YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3427
KARAR NO : 2013/6047
KARAR TARİHİ : 23.05.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, dava dilekçesinde … Köyü, Sarnıçyanı Mevkiinde bulunan ve tapuya kayıtlı olmayan dört parça taşınmazın müvekilinin zilyetliğinde olduğundan bahisle taşınmazların tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazların tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 06/06/1970 tarihinde ilân edilip 06/06/1971 tarihinde kesinleşen, seri bazda yapılan orman kadastrosu vardır.
İncelenen dosya kapsamına göre mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazların Çiftlik Köyünde yapılarak 1981 yılında kesinleşen arazi kadastrosunda tescil harici bırakıldığı, kadastro müdürlüğü yazısında 2007 tarihinde bitişikteki … Köyünde yapılan arazi kadastrosunda da Çiftlik Köyü tapulama sınırında kaldığından kadastro tesbit tutanağı tanzim edilmediğinin bildirildiği, Çiftlik Köyünde orman kadastrosunun 1970 yılında yapıldığı ve taşınmazın orman kadastrosunda tahdit dışında, tahdit sınırına bitişik olduğu, tahdit tutanaklarında da köy toplu arazisi olarak tahdit dışı bırakıldıkları, köy toplu arazileri olarak bırakılan bu yerlere ilişkin gerçek kişiler tarafından birçok tescil davaları açıldığı ve bu taşınmazlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde orman içi açıklık olmadığı, taşınmazların memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman sayılmayan yer olarak gözüktüğü, ziraatçi bilirkişi raporuna göre de taşınmazların zilyetlik ile kazanılacak yerlerden olduğu ve 20 yılı aşkın süredir tarım arazisi olarak zilyet ve tasarruf edildiğinin bildirildiği, mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarının zilyetlikleri doğruladığı, bu durumda, taşınmazların orman sayılmayan yer olduğu, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17 maddeleri ile Türk Medenî Kanunun 713. maddesinin koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulü kararı verilmesi gerekirken, taşınmazların orman içi açıklığı olduğu bu nedenle zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
Kabule göre de; ret sebebi ortak olan davalı Hazine ve Orman Yönetimi yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 23/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.