YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1559
KARAR NO : 2013/3235
KARAR TARİHİ : 25.03.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ….. Köyü 106 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 ve 25 parsel sayılı taşınmazlar, 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkartılan yer belirtmesi yapılarak tarla niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılar, taşınmazların Nisan 1977 tarih 2 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürerek dava açmışlardır. Orman Yönetimi, 106 ada 1, 3, 4 ve 24 sayılı parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece, davacı gerçek kişilerin davasının reddine, Orman Yönetiminin davasının kabulü ile dava konusu 106 ada 1, 3, 4 ve 24 sayılı parsellerin kadastro tespitlerinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, 106 ada 20, 17, 11 ve 6 sayılı parseller hakkında daha önce verilip kesinleşmiş hüküm bulunduğundan, bu parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve davacı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde, 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre orman kadastrosu yapılmıştır.
Mahkemece, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davacı gerçek kişilerin davalarının reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Dava konusu olan 106 ada 6, 11, 17 ve 20 sayılı parsellerle ilgili daha önce Orman Yönetimi ve Hazine arasında görülen mahkemenin 2007/686, 785, 786 ve 787 sayılı dosyalarında hükme esas alınan ve orman bilirkişi Yunus Şahan tarafından düzenlenen rapora ekli 1956 tarihli memleket haritasının kadastro paftası ile çakıştırılması ile bu dosyada hükme esas alınan orman bilirkişi Ümmügülsüm Yorulmaz tarafından düzenlenen rapora ekli 1956 tarihli memleket haritasının kadastro paftası ile çakıştırılmasının farklı olduğu, çakıştırmalarda kuzey-güney yönlü kaydırmaların göründüğü, iki rapor arasında çelişkiler olduğu halde bu çelişki giderilmeden karar verildiği gibi, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda ise, eski tarihli memleket haritasında dava konusu 1, 17 ve 24 sayılı parsellerin geniş yapraklı ve ibreli yapraklı yeşil renkli ormanlık alanda, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 11, 12, 13, 16, 18, 20 ve 21 sayılı parsellerin kısmen iğne yapraklı yeşil renkli alanda, kısmen açık alanda kaldıkları, 8, 9, 10, 14, 15, 19, 22, 23 ve 25 sayılı parsellerin beyaz renkli alanda kaldığı, ancak orman içi açıklık niteliğinde olduğu, sonuç olarak bütün taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Oysa ki, taşınmazların konumlarına göre 1956 tarihli memleket haritasında dahi görülen yol ve derelere sınır oldukları dikkate alındığında, dört taraftan ormana komşu olmamaları nedeniyle orman içi açıklığı olarak nitelendirilmeleri mümkün olmadığı gibi, yapılan keşif ve uygulama ile de, taşınmazların Eylül 318 tarih 15 sayılı tapudan gelen Nisan 1977 tarih 2 sayılı kaydı kapsamında kaldığı bildirildiğine göre, tapulu yerlerin orman içi açıklığı olarak değerlendirilmesi zaten mümkün değildir. Belirtilen nedenlerle, orman bilirkişi raporu çelişkili ve yetersiz olup hükme esas alınamaz.Diğer taraftan, dava konusu taşınmazlar öncesi orman olduğu kabul edilerek 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ve Orman Yönetimi de bu işleme itiraz ettiği halde, Orman Yönetiminin itiraz ettiği parseller yönünden davanın 2/B uygulamasına itiraza ilişkin olduğu gözönünde bulundurularak taşınmazların bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybedip kaybetmediği konusunda herhangi bir araştırma yapılmamıştır. O halde;
Mahkemece, dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve varsa krokileri, revizyon görmüşse revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlara ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; dava konusu taşınmazların orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve karlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmazlar üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazların hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması ve taşınmazların hangi maddî ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığı raporunda açıklamalıdır. Bu şekilde yapılacak araştırma sonucunda, taşınmazların bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirdiği belirlendiği takdirde, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman olmasına bakılmaksızın Orman Yönetiminin davası reddedilmelidir. Ayrıca, dayanak tapu kaydı yöntemince zeminde uygulanarak sınırları belirlenmeli, eski tarihli belgelerde orman olmayan ve tapu kapsamında kalan taşınmazlar yönünden başka bir araştırmaya gerek kalmadan dava kabul edilmeli, kayıt kapsamında kalmayan taşınmazların zilyetlikle kazanılıp kazanılmayacağı üzerinde durulmalı, tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve davacı gerçek kişiler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yatırılan temyiz harcının istek halinde iadesine 25/03/2013 günü oy birliği ile karar verildi.