YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1549
KARAR NO : 2013/5979
KARAR TARİHİ : 23.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, Gümüldür Beldesi, Kümeevler mevkiinde bulunan ve kadastro sırasında fundalık ve çalılık niteliğiyle tescil harici bırakılan taşınmazın davalı tarafından zeytin ağaçları dikmek sureti ile işgal edildiğini ileri sürerek, davalının taşınmaza vaki el atmasının önlenmesi ve üzerinde bulunan yapıların kal’i talebi ile dava açmıştır. Mahkemenin birleştirilen 2006/125 Esas sayılı dava dosyası ile davalı karşı davacı … dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Gümüldür Beldesi, Kümeevler mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, Hazinenin davasının kabulü ile (A) ile gösterilen 4767 m² yüzölçümündeki taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline, beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılmıştır şerhinin verilmesine, bu kısma yönelik davalının elatmasının önlenmesine, zeytin ağaçları dışındaki diğer ziraî muhdesatın masrafı davalıdan alınmak sureti ile kal’ine karar verilmiş; davalı- karşı davacı … vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12/12/2011 tarih ve 2011/15423 – 14503 sayılı kararı ile hüküm bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararda özetle; “Çekişmeli taşınmazın yörede 5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4. madde gereğince yapılan kadastro sırasında 2750 ada 1 parsel olarak 5924,48 m² yüzölçümüyle 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğundan Hazine adına tesbit gördüğü ve 06.07.2010 tarihinde tesis kadastrosu sonucu tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmaza asliye hukuk mahkemesinde davalı iken taşınmaza yönelik olarak 5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4 madde gereğince kadastro işlemi yapıldığı ve tutanağın davalı olduğu bildirilerek, 3402 sayılı Kanunun 2, 28 ve 30. maddeleri gereğince malik hanesi boş bırakılarak kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekirken, 2750 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağının kesinleştirilmesi doğru değildir. Mahkemece davanın görev nedeniyle reddine ve dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gereklidir.” denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak davanın görev nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli kadastro mahkemesine gönderilmesine, HMK’nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konusunda görevli mahkemece karar verilmesine karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, elatmanın önlenmesi, taşınmaz üzerindeki muhtesatın kal’i ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1949 yılında 3116 sayılı Kanun hükümleri gereğince yapılan orman tahdidi, 1975 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 1985 yılında yapılan 2896 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması ile 24.06.1994 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Taşınmazın bulunduğu yörede 5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen ek 4. madde gereğince kadastro işlemi yapıldığı anlaşılmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 23/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.