YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/703
KARAR NO : 2013/2090
KARAR TARİHİ : 04.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sırasında Hâkim …. tarafından davadan çekilinmiştir.
Çekilme talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Taraflar arasında görülen manevi tazminat davası sırasında Hâkim…. tarafından 10.07.2012 tarihli karar ile “…taraflar arasında Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/774 – 2011/241 sayılı kararı ile davalı aleyhine hüküm kurduğundan görüş belirtmesi nedeniyle davanın tarafları yönünden hâkimin tarafsızlığından şüpheye düşülmesi ve bu sebeple yargıya olan güvenin zedelenme ihtimalinin bulunması…” gerekçesiyle H.M.K. 36. maddesi uyarınca davadan çekilinmiştir.
Çekilme talebi inceleyen merci tarafından, “…hâkimin daha önce yapmış olduğu yargılamadan dolayı oluşan kanaati doğrultusunda karar vereceği fikrinin oluşması ihtimali dahi yargının güvenilirliğine leke düşürebileceğinden ve yargıda bu tip şüphelerin mümkün mertebe önüne geçilmesi gerektiği…” gerekçesiyle çekilme talebinin yerinde olduğuna, davaya Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Hâkimi tarafından bakılmasına ilişkin verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Duruşma hâkiminin davadan çekinmesinde ileri sürdüğü gerekçe dikkate alındığında, hakimin çekinmesinin H.M.K.’nun 34 maddesi anlamında çekinme değil, aynı yasanın 36. maddesindeki hâkimin kendi kendini reddetmesi şeklinde algılanması gerekir. Çünkü, hakimin çekinme kararı verebilmesi, ancak H.M.K.’nun 34. maddesindeki hallerden birinin varlığı halinde mümkündür. Dava, dosyasındaki bilgi ve belgelerden, H.M.K.’nun 34. maddesindeki anlamda ve hâkimin çekinmesini gerektirecek şekilde bir bulguya rastlanmadığı gibi, hakimin kendi kendisini reddetmesine ilişkin kararını yerinde bulan merci kararında da, hukukça korunabilecek bir neden veya delile dayanılmadığı görülmüştür.
Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Anayasa mad. 9) Hakimler görevlerinde bağımsızlardır. Anayasa, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle, hakimler önüne gelen uyuşmazlıkları mevzuat çerçevesinde çözmek zorundadırlar. Bu işlemi yaparken hakim, bir olayla ilgili kuracağı hükümle, tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini düşünüp, yasalardan aldığı güçle hareket etmelidir. Hâkim, tarafların geçerli ve yasal delillere dayanmayan soyut iddiaları karşısında başkalarına ve kendisine yabancı kalarak, hukukun ne dediğini söyleme yetkisini kullanıp, yargılama işlemi ile yargı kararlarının kişisel görüş, inanç ve duyguların aracı olamayacağını, aksine hakimlerin, yansız ve yasalardan aldığı güçle adaleti sağlamaya çalıştığını davanın taraflarına inandırmalıdır. Belirtilen olgular ışığında kanunların tanıdığı yetki ve görev nedeniyle davalara bakan hâkimlerin, taraflar arasında görülen bir başka davada karar vermiş olması, aynı taraflar arasındaki başka bir davada da karar vermesine engel değildir. Aksi durum, bir yerde görev yapan hâkimlerin, davadan çekilmeleri adaletin gecikmesine ve tabiî hâkim ilkesinin zedelenmesine yol açacağından, kabul edilemez. Ayrıca başka davada karar verilmesi nedeniyle görüşün açıklanması yasal zorunluluktan kaynaklandığından, bu husus H.M.K. 36/1-b maddesi anlamında, “İki taraftan birine veya bir üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamak” veya ihsası rey olarak kabul edilemez. Bu nedenle, merciin hâkimin çekilmesini kabul eden kararı bu yönü ile bozulmalıdır.
Kabule göre de; talebi inceleyen merci tarafından H.M.K.’nın 42. maddesi yanlış yorumlanarak, davaya bakacak hâkimin de belirlenmesine ilişkin hüküm kurulmuş ise de, reddedilen veya çekilen hâkimin yerine hangi hâkimin görevlendirileceğini belirleme yetkisi merciye ait bulunmadığından, bu hususta karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 04/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.