Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/8266 E. 2013/12149 K. 24.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8266
KARAR NO : 2013/12149
KARAR TARİHİ : 24.12.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 25/06/2013 günlü hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 24.12.2013 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … geldi, diğer taraftan Hazine vekili Av. … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü;

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü, 124 ada 478 parsel sayılı 8215382,79 m² yüzölçümündeki taşınmaz belgesizden orman niteliğiyle, 479 parsel sayılı 653215,98 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Mayıs 89 tarih 39 sıra, Mart 326 tarih 83 sıra tapu kayıtları ve orman niteliğiyle, 480 parsel sayılı 1122416,82 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Mayıs 89 tarih 41 sıra tapu kaydı ve orman niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmişler, 479 ve 480 parsellere yönelik olarak …’ın vaki itirazı kadastro komisyonunca reddedilerek ilâna çıkarılmışlardır.
Davacı, çekişmeli taşınmazların tarım arazisi bozan sınıfı ile tapuya kayıtlı olduğu, ancak tapuların hukukî kıymetini kaybettiği, 1972 yılından beri zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu, arazi haritalarında sınırların belirli olduğu, evveliyatının tapulu olması nedeniyle devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, ancak tapunun zilyet lehine hukuki kıymetini kaybettiği iddiasıyla 3402 sayılı Kanunun 13/b-c maddesine dayalı olarak dava açmıştır.
Mahkemece, çekişmeli 124 ada 478 parselin 2003/85 sayılı dava dosyasında da davalı olduğundan bu parsele ilişkin açılan davanın tefrikine, kesin mehile rağmen keşif avansının yatırılmadığı, sair delillerin ise davayı ispata yeterli bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu 124 ada 479 ve 480 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin açılan davanın reddine ve dava konusu parsellerin tesbit gibi orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından reddi hâkim talepli ve duruşma istemli olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece, toplanan delillerin taşınmaz başında değerlendirilmesi için keşif icrasına karar verildiği, ancak davacı tarafın H.M.K.’nun 324/1 ve 2. maddeleri uyarınca verilen iki haftalık kesin süre içinde keşif giderinin tamamlanmadığından keşif deliline dayanmaktan vazgeçildiği ve dosyada bulunan diğer deliller ile de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle 478 parsele ilişkin davada tefrik, 479 ve 480 parseller yönünden ise davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına, delillere ve kanunî düzenlemelere uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesinde taraflardan her birinin dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorunda olduğu, hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderler mahkeme veznesine yatırılmadığı takdirde, onunla ilgili delillere dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılacağı açıklanmıştır. Benzer hüküm davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 414. maddesinde, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK:’nun 324/1. maddesinde de düzenlenmiştir. Bu hükümlerin amacı, verilen ara kararlarının ciddiyet ve özenle yerine getirilmesini sağlamak, bu yolla davaların uzun süre elde kalmasını önlemektir. Hâkim tarafından verilen kesin süre içinde gereken giderleri vermeyen taraf sadece gider yapılmasını gerektiren işlemin yapılması isteminden vazgeçmiş sayılır. Davadaki bütün istemlerinden vazgeçmiş sayılamaz. Bu olgunun sonucu olarak da verilen kesin süre içinde gereğinin yapılmaması halinde gider yapılmasını gerektiren işlemin niteliği ve davanın sonucuna etkisi gözetilerek mevcut delillere göre karar verilir. Kesin süreye uymamanın doğurduğu bu ağır sonuç gözetildiğinde, kesin süreden söz edilebilmesi için ara kararında yapılması gereken işlerin neler olduğunun kuşkuya yer vermeyecek biçimde tam olarak açıklanması, yatırılması istenilen giderlerin miktarının ara kararında ayrıntılı olarak gösterilmesi, verilen sürenin giderin temin edilip yatırılabilmesi için makul ve yeterli uzunlukta olması, gider yatırılmamasının sonuçlarının taraflara açıkça anlatılması ve tarafların bu konuda uyarılması zorunludur.
Kadastro davalarında keşif giderleri yatırılmadığından bahisle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması, dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi, ispat yükü kendi üzerinde olan tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul ve yeterli uzunlukta kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içinde kabul edilebilir yasal bir mazeret olmaksızın keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılmamış olması gerekir. Taraflara tanıklarını taşınmaz başında hazır etmeleri gibi bir zorunluluk yüklenemeyeceğinden keşif kararı verilmesi halinde keşif gün ve saati ile hazır bulunacakları yerin taraf tanıklarına ve bilirkişilere davetiye ile bildirilmesi zorunludur. Hal böyle olunca mahkemece öncelikle mahkeme heyeti yolluğu, bilirkişi ve tanıklara ödenecek ücret ve davetiye giderleri ile araç ücretinin tespit edilmesi, davetiye tebliğinin zaman alacağı da gözetilerek davetiye giderlerini yatırması için verilecek sürenin diğer giderlerin yatırılması için verilecek süreden daha kısa belirlenmesi, ispat yükü üzerinde olan tarafa belirlenen mahkeme heyeti yolluğunu, araç ücretini, bilirkişiler ve tanık ücretlerini, bilirkişi ve tanıklar adına çıkartılacak davetiye giderlerini, karşı tarafa da dinletmek istediği tanıkları için belirlenen ücret ve davetiye giderlerini mahkeme veznesine yatırmaları için kesin süre verilmesi, davetiye giderlerinin yatırılması halinde öncelikle bilirkişi ve tanıklar adına davetiye çıkartılması gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olayda, mahkemece, 11.11.2003 tarihli oturumda verilen 1 nolu ara karar ile taşınmaz başında keşif yapılmasına karar verilmiş, keşif gideri olarak belirlenen bedel de davacı tarafça 06.05.2004 gün 18227 cilt nolu tahsilat makbuzu ile mahkeme veznesine depo edilmiştir. Mahkemece, bu tarihten itibaren keşif icrası gerçekleştirilmemiş olup bunun yanında yeni ara kararlar ile dosya arasındaki eksiklikler (örnek 21.09.2004 tarihli celsede verilen 2 nolu arar karar, 12.03.2013 tarihli celsede verilen 1 nolu ara karar) giderilmeye çalışılmış, 25.10.2011 tarihli celsede H.M.K.’nun 448. maddesinin atfıyla 120/1 maddesi uyarınca hazırlanan avans tarifesi uyarınca 578 TL keşif avansının yatırılması için 2 haftalık kesin süre verilmiş, daha önce yatırılan keşif avansının ise mahsup edilmesine karar verilmiş, davacı tarafta keşif avansını yatırılmamasına rağmen yeniden yatırılması için süre verilip yargılamaya devam edilmiş, son olarak 16.04.2013 tarihli celsede ise keşif gideri olarak 537,80.- TL keşif giderinin tamamlanması için HMK’nun 324/1 ve 2. maddeleri uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine, yatırılmadığı takdirde keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtaratında bulunulduğuna dair davetiye çıkartılmasına karar verilmiş, davetiye davacı vekiline 19.04.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup kesin sürenin verildiği aynı celsenin 1 nolu ara kararı ile de 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/634 Esas sayılı dosyası incelenmek üzere istenmiş, ayrıca davacı tarafın delil olarak dayandığı Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 1964/501 E. – 1965/601 K. sayılı dosyası dava dosyası arasına getirtilmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece, tarafların dayandığı deliller tam toplanmadan, dava dosyası keşfe hazır hale getirilmeden ve önceki yatırılan keşif avansının yeni belirlenen keşif avansından mahsup edilip edilmeyeceği belirtilmeden, mahsubu halinde keşif deliline dayanan tarafın ne kadar keşif avansı yatıracağı tam olarak hesaplandıktan sonra sonuçlarını içerir ihtaratlı kesin süre verilmesi ve bunun sonucuna göre, dosyada toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, dava dosyası keşfe hazır hale getirilmeden verilen kesin süre nedeniyle davanın ispatlanamadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz duruşmasında kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 24/12/2013 günü oy birliği ile karar verildi.