Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/84 E. 2013/4301 K. 12.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/84
KARAR NO : 2013/4301
KARAR TARİHİ : 12.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptal tescil ve tapu kaydının beyanlar hanesindeki 2/B şerhinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 29/09/2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi … ve … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28/02/2012 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … ve … vekili Avukat … geldi, diğer taraftan Hazine vekili Avukat … ile Orman Yönetimi vekili Avukat … geldi başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü;

K A R A R

Davacı Hazine vekili 30/01/2003 günlü dava dilekçesiyle Çiftlik Köyü 673 ve 674 sayılı parsellerin, yörede 1979 yılında yapılan orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra 673 sayılı parselin 19.500 m2 ve 674 parselin ise 45.520 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemlerin itirazsız kesinleştiği, 673 parselin 1980-1981-1982 ve 1983 parsellere ifraz edildiği, 1980 ve 1982 parsellerin tapu kayıtlarına 2/B şerhi yazıldığı iddiasıyla bu bölümlere ilişkin tapuların iptalini ve Hazine adına tapuya tescilini istemiş, … ve arkadaşları ise tapuda adlarına kayıtlı İçel – Çiftlik Köyü 673 parselden müfrez 1980 ve 1982 sayılı parsellerin, kesinleşmiş orman kadastorsu sınırları içindeyken, 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. maddesi gereğince tapu sahibi olarak kendi adlarına orman sınırları dışına çıkarılıp, bu işlem itirazsız kesinleştiği, buna rağmen tapu kaydının beyanlar hanesine “6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkarılan yerlerdendir” şeklinde şerh yazıldığı iddiasıyla, parsellerin mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tesbitive tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan şerhin silinmesini istemişler, davalar birleştirilmiştir. Mahkemece, Hazinenin davasının hak düşürücü süre nedeniyle, gerçek kişiler tarafından açılan mülkiyetin tesbiti ve 2/B şerhinin silinmesine ilişkin davanın ise yine hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin 22/01/2010 gün ve 2003/187-2010/10 sayılı kararı, davacı Hazine vekili ile … ve arkadaşlarının temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30/09/2010 gün ve 2010/8236 – 11551 sayılı kararıyla, Mustafa ve …’ın davalarının reddine ilişkin hüküm onanmış, Hazinenin çekişmeli 1981 ve 1983 sayılı parsellerin tamamına ve 674 sayılı parselin (A) ile gösterilen 44250 m2 yüzölçümündeki bölümüne yönelik temyiz itirazları ret edilip, Hazinenin 1980 ve 1982 sayılı parsellerin tamamı ve 674 sayılı parselin krokisinde (B) ile gösterilen bölümlerine ilişkin temyiz itirazları kabul edilerek, bu taşınmazlara ilişkin hüküm (6831 sayılı Orman Kanununun 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, çekişmeli 1980 ve 1982 parsel ile 674 parselin (B) harfi ile gösterilen 45520 m2’lik bölümünün 1979 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesinde orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukukî nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle, taşınmazın kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu bölümlerin tapu kaydının iptalinin yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.K.’nun 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.K.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı bu nedenle mahkemece çekişmeli 1980 ve 1982 parsel ile 674 parselin (B) harfi ile gösterilen 45520 m2’lik bölümüne yönelik Hazinenin davasının kabulüne karar vermek gereğine” değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez çekişmeli Çiftlik Köyü 1981 ve 1983 parsellerin tamamı ve 674 sayıl parselin 44520 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin hüküm kesinleştiğinden, bu bölümle ilgili yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı Hazinenin çekişmeli Çiftlik Köyü 1980 ve 1982 parsellerin tamamı ve 674 sayıl parselin bilirkişi rapor ve krokisinde (B) ile gösterilen 45520 m2 bölümüne ilişkin davasının kabulüyle, tapu kayıtlarının iptali ve Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar …, … ve müteveffa … mirasçıları Abdukadir Uçar ve arkadaşları ile Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Hazinenin davası, kesinleşen orman sınırları ve 2/B madde kapsamında kalan tapu kayıtlarının iptal ve tesciline, birleşen karşılık dava ise tapu kaydı üzerindeki 2/B madde şerhinin iptaline ilişkindir.
Yörede 1979 yılında 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun gereğince orman kadastrosu, 1981 yılında 3302 sayılı Kanuna göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile 1969 yılında yapılan genel arazi çalışmaları bulunmaktadır.
1969 yılında yapılıp 29/04/1969 ilâ 295.1969 tarihlerinde ilân edilerek kesinleşen tapulamada, Çiftlik Köyü 673 parsel sayılı 39300 m2 yüzölçmündeki taşınmaz tarla niteliğiyle, Eylül 1961 tarih 24 sıra numaralı tapu kaydı ve 618/2 sayılı vergi kaydı ile öncesinde 674 parsel ile bir bütün olduğundan ve taksimden söz edilerek … adına tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, 673 sayılı parsel kamulaştırma nedeniyle ifraz edilerek, 7640 m2 yüzölçümündeki 1980 ve 11660 m2 yüzölçmündeki 1982 sayılı parseller beyanlar hanesine “2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına” ilişkin şerh yazılarak Hazine, 16640 m2 yüzölçmündeki 1981 sayııl parsel ile 3560 m2 yüzölçmündeki 1983 sayılı parsel ise, Mersin Üniversitesi Rektörlüğü adına kayıt edilmiştir.
Çiftlik Köyü 674 parsel sayılı 90040 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise aynı şekilde, Ahmet Uçar adına tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiştir.
1) Hazine tarafından 30/01/2003 tarihli dilekçeyle, Çiftlik Köyü 673 ve 674 sayılı parsellerin kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescili istemiyle, davalı sıfatıyla
…, … ve ….’ı göstererek dava açmışsa da, mirasçıları tarafından sunulan veraset ilâmından tapu maliki …’ın dava tarihinden önce 01.03.2002 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunun 38 ve devamı maddeleri gereğince; hak ehliyetine sahip kişilerin taraf ehliyetine sahip edileceği kabul edildiğinden, ölü kişi aleyhine açılan davanın dinlenme olanağı bulunmayıp, ıslah ile dava genişletilemeyeceği için mirasçılarının davaya dahil edilme olanağı yok iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 176/1 ve devamı maddeleri gereğince, ıslah ile davadan önce ölen davalının yerine davanın mirasçılarına yönlendirilmesine imkan verilmişse de, Hazine 21/01/2009 havale tarihli dilekçeyle davasını ıslah ederek, davalıları … yerine; …, …yerine de …
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/11/2011 gün ve 2011/11- 554 -2011/684 sayılı kararında da değinildiği gibi, …’ın öldüğü tarihde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 73. maddesinde (6100 sayılı HMK’nun 27. maddesi) açıkça belirtildiği üzere, mahkemece, davanın tüm tarafları davadan ve duruşma gününde haberdar edilip, kanunî şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde, iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayılır, karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesi uyarınca da, kanunun gösterdiği istisnalar dışında hâkim tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece re’sen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece re’sen gözetilmesi gereklidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 27. maddesinde yer bulan “Hukukî Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakın Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Mahkemece, taraf teşkilinin yapılmaması nedeniyle 674 sayılı parsele yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla hüküm kurulması doğru değildir.
Diğer taraftan; …. Oğlu 1331 Doğumlu … tarafından davalı sıfatıyla Hazine aleyhine 26/11/1997 tarihinde, tapuda kendi adına kayıtlı Çiftlik Köyü 674 sayılı parselin orman ve Hazine ile ilgisi olmadığı halde, tapu kaydının beyanlar hanesine “2/B gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına” ilişkin şerh yazıldığı, kanunî olmayan bu şerhin iptali istemiyle açtığı dava ile Hazine tarafından bu parselin kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla 26/11/997 tarihinde açtığı davalar birleştirildikten sonra, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/01/2003 gün ve 1994/610-774 sayılı, davacı ve karşı davalı …’ın davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüne, çekişmeli 674 sayılı parselin 02/05/1997 tarihli fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 45027 m2 yüzölçmündeki bölümünün tapu kaydının iptaline ve bu bölümün Hazine adına tapuya tesciline ilişkin karar, …’ın temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24/05/1999 gün ve 1999/4998 – 5225 sayılı kararı ile onanıp, karar düzeltme istemi de Dairenin 07/12/1999 gün ve 1999/7592 – 11021 sayılı kararı ile ret edildikten sonra kesinleşmiş, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen 45027 m2 yüzölçmündeki bölümü, 09/01/2003 gün ve 44 sayılı tescil bildirimi ile ifraz edilerek 1987 parsel sayısı ile Hazine, 45013 m2 yüzölçümündeki bölümü ise 1988 parsel sayısı ile malikleri adına tescil edilmiştir. Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin sözü edilen 08.01.2003 gün ve 1994/610-774 sayılı kararı tarafları için çekişmeli 674 sayılı parselin fen bilirkişi Mithat Gürkan tarafından düzenlenen 02.05.1997 tarihli krokide (A) ile gösterilen 45027 m2 bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, parselin geri kalan ve aynı bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 45013 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığına ilişkin kesin hüküm olduğu davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gibi, bu karar infaz edildiğinden, Hazinenin böyle bir davayı yeniden açmakta hukuki yararı da bulunmadığı gözetilerek, Hazine tarafından 674 sayılı parsel için açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
2) Hazine tarafından 673 sayılı parselin tamamı için dava açıldığı, 673 sayılı parselin 2/B işlemi ve kamulaştırma nedeniyle 1980, 1981, 1982 ve 1983 parsellere ifraz edildiği, bunlardan 1981 ve 1983 sayılı parsellerin kamulaştırma nedeniyle Mersin Üniversitesi adına tescil edildiği, davalı sıfatı Üniversiteye ait olduğu halde, Üniversite aleyhine dava açılmamışsa da, bu parseller için açılan davanın reddine ilişkin hüküm kesinleşip, usûl eksikliği sonuca etkili görülmediğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
3) Davalılar … ve …’ın çekişmeli 673 sayılı parselden müfrez 1980 ve 1982 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Hazine tarafından bu parsellerin ifraz edildiği 673 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla dava açılmış, kesinleşmiş orman kadastrosu ile 2/B uygulamasına ilişkin tutanaklar ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli Çiftlik Köyü 1980 ve 1982 sayılı parsellerin, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, 3302 sayılı Kanun hükümlerine göre 1987 yılında yapılıp, 1988 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışına çıkarıldığı belirlenmiştir.
6831 sayılı Orman Kanunun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2, 2896 ve 3302 sayılı kanunlar ile değişik 2/B maddesi gereğince, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla düzenlenen, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun”, 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve aynı Yasayla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmış, bu cümleden olarak, diğer bir çok hükmün yanı sıra, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davlardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi konular düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin, dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisinin değerlendirilmesi için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle, müteveffa … mirasçılarının temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli Çiftlik Köyü 674 sayılı parselin (B) ile gösterilen 45520 m2 bölümüne ilişkin hükmün BOZULMASINA,
2) Üçüncü bentde açıklanan nedenlerle; … ve …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli Çiftlik Köyü 673 sayılı parselden müfrez 1980 ve 1982 sayılı parsellere ilişkin hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Yargıtaydaki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre taktir edilen 900,00.-TL avukatlık ücretinin davacı Hazineden alınarak davalılar … ve … ile … … mirasçıları … (kendine asaleten …ın vasisi olarak temsilen) … .., …’a verilmesine, Hazine harçtan bağışık olduğundan harca hükmetmeye yer olmadığına, alınan temyiz harcının istek halinde yatıran davalılara ve … mirasçılarına iadesine 12/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.