Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/2548 E. 2013/6174 K. 28.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2548
KARAR NO : 2013/6174
KARAR TARİHİ : 28.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVACILAR : Hazine – …

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 30.11.2012 günlü hükmün davacılar …, … , … , … , … ve … … vekili tarafından ayrıca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.05.2013 günü için yapılan tebligat üzerine dahili davalı ve katılan Hazine vekili avukat … ile davalı asıl … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastroda … Köyü, Köyiçi Mevkii 101 ada 762 parsel sayılı 44845,24 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Şubat 2003 tarih 6 sıra numaralı tapu kaydı ve 8 hektar 70 Ar miktarlı 1937 tarih ve 467 tahrir numaralı vergi kaydı esas alınarak, taşınmaz üzerindeki kagir evlerden, krokide (A) ile gösterilen evin … , (B) ile gösterilen evin … , (C) ile gösterilen evin … Durdu Göküş, (D) ile gösterilen evin …, (F) ile gösterilen evin …, (G) ile gösterilen evin … Genç, (H) ile gösterilen evin … , (I) ile gösterilen evin … … ‘e ait olduğu beyanlar hanesine yazılmak suretiyle … adına tesbit edilmiştir.
Davacı … 13.07.2007 tarihli dilekçesiyle; 101 ada 762 sayılı parselin ekli krokide (A) ile gösterilen bölümün kendisine babasından intikal ettiği, daha önce babasının ve 1970 yılından sonrada kendisinin taşınmazı zilyet ettiği, üzerindeki evin 1968 yılında yapıldığı, babası tarafından 1950 yılında yaptırılan evin 1980 yılına kadar kullanıldığı, babasının ölümünden sonra da kendisi tarafından kullanıldığı, krokide (C) ile gösterilen bölümün ise üzerindeki evin 1940 yılında … Durdu Göküş tarafından yaptırılıp onun zilyetliğindeyken ondan satın aldığı, o tarihten beri kendisinin zilyet ettiği, yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, bu bölümlerin adına tescili,
Davacı … 13.07.2007 tarihli dilekçesiyle; 101 ada 762 sayılı parselin ekli krokide (B) ile gösterilen bölümün kendisine babasından intikal ettiği, babası tarafından 1950 yılında yaptırılan evin 1980 yılına kadar kullanıldığı, babasının ölümünden sonra da kendisi tarafından kullanıldığı, krokide (C) ile gösterilen bölümün ise üzerindeki evin 1940 yılında … Durdu Göküş tarafından yaptırılıp onun zilyetliğindeyken ondan satın aldığı, o tarihten beri kendisinin zilyet ettiği, yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, bu bölümlerin adına tescili,
Davacı … 13.07.2007 tarihli dilekçesiyle 101 ada 762 sayılı parselin krokisinde (D) ile gösterilen bölümü üzerindeki evi 1940 ılından bu yana kendisinin kullandığı, krokide (E) ile gösterilen üzerinde yarı yıkılmış ev bulunan arsayı ise kardeşi … Bekardan satın aldığı, bu yerler için emlak beyanları bulunduğu, yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, tesbitinin iptali ve adına tescili,
Davacı … Genç 13.07.2007 tarihli dilekçesiyle 101 ada 762 sayılı parselin krokisinde (F) ile gösterilen bölümü üzerindeki dayısı …’ten satın aldığı, 60 yıldır eklemeli zilyetliklerinde olduğu yararlarına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, tesbitinin iptali ve adına tescili,
– 2 –
2013/2548 -6174

Davacı … 13.07.2007 tarihli dilekçesiyle; parselin ekli krokide (G) ile gösterilen bölümü ve üzerindeki dükkan olarak kullanılan binanın 1950 yılında … tarafından yapıldığı, atalarından intikalen 60 yılı aşkın süredir amcası … zilyetliğindeyken, ondan satın aldığı ve sonrada kendisinin zilyetliğinde olduğu, davalı ile ilgisinin bulunmadığı, bu bölümün tesbitinin iptali ile adına tescili,
Davacı … … 13.07.2007 tarihli dilekçesiyle; parselin ekli krokide (H) ile gösterilen bölümün ve üzerindeki kagir evi, amcasının çocukları … , Cumali ve … ‘ten 2001 yılında satın aldığı, üzerindeki evin 1960 yılında yapıldığı, krokide (I) ile gösterilen bölümü ise 1972 yılında amcası … … ‘ten satın aldığı ve aynı tarihte üzerine ev yaptığı, o tarihten sonra taşınmazları malik sıfatıyla zilyet ettiği, davalı ile ilgisinin bulunmadığı, bu bölümün tesbitinin iptali ile adına tescili,
Davacı … 13.07.2007 tarihli dilekçesiyle, kendilerine babaları … … ‘ten kalan Köy Camisinin üstüyle birlikte doğusu yol, kuzeyi dere, batısı İnlitaş, güneyi çeşme ile yolun kesiştiği arazi üzerindeki kardeşlerinin hakkını vererek satın aldığı, eklemeli 100 yıldır zilyetliklerinde bulunduğu, emlak beyanlarının olduğu, yararlarına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, 101 ada 762 sayılı bu parselin kendilerine ait bu bölümünün tesbitinin iptali ve adına tescili istemiyle dava açmışlar davalar birleştirilmiştir.
Dava Hazineye yaygınlaştırılmış, Hazine 09.07.2009 tarihli dilekçesiyle parselin orman sayılan yerlerden olduğu, tesbitin iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini isteyerek davaya katılmıştır.
Mahkemece …’in davasının reddine, bu dava ile birleştirilen mahkemenin 2007/285, 286, 287, 288, 289 ve 290 Esaslı dosyalarda açılan davaların reddine, Hazinenin davasının kısmen kabul kısmen reddine, çekişmeli … Köyü 101 ada 762 sayılı parselin tesbitinin iptaline ve fen bilirkişi …’ın 09.01.2012 günlü ek krokide (A) ile gösterilen 10.900,09 m2 yüzölçümündeki alanın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, parselin aynı krokide (B) ile gösterilen 33945,15 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise tesbit gibi davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … (duruşmalı) ile davacılar …, … , … , … , … ve … … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşımazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kanunun 4/3 maddesine göre yapılmış, çekişmeli parsel bu işlemde orman sınırları dışında bırakılmıştır.
1) Davalı … tarafından 19.10.2012 tarihinde mahkeme hâkiminin davadan çekilmesi istenmiş, mahkeme hâkimi tarafından taraflardan birinden kaynaklanan hâkimin çekinmesi isteminin red hükmünde olduğu reddin yargılamayı uzatmak için yapıldığı gerekçesiyle red isteminin reddine ve reddin kötü niyetle yapılması nedeniyle red eden …’nın 1.000,00.- TL para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, reddin reddine ve para cezasına ilişkin ara kararı da asıl hükümle birlikte davalı … tarafından temyiz edilmiştir. Reddi hâkim talebinin esas yönünden reddedilmesi halinde H.M.K.’nun 42/4. maddesi gereğince reddi hâkim talebinde bulunan tarafa, ancak kötüniyetli olması halinde disiplin para cezasına hükmolunabilir. Davalı tarafın, hâkimin tarafsızlığından şüpheye düşülmesine neden olarak ileri sürdüğü gerekçe başlı başına hâkimin reddi nedenlerinden olmadığından, davalı … Kayanın hâkimin reddi nedeninin reddine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, H.M.K.’nun 42/4. maddesi gereğince, hâkimin reddini talebinin reddi halinde, red isteyen tarafın kötü niyetli olması halinde, hâkimin reddi istemini inceleyen merci tarafından red isteyen kişi disiplin para cezası ile mahkum edilebilirse de, red isteminin çekilmesi istenen hâkim tarafından red edilmesi halinde, disiplin para cezasına hükmedilemez. Açıklanan husus gözetilmeksizin, red isteyen …’nın 1000,00.-TL disiplin para cezasına mahkum edilmesi kanunî olmadığından, disiplin para cezasına ilişkin hükmün bozulması gerekmiştir.
2) Mahkemece … tarafından dayanılan tapu kayıtları, memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları ile orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve 13.10.2010 tarihli keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları ile çekişmeli parselin tamamının sınırları itibariyle davalı …’nın tutunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığı, parselin 1990 yılı memleket haritası ve 1969 yılı hava fotoğrafında batısındaki (A) bölümünün ormanlık ve makilik olarak görüldüğü gibi bu bölümün yüksek eğimli üzerinde maki elemanları ve orman ağaçları bulunan orman sayılan yerlerden olduğu, parselin diğer bölümünün ise düz yapıda tarım alanı olduğu, tapu kaydı karşısında davacı gerçek kişilerin zilyetliğine değer verilemeyeceği gerekçesiyle, Hazinenin (A) bölümüne ilişkin davasının kabulü ile parselin diğer bölümüne ilişkin davasının reddine, davacı gerçek kişilerin davalarının reddine karar verilmişse de,
Mahkemece davalı …’nın tutunduğu tapu kaydının ilk tesisinden itibaren cins, miktar ve sınır değişikliklerini gösteren tedavülleri, çekişmeli parselin sınırındaki özellikle vergi kaydı sınırlarında kuzeyindeki dere, doğusundaki yol ötesinde bulunan parsellerin tutanakları ve dayanakları getirtilmemiş ve dayanılan tapu kaydı ve vergi kaydı yöntemince uygulanmamış, güneyindeki çeşme sınırının yol kenarında bulunmasına, parselin güneyindeki 764 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının kuzeyinde … okumasına rağmen, çekişmeli parselin tapu kayıtlarında tapu maliki olarak … bulunmadığına, 1940 yılından daha eski tedavülleri getirtilmediği için öncesinin de böyle birinin tapu sahibi olup olmadığının da anlaşılamadığına, batıdaki İnli Taş sınırı batıdaki orman içinde bulunan kayalıkta yer almasına ve bu sınırların nokta sınır olmasına göre, vergi kaydının sadece yol ve dere sınırı itibariyle çekişmeli parseli kapsayıp kapsamadığı, değişebilir nitelikte sınır içerip içermediği, içeriyor ise sabit sınırın neresi kabul edileceği, tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamının ne şekilde saptanacağı ve miktar fazlası yönünden zilyetlikle edinme şartlarının davacı ve davalılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği yöntemince araştırılmamış, çekişmeli parselin bulunduğu yerde 14.05.2009 tarihli keşif sonunda orman uzmanı bilirkişi … tarafından düzenlenen rapor ve 13.10.2010 tarihli keşif sonunda orman bilirkişi … tarafından düzenlenen raporlar, özelikle çekişmeli parselin batısındaki bölümün eylemli durumu ve memleket haritası ile hava fotoğraflarındaki görünümleri yönünden çeliştiği halde, bu çelişkiler üzerinde durulmamış, bu çelişkiler yöntemince giderilmemiş, davacılar tarafından köy camisi için yer bağışlanmasına ilişkin 03.04.1979 günlü senedin sahteliği ileri sürüldüğü halde, bu konu üzerinde durulmamış, tapu kaydı kapsamındaki yerler için verilen 11.09.1950 tarihli Kaymakamlık Men kararı üzerine, men edilenler tarafından bu yerler ilgili dava açılıp açılmadığı, men kararından sonra bu yerin davacılar tarafından zilyet edilmesi karşısında tapuya dayalı olarak her hangi bir dava açılıp açılmadığı araştırılmamıştır.
Diğer taraftan, yargılama sırasında ileri sürülmeyen tapu kaydına temyiz aşamasında da dayanılamaz. Kadastro mahkemesi basit yargılama usûlüne tabi olup, bu usûlde, taraflar dayandıkları delilleri ilk celseye kadar mahkemeye yazılı olarak bildirebilecekleri gibi, delillerini ilk celsede gelerek de bildirebilirler, davacı taraf dava dilekçesinde tapuya dayanmadıkları gibi, yargılama aşamalarında da tapu kaydına tutunmamışlardır. Bu nedenle ıslaha ilişkin hükümler müstesna olmak üzere, temyiz aşamasında ileri sürdükleri bu tapu kayıtlarına dayanarak iktisap iddiasında bulunamazlar.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukukî durumunun 3116, 4785, 5658, 6831 sayılı kanunlar hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Kanun, sadece hangi nitelikteki taşınmazların Devlet ormanı sayılacağını göstermiş ve Devlet ormanlarının kadastrosunun yapılmasını öngörmüştür. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince, aynı Kanunun 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları aynı Kanunda gösterilmiştir.
Devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtları hukukî değerlerini yitirirler. 6831 sayılı Kanunun 3373 sayılı Kanunla değişik 1/F maddesi, öncesi orman olmayan taşınmazlar bakımından söz konusu olabilir.
O halde mahkemece; öncelikle çekişmeli parselin tesbitine esas alınan tapu kaydının ilk tesisinden itibaren cins ve miktar değişikliklerini evrakı müsbitesi ile birlikte içeren tam tedavülleri ve revizyonları getirtilmeli, kök tapu itibarile tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsellerin tesbit tutanakları ile tesbitleri kesinleşmişse bu yolla oluşan tapu kayıtları, itirazlı olan ya da hükmen kesinleşenlerin bu yolla oluşan tapu kayıtları, bu revizyonları dıştan çevreleyen parsellerin tesbit tutanakları ve dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları,
Çekişmeli parselin kuzeyinde yer alan dere ötesindeki ve doğusunda yer alan yol ötesindeki komşu parsellerin tesbit tutanakları ile var ise tesbitlerinin dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları,
Çekişmeli parselin bulunduğu yerde karayolu için kamulaştırma yapılıp yapılmadığı sorularak yapılmışsa, karayolu kamulaştırmasına ilişkin plan ve kararlar ile davacı ya da davalılardan kamulaştırma yapılmışsa buna ilişkin belge kayıtlar,
Çekişmeli parselin bulunduğu yere ilişkin en eskisinden en yenisine bulunabilen tüm memleket haritaları ve hava fotoğrafları,
Gülnar Kaymakamlığının 11.09.1950 tarihli Kaymakamlık Men kararı dolayısıyla men edilenler ya da men ettirenler tarafından çekişmeli yerlerle ilgili dava açılıp açılmadığı sorularak, açılmış ise ilgili dava dosyaları,
Konuyla ilgili yönetimlerden getirtilmeli,
Dayanılan tapu kayıtları ile vergi kayıtlarındaki sınırları ve memleket haritasındaki mevkileri ve sabit noktaları ve sınırları bilecek ve bu davalar ile ilgisi olmayan, yeterince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler tesbit edilmeli, gerektiğinde tapu kayıtlarının bilinmeyen sınırlarında yardımcı olacak ve zilyetlik konusunda bilgi verecek tanık isimleri taraflardan istenmeli, önceki keşiflere katılmamış üç orman bilirkişi ve üç ziraat uzmanı bilirkişi ile bir harita mühendisi ve bir fen elemanı bilirkişinin ismi yöntemince belirlenmeli, bu bilirkişilere tarafların itirazları olursa değerlendirilerek, gerektiğinde onların yerine başkaları seçilmeli,
Daha sonra mahkemece, getirtilen memleket haritaları, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve harita mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 1/6/1988 gün ve 31/13 E.K.; 14/3/1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13/6/1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3/3/2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; parselin bir birinden farklılık arz eden bölümleri ayrı ayrı ele alınarak, bu bölümlerin toprak yapısı, bitki örtüsü, üzerindeki ağaçların cinsi, yaşı ve sayısı, kapalılık oranı, hâkim ağaç türü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, hangi fotoğrafın taşınmazın hangi bölümüne ya da sınırına ait olduğu üzerine yazılıp onaylanarak dosyaya eklenmeli, orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritalarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli,
Orman sayılmayan bölümler yönünden bu yerlerin tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, kalmıyorsa ise zilyetlikle edinilecek yerlerden olup, olmadığı, öyleyse zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup, oluşmadığı yöntemince saptanmalıdır. Bu cümleden;
Davalı tarafın dayandığı vergi kayıtları, davacı gerçek kişilerin tutunduğu vergi beyanları ve davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtları ve vergi beyanları ilk oluşumundan itibaren tüm tesis ve tedavülleri yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanmalı, yerel bilirkişi sözleri komşu parsel kayıtları ve dayanakları ve memleket haritalarındaki mevki isimleri ve yer isimleri okunarak denetlenmeli, bilinmeyen sınırlar konusunda taraflara tanık dinletme olanağı verilmeli, tapu kaydının İnli Taş ve Çeşme sınırları itibariyle değişebilir nitelikte nokta sınır içerip içermediği üzerinde durularak, bu tür kayıtların kapsamının 3402 sayılı Kanunun 20/C madde hükmüne göre
kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı da gözetilerek, 3402 sayılı Kanunun 20 ve 21. maddeleri gereğince uygulama yapılmalı, sabit sınırların neresi olduğu irdelenip tartışılarak, bu sabit sınırlar ile bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak uygulanıp, tapu ve vergi kayıtlarının sınırları ve yüzölçümü ile geçerli kapsamı tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmeli, harita mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişilere tapu kaydının sınırları itibariyle kapsadığı alanı ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını ayrı ayrı gösteren ayrı renkli kalemlerle işaretli müşterek imzalı kroki düzenlettirilmeli; düzenlenen bu rapor ve krokiler aynı nitelikteki tüm dava dosyalarına konulmalı,
Çekişmeli parselin tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı dışında kalan bölümlerinin yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, toprağın derinliği, eğimi, bitki örtüsü, üzerindeki muhdesat ve ağaçların cinsi, sayısı, sulama ve yağışa göre verimlilik konularında detaylı rapor alınmalı;
Zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kimin tarafından kaç yıl süreyle, ne şekilde zilyet edildiği, bu zilyetliğin taşınmazın ekonomik amaca uygun olup olmadığı sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar iddia sahibi olan davacı ya da davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki doğacak olursa, bu çelişkiler, tesbit bilirkişileri de dinlenmek suretiyle giderilmeli, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, bu kişiler yanında, (murisler ve bayiiler) yönünden de aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre, ilk kararı dahili davalı ve Hazinenin temyiz etmediği de gözetilerek bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davalı …’nın hâkimin reddi isteminin reddine ilişkin hükme yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, aynı bentde sözü edilen nedenlerle, davalı … Kayanın disiplin para cezasına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile davalıya disiplin para cezası verilmesine ilişkin kararın BOZULMASINA,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; davalı … ile davacılar …, … , … , … , … ve … … ‘ün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, Yargıtaydaki duruşmada Hazine kendini Avukat ile temsil ettirmişse de, karar, temyiz eden gerçek kişiler yararına bozulduğundan, Hazine yararına avukatlık ücretine hükmetmeye yer olmadığına 28.05.2013 günü oy birliği ile karar verildi.