Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/7088 E. 2013/10831 K. 28.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7088
KARAR NO : 2013/10831
KARAR TARİHİ : 28.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği … Köyünde bulunan yaklaşık 23000 m²’lik taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece; davanın kabulüne ve 27.04.2009 tarihli fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 5074,81 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, aynı krokide gösterilen 125 ada 6 nolu parselden 324,20 m², 125 ada 7 nolu parselden 284,50 m², 126 ada 4 nolu parselden 14,06 m², 126 ada 5 nolu parselden 691,95 m², 126 ada 6 nolu parselden 733,65 m², 126 ada 7 nolu parselden 289,67 m², 127 ada 4 nolu parselden 315,87 m², 127 ada 5 nolu parselden 733,39 m², 127 ada 6 nolu parselden 733,60 m² , 127 ada 4 nolu parselden 142,57 m², 128 ada 4 nolu parselden 724,06 m², 128 ada 5 nolu parselden 330,90 m², 128 ada 6 nolu parselden 634,27 m², 128 ada 7 nolu parselden 567,65 m² , 129 ada 9 nolu parselden 190,99 m², 129 ada 10 nolu parselden 337,42 m², 129 ada 11 nolu parselden 98,68 m², 136 ada 1 nolu parselden 657,25 m², 136 ada 2 nolu parselden 306,21 m², 136 ada 3 nolu parselden 291,54 m², 136 ada 4 nolu parselden 275,21 m², 136 ada 5 nolu parselden 109,80 m², 136 ada 20 nolu parselden 20,79 m², 137 ada 1 nolu parselden 1088,80 m²’lik kısmın üzerinde davacının mülkiyet ve zilyetliğinin tesbitine karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın tesciline ilişkindir.
Bölgede, arazi kadastrosu çalışmaları 1967 yılında yapılmıştır. Daha sonra 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanuna göre yapılarak 06.07.1972’de kesinleşen orman kadastrosu ile 13.11.1992’de kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır.
Dava konusu 125 ada 6 vd. parseller 3367 sayılı Kanun gereği köy yerleşim alanı olarak ayrılmışlar, 14.12.2005’de ifraz işlemi ile köy tüzel kişiliği adına tapuya kaydedilmişlerdir.
Mahkemece, talep edilen bir kısım taşınmazların köy yerleşim planı içerisinde kaldığından mülkiyet ve zilyetliğinin tesbitine, bir kısım yerin ise tapulama harici kaldığı ve davacı yararına zilyetlik koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; 1972 yılında kesinleşen orman kadastrosuna ait tutanaklar ve harita dosyaya getirtilmediğinden ve memleket haritası ile kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmediğinden hükme esas alınan orman bilirkişi raporu denetlenemediği gibi, komşu 87 sayılı parsel tapusu hükmen oluştuğundan, hükme esas dosya getirtilerek bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiği araştırılmamış, davalı Köy Tüzel Kişiliği tarafından çekişmeli yerlerle ilgili 1992 tarihli idari men kararı olduğu ve davacının köy yerleşim yerine tecavüzü nedeniyle şikayetleri bulunduğu ileri sürüldüğünden ilgili men kararı ve şikayete ilişkin belge ve dosyalar da getirtilerek değerlendirme yapılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle 1972 yılında kesinleşen orman kadastrosu, 1992’de kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarına ait tüm tutanaklar ve haritası, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, dava tarihinden 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları, komşu 87 sayılı parsele ait hükme esas dosya, davalı Köy Tüzel Kişiliğinin dayandığı 1992 tarihli idari men kararı ve davacının köy yerleşim yerine tecavüzü nedeniyle şikayetlerine ilişkin dosya ve belgeler ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, 1972 yılında kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir.
Yukarıda açıklanan araştırma sonucu; taşınmazların kesinleşen Devlet Ormanlarının dışında kaldığının saptanması halinde, bu kez eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, dava tarihinden 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları ile komşu parsellere ilişkin kadastro tesbit tutanak ve dayanakları, davalı Köy Tüzel Kişiliğinin dayandığı 1992 tarihli idari men kararı ve davacının köy yerleşim yerine tecavüzü nedeniyle şikayetlerine ilişkin dosya ve belgeler çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapıları, bitki örtüsü ve çevreleri incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, çekişmeli taşınmazların miktarı ve konumuna göre 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliğinde olup olmadığı, orman içi açıklıklarının zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilmeli; zilyetlikle kazanılacak kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı yönünden ziraatçı bilirkişiden rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, (murisler) yönünden de tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3/7/2005 tarih ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve … Köyü Tüzel Kişiliğinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 28.11.2013 günü oy birliği ile karar verildi.