Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/35 E. 2013/4489 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/35
KARAR NO : 2013/4489
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Kolludere Beldesi, Kaymaklı Mahallesi 172 ada 10 parsel sayılı 2325 Ha 2746, 58 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle, ham toprak niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı kişilerin ayrı ayrı tapu veya kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla; davacı … Yönetiminin ise, orman iddiasıyla açtığı davalar birleştirmiştir. Mahkemece, davanın verilen kesin süre içerisinde çekişmeli taşınmazın tamamının değeri üzerinden belirlenen 258.888,72.- TL harcın kesin süre içerisinde yatırılmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm, davacı gerçek kişiler vekili Av. … tarafından taşınmazın tamamını dava etmediklerini, dava edilen bölümler üzerinden harcın belirlenmesi gerektiği iddiasıyla temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece, davacılar vekiline verilen kesin süre içinde eksik harcın tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dava, kadastro tesbitine karşı açılan, kadastro tesbitine itiraz davası olup, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi uyarınca harca tabidir. Gerek, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36/1. maddesi ve gerekse, 492 sayılı Harçlar Kanununun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır. 492 sayılı Harçlar Kanununun 30 ve 32. maddelerinde, harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi halinde, eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı 492 sayılı Harçlar Kanununun 30. maddesinde; “muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilâm harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” düzenlemesi ile açıklanmıştır. Buna göre; harç tamamlanmadıkça yargılamaya devam olunmaz ve 6100 sayılı H.M.K.’nun 150. (eski 1086 sayılı H.U.M.K.’nun 409.) maddesinde yazılı süreler içinde eksik harcın tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/2. maddesi uyarınca kadastro hâkimi, dava harcı ile yargılama giderlerinin tesbit ve hesaplanmasında ilgili taşınmaz mala ait son beyan dönemi emlak vergisi değerini yani kadastro tutanağında yazılı “harca esas değeri” dikkate alır. Aynı maddenin 1. fıkrasında ise “taraflardan her biri dava harcını, dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorundadır. Davacı, hâkim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderleri mahkeme veznesine yatırmadığı takdirde, onunla ilgili delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.3402 sayılı Kadastro Kanununun 36/1, 28 ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 30 ve 32. maddeleri, kadastro yargılamasının amacı da dikkate alınmak suretiyle birlikte değerlendirildiğinde, kadastro mahkemelerinde eksik harç halinde, mahkemenin davacı tarafa uygun bir kesin süre vermesi, süreye uymamanın neticelerinin davacı tarafa ihtar olunması, verilen süre içinde harcın yatırılmaması halinde doğrudan davanın açılmamış sayılması ve dava konusu taşınmazların tesbit gibi tesciline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Mahkemece harç olarak belirlenen miktar, davacıların dava dilekçesinde belirttikleri taşınmazın kadastro tutanağının mahsus sütunundaki değer gözönüne alınarak belirlenmiştir. Halbuki, dava dilekçelerinin içeriği ve davacılar vekilinin 07/06/2012 tarihli 18. duruşmadaki beyanı incelendiğinde, davacıların dilekçelerinde belirttiği taşınmazın tamamına değil, içersinde kendilerine ait olan kısma dava açtıkları anlaşılmaktadır. Davacıların dava ettikleri kısım, ancak mahkemece yapılacak keşifte belli olacaktır. Mahkemece, bu hususlar gözardı edilerek taşınmazın dava edilen kısmının değeri doğru olarak tesbit edilmeden, hesaplanan eksik harcın tamamlanması için davacılar vekiline kesin süre verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
O halde, mahkemece; yargılamaya devam olunarak tarafların delilleri toplanmalı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yöntemine uygun keşif yapılmalı, davacıların dava konusu ettiği kısım ve bu kısmın değeri belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarında açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişiler vekili Av. …’ın temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 16/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.