YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/313
KARAR NO : 2013/1713
KARAR TARİHİ : 25.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında,… Köyü 155 ada 110 parsel sayılı 10730,33 m² yüzölçümündeki taşınmaz, senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE ve dava konusu parselin kadastro tespitinin iptaline ve bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 3275,14 m² ve (B) ile gösterilen 3617,87 m²lik bölümlerin orman niteliğiyle Hazine adına, (C) ile gösterilen 3837,37 m²lik bölümün tesbit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 3116 sayılı Kanuna göre 02.06.1948 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 3302 sayılı Kanuna göre 01.02.2001 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması ile 2008 yılında 4999 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanunun 9. maddesine göre yapılan fennî hataların düzeltilmesi çalışmaları bulunmaktadır.
Dava, Hazine tarafından açılan kadastro tesbitine itiraz davası niteliğinde olup, aynı parsele karşı kadastro mahkemesinin 2009/154 E. sayılı dosyasında dava bulunduğu, kadastro tutanak aslının da bu dava dosyasında bulunduğu, temyize konu dosyada ise tutanağın fotokopisinin olduğu anlaşılmaktadır.
O halde; aynı parsel hakkında açılmış bulunan davalarda delillerin birlikte toplanıp değerlendirilmesi, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkilemesi, kararlar arasında çelişki yaratılmaması ve ayrı kararların infazında sorun oluşmaması bakımından aynı parsel hakkında açılan ve yargılaması devam eden dava dosyalarının H.M.K.’nun 166. maddesi gereğince birleştirilerek yargılamanın birlikte yürütülmesi, toplanacak delillerin tümü birlikte değerlendirilmesi gerekirken, birleştirme ile ilgili usûl hükmü gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve davalı gerçek kişiler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 25/02/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.