarının bulunduğu, keşif tutanağına yazılmış, keşfe katılan kimya mühendisi bilirkişi … … … yatağından toprak ve su toprak analizi aldığını ve TÜBİTAK’a gönderdiğini belirttikten sonra, 21.02.2005 tarihli raporunda; hidro karbon içeriğinin çok düşük olduğu, toprakta petrol kirliliği bulunmadığı, arıtılmış suda petrol kirliliği bulunmadığı, arıtılmamış suda ise petrol kirliliği bulunduğu, yine arıtılmış suda da petrol içerisinde bulunan maddelere (dimethylsulfoxide ve diethylphthalete) tesbit edildiği, Benzyhchloride nin benzen halkasından klor bağlı bir birleşik olup, petrol ile klor içeren her hangi bir ortamın birleşmesi ile oluşabileceği, Trmenhylpentanenin petrol kökenli bir birleşik olduğu, Dimethylsulfoxide petrol rafinasyonu sırasında eğer petrolde kükürt var ise oluşabilen bir birleşik olduğu, Diethylphthalatenin ise, reçinemsi bir madde olup petrol kökenli olmadığı, sonuç olarak bu maddelerin suya petrol karıştığının göstergesi olduğunu bildirmiş, TÜBİTAK Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü laboratuarında araştırmacılar Sönmez Dağlı ve uzman araştırmacı Fehmi İşbilir tarafından düzenlenen 03.11.2004 tarihli analiz raporunda, asliye hukuk mahkemesinin 15.10.2004 gün ve 2004/32, 33 ve 34 esas nolu dosyalarında değerlendirilmek üzere 2 adet su örneğinde yapılması istenen petrol esaslı kirlilik analizlerinin yapıldığı, analize gönderilen numunelerin içerikleri anlatıldıktan sonra sonuç olarak arıtılmamış su örneğinin petrol kirliliği içerdiği, arıtılmış su örneğinin ise petrol kirliliği içermediği bildirilmiştir. 14.10.2004 tarihli keşifte sulama tesisatı bulunmadığı ve buğday hasadı yapıldığı gözlem olarak geçirilmiş, yerel bilirkişiler … , … ve … suyun mevsim itibariyle az olduğunu, daha önce davacıların buraları sulandığın görmediklerini, eğer toplama merkezi yapılmasaydı belki sulanabileceğini, ancak; toplama merkezi yapıldığından beri toprak ve derenin kirlenmediği, bundan 20 yıl önce … isimli 100 metre ilerde tarlası bulunan kişinin tütün ekip tarlalarını suladığını, ancak; tütünün kuruduğunu bunun üzerine davalı şirketin para verdiğini, davalı tanığı, … Sancar işletme formenlerinin haber vermesiyle buraya geldiklerinde, … yatağına kendileri tarafından yapılan … çaptaki setin boruları üzerine ve suda petrol atıkları bulunduğunu, buraya geldiklerinde kimsenin bulunmadığını, kendilerinin atıkları temizlediklerini söylemişler, 06.05.2005 günlü keşif sonucu İnşaat Mühendisi Bilirkişi … tarafından düzenlenen 27.05.2005 tarihli raporda, taşınmazın alt yanında Batman-… Karayolunun doğusunda … yatağında yapılan göletin petrol türevi atıklarının tutulması ve arıtılması uzaklaştırılması işlevini görmesi için yapılan betonarme gövdeli göleti incelediğini, 20 metre uzunluğunda ve 2,5 metre yükseklikte olan bu sette deredeki suyun toplandığı, gözlemlediği kadarı ile basit bir dolgu savak ile yapıldığı, dolgu savakın yukarıdan gelen fazla suyun boşaltılması için tasarlandığı bir mekanizma olduğu, dereden gelen sürüntü malzemeler gövdeyi doldurduğundan arıtma işlevini kayıp ettiğini söylemiş, Makine Mühendisi Bilirkişi … ise, raporunda … çaptaki barajda mekanik olarak bir arıtma sistemi bulunmadığını, ancak; içinden gelen … borular vasıtasıyla doğal arıtma yapılabildiğini, şu anda boruların tıkalı olduğundan işlevini yitirdiği, arıtma sisteminin yetersiz olduğunu bildirmiş,
Davacı tarafın isteği üzerine makine mühendisi bilirkişi Yard. Doç. Dr. … , inşaat mühendisi bilirkişi Öğ. Gör. . … ve Jeoloji mühendisi bilirkişi Yard. Doç. Dr. … … tarafından düzenlenen 17.06.2005 günlü raporda, … Petrol Şirketi tarafından, Taşlıdere Köyünde faaliyet gösteren …. Petrol üretim sahasında oluşturulan petrol nakil boru hatlarında oluşabilecek muhtemel petrol sızıntısının … yatağına karışmaması için adı geçen firma tarafından yapılan setin (Batman … Kavşağı 7+300 km’de ) fakültemiz öğretim elemanlarından oluşan heyetçe incelenmesi istendiğinden 15.06.2005 tarihinde yapılan incelemede; 20 x 2, 50 x 1/2,40 ebadında yapılan betonarme setin olası muhtemel petrol sızıntısını engellemek için yapıldığı (foto-1), 13 inçlik … akışı yönüne göre % 27 … eğimli 3 metre uzunluğunda 15 adet … boru ile mekanik sistemli bir adet kapağının bulunduğu, inceleme tarihinde setin membaa kısmında az miktarda hidro karbon tortularından oluşan ince bir film tabakası bulunduğu, Mansap kısmında ise gözle görülür hidro karbon artıklarına rastlanmadığı, ayrıca nehir güzergahı boyunca üretim sahası üzerinde yapılan arazi gözlemlendiğinde çeşitli birimler içerisinde doğal cansız hidro karbon sızıntılarına rastlandığı, yapılan bu setin suyun akışını engellemeyip, suyun tahliyesini sağladığı, derenin doğal debisinde azalmaya neden olmadığı, borularda tıkanma bulunmadığını, çalışır vaziyette olduğunu, doğal cansız hidro karbon sızıntılarının dereyi kirletmesinin muhtemel olduğu, … güzergahı boyunca derenin kirlenmesine sebebiyet verilebileceğinin düşünüldüğü, taşkın kotunun … debisine göre revize edilmesi, sızıntıları takip için ekiplerin sürekli kontrol sağlaması ve temizleme çalışmalarının periyodik olarak yapılması, boruların rutin temizlenmesi gerektiği bildirilmiştir.
Tüm bu keşif beyan ve bilirkişi raporlarından, davacılara ait taşınmazlara yakın olan … yatağının, davalı petrol şirketinin petrol çıkarma faaliyetleri nedeniyle az ya da çok kirlendiği, yapılan basit düzenekli arıtma tesisinin, etkili olmadığı, petrol atıklarının görevlilerce toplanmaması halinde, tesisin dereyi temizlemeye yetmediği gibi, bu tesisle suyun serbest akışına müdahale edildiği anlaşılmaktadır.
Medeni Kanunun 715/2. maddesindeki “Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz.” umumi sular kamunun kullanımına ait olup, herkes eşit şekilde yararlanabilir. Medeni Kanunun 742 ve devamı maddelerinde doğal olarak akan sulardan ne şekilde yararlanılacağı, üst ve alttaki taşınmazların sorumluluğu ve hakları düzenlenmiştir. Buna göre; komşulardan hiçbiri bu suların akışını diğerinin zararına değiştiremez. Üstteki arazi maliki, alt taraftaki taşınmaza gerekli olan suyu, ancak kendi taşınmazı için zorunlu olduğu ölçüde tutabilir. 743. madde gereğince alt taraftaki arazi maliki boşaltma dolayısıyla akan sulardan zarar görmekte ise, gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere, kendi arazisinde yapılacak mecrayla suyun akıtılmasını isteyebilir. Su Havzalarının Korunması ve Yönetim Planlarının Hazırlanması Hakkında Yönetmeliğin amacı 1. maddesinde “Bu Yönetmeliğin amacı, yüzeysel sular ve yeraltı sularının bütüncül bir yaklaşımla miktar, fiziksel, kimyasal ve ekolojik kalite açısından korunması ve su havzaları yönetim planlarının hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” şeklinde açıklanmış, yönetmeliğin 6 maddesinde su havzalarının nasıl korunacağı, 16. maddesinde de bu havzaları kirletenlerin ne şekilde sorumlu olduğu öngörülmüştür.
Yasa, Yönetmelik, bilimsel ve yargısal içtihatlar karşısında, … niteliğindeki dereyi kirleterek, zarar veren kişinin, bu kirlilik nedeniyle uğranılan zararlardan sorumlu olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Serbest akan umumi sulardan yararlanma olanağı bulunduğu halde, bu olanak … kirletilmek suretiyle ortadan kaldırılan taşınmaz malikinin zararı olmadığı söylenemeyeceği gibi, bu zarardan suyu kirleten sorumludur. Yargı kararları ile kabul edilen kusursuz sorumluluk türü olan tehlike sorumluluğunun gereği de budur. Bu nedenle, zarar her zaman mal varlığının eksilmesi şeklinde değil, mal varlığındaki fazlalaşmasının engellenmesi şeklinde de tezahür edebileceğinden, mahkemenin davacılara ait taşınmazların dereden sulanmadığı, davcılara ait tarlalarının kirlenmediği, henüz davacıların oluşmuş bir zararlarının bulunmadığı şeklindeki gerekçesi bu nedenle yerinde değildir.
Diğer taraftan; mahkemece, davacı tarafın kirlendiği iddia edilen dereden yararlanma olanağı bulunup bulunmadığı, dereden yararlandığı taktirde kazancında artma meydana gelip gelmediği, geldi ise bunun davacılara ne kadar maliyetinin olacağı, sulama tesisinin ne kadar sürede amorti edilebileceği hususları yöntemince araştırılmamıştır. O halde, davacılara ait taşınmazların niteliği ve … olup olmadığı, söz konusu dereye olan mesafesi ve bu derenin suyundan sulama amaçlı yararlanıp yararlanamayacağı, bunun ekonomik olup olmadığı, başka bir alternatif bulunup bulunmadığı, mevcut haliyle dereden sulanması halinde, taşınmazların zarar görüp görmeyeceği, davacılar ait taşınmazların yerleşim alanlarına uzaklığı, iklim şartları arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu gözetilerek oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtilmek suretiyle ve bu verilere uygun biçimde, … ve susuz olmasına göre ayrı ayrı değerlendirme yapılmak suretiyle değeri hesaplanmalı, sulama yapmak için kurulacak tesisat bedeli, belirlenerek, bu bedelinde de diğer maliyet kalemleri gibi, elde edilecek gelirden amortisman hesabına göre düşürülmesi ve oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken, sulama tesisatı ürün maliyetine eklenmediği için yöntemin uymayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usûl ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda ikinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran gerçek kişilere iadesine 25.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.