Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/2300 E. 2013/6154 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2300
KARAR NO : 2013/6154
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Tuzla Köyü, … Nehri Boyu Mevkiilerinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunun iddia ederek, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmıştır. Hazine de verdiği dilekçe ile Medeni Kanunun 713/6. maddesi gereğince taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, 2469,12 m² yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı … tapuya tesciline karar verilmiş, Hazine vekili tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2011/11598 – 10931 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece; dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, 1980-1990’lı yıllara ait yakın tarihli orijinal renkli memleket haritaları ile kesinleşmiş kıyı kenar harita ve evrakları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita ve kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi bir orman yüksek mühendisi ve bir jeoloji mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, yine taşınmazın eski ve yeni niteliği konusunda jeoloji mühendisinden de ayrıntılı rapor alınmalı, varsa kesinleşmiş kıyı kenar haritası uygulanmalı ve taşınmazın konumu bu harita üzerinde işaretlenmeli, haritalardaki farklı gözüken konumlara göre Sakarya Nehrinin bu alanda yatak değiştirip değiştirmediği haritalardaki gözlemler ışığında tartışılmalı taşınmaz ile Sakarya Nehri arasında kot farkı bulunup bulunmadığı dahi araştırılması ve tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi,” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazın (B) işaretli 377,50 m² yüzölçümlü bölümünün tarla niteliği ile davacı … tapuya tesciline, (A) işaretli bölümü kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bu bölüme ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1952 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 1744 sayılı Kanuna göre 1974 yılında yapılarak dava tarihinde kesinleşen 2. madde uygulaması vardır. 3302 sayılı Kanuna göre 15.04.1999 tarihinde ilân yapılıp kesinleşen 2/B uygulaması vardır.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastro işlemi 12/05/2005 tarihinde yapılmış ve kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapıldığına ve uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu ve kadastronun kesinleşmesinden sonra davacının kadastrodan önceki sebebe dayalı makul süre içinde dava açtığı belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 27/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.