YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/221
KARAR NO : 2013/4616
KARAR TARİHİ : 18.04.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar kayyımı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, dava dilekçesiyle Korgun İlçesi, … Köyü, Sarıdağ Mevkiinde bulunan davalılar adına kayıtlı 3389 nolu parselin, bölgede 2007 yılında yapılan orman kadastrosu çalışmaları sırasında 81 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından kısmen orman alanı içerisinde bırakıldığını ileri sürerek, tapunun iptaliyle kısmen orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, tapu maliklerinden bir kısmının dava tarihinde ölü oldukları anlaşılmakla, mirasçılarına karşı açılmayan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22.10.2009 tarih 2009/11381 – 15389 sayılı bozma kararında özetle; ”Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden davalılardan …’un dava tarihinden önce ölmüş olduğu, diğer davalıların yerine ise baba isimleri farklı kişilere ait nüfus kayıtlarının dosyada yer aldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, öncelikle nüfus kayıtları uymayan davalılar İsmail kızı …. ile ….kızı …’e ait nüfus kayıtları getirtilerek sağ olup olmadıkları denetlenmeli, sağ olan davalıların adresleri tespit edilip Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek davada taraf teşkili sağlanmalı, ölü olduğu saptanan davalılar yönünden ise verasete esas olacak biçimde nüfus aile kayıt tablosu ya da veraset ilamı alınarak belirlenecek olan mirasçılarına karşı ayrı bir dava açmak üzere davacı … Yönetimine süre verilmeli, daha sonra da açılan davalar birleştirildikten sonra işin esası hakkında bir hüküm kurulmalı, davalıların tamamının dava tarihinden önce öldüklerinin anlaşılması halinde 04.05.1978 gün 4/5 sayılı İ.B.K uyarınca ölü kişi aleyhine dava açılması hukuken olanak dışı olup kural olarak davanın tarafları ıslah yoluyla dahi değiştirilemeyeceğinden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu yönünden reddine karar verilmesi gerekir. Değinilen hususlar gözetilmeksizin yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” denilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, Orman Yönetimine ölü … mirasçılarına dava açmak üzere süre verilmiş, … mirasçılarına karşı açılan dava dosyası eldeki dosya ile birleştirilmiş, kim oldukları tesbit edilemeyen… kızı …., … kızı …ve … kızı…’ye kayyım olarak … atanmış, yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, Çankırı İli, Korgun İlçesi, … Köyü 3389 parsel sayılı taşınmazın 07.10.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5800 m2 miktarlı kısmının tapusunun iptaline, Orman vasfı ile Hazine adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 763 m2 miktarlı kısmın tapu malikleri üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar kayyımı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastrosu 28.02.2008’de ilân edilerek 28.08.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Arazi kadastrosu çalışmaları ise 1959 yılında yapılmış ve dava konusu parsel itirazsız kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın temyize konu (A) bölümünün orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince temyiz eden davalılardan onama harcı alınmasına yer olmadığına 18/04/2013 günü oy birliğiyle karar verildi.