YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/139
KARAR NO : 2013/4094
KARAR TARİHİ : 09.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Makaracı Köyü 196 ada 3 parsel sayılı 10.453,46 m² yüzölçümündeki taşınmaz, maliki belirlenemediğinden tarla niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı taşınmazın uzun yıllardır zilyetliğinde olduğunu, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının lehine oluştuğunu belirterek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan babası Mehmet Doğu mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 196 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile tamamı dört pay kabul edilerek, davacı … ve arkadaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş, davalı Hazine tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24/05/2010 gün, 2010/2505 E – 5836 K sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: [Mahkemece, çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, uzman bilirkişi raporunda taşınmazın eğiminin % 30 olarak belirtildiği ve taşınmazın eylemli çalılık niteliğinde olduğu, rapora ekli 1984 tarihli memleket haritasında da çalılık rumuzlu yeşil renkli alanda kaldığı, buna göre; eğimi % 12’den fazla olan, maki cinsi ağaççıklarla kaplı, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan, çevresinde bulunan aynı karakterdeki devlet ormanının devamı niteliğindeki çekişmeli parselin, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesinin 2. fıkrasının (J) bendinin karşı kavramı gereğince, orman sayılan yer olarak kabul edilmesi gerektiği, 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26 (a) ve (j) maddesi ile aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince “komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olması bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı”, bu nedenle; çekişmeli parsel seri bazında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakılsa da, 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7/1. maddesi gereğince “herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış orman olması nedeniyle” her zaman orman olarak sınırlandırılabileceği ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gözetilerek, davanın reddi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek davanın kabulü yolunda karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.] denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından, mirasbırakan adına tescil talebinde bulunduğu mirasbırakanın kendisinden başka mevcut mirasçılarının davada yer alması veya terekeye temsilci tayini yapılmadan eksik inceleme karar verildiği gerekçesi ve inceleme sırasında nazara alınacak sair nedenlerle temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılıp 24/06/2008 – 23/07/2008 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosu ve 23/09/2008 – 22/10/2008 tarihleri arasında ilân edilen arazi kadastrosu vardır.
Tapu iptal ve tescil davalarında, davacı sıfatı, tapu maliki gerçek ve tüzel kişilerin tümüne aittir. Paydaşların aralarında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Dava, tapuda pay sahibi olan gerçek kişilerden bir kısmı tarafından bütün mirasçılar adına tescil istemi ile açıldığına göre, hepsinin davacı sıfatıyla davada yer almaları zorunludur. Mahkemece, davacı … dışındaki mirasçılardan açılan davaya onay verip vermediklerinin ve davada davacı olarak yer alıp almayacaklarının sorularak belirlenmesi veya terekeye temsilci tayini için davacıya süre verilmesi, davacı dışındaki mirasçıların davacı olarak davaya katılmaları veya terekeye temsilci tayini durumunda davada taraf teşkili oluşturulup, savunma ve delilleri sorulduktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanamaması durumunda ise, dava şartı olan ve mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacak olan, taraf ve dava ehliyeti noksanlığı nedeniyle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerektiğinin gözetilmemiş olması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’nun temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 09/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.