Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/8979 E. 2013/12154 K. 24.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8979
KARAR NO : 2013/12154
KARAR TARİHİ : 24.12.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 20/02/2013 günlü hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar … … mirasçıları ve arkadaşları vekili Av. … tarafından istenilmekle, tayin olunan 17.12.2013 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacılar … … mirasçıları ve arkadaşları vekili Av. … ile diğer taraftan Hazine vekili Av. … ve Orman Yönetimi vekili Av. … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 289, 295, 357 ve 420 sayılı parseller sırasıyla 674.12 m2 tarla, 1312.56 m2 tarla, 160.36 m2 tarla, 703.89 m2 kargir dam ve avlusu niteliğiyle ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle; 308 parsel sayılı 5757.10 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle ve Ekim 1975 tarih 25 sıra numaralı tapu kaydıyla, 427 parsel sayılı 4537.02 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz, Ekim 1975 tarih 26 sıra numaralı tapu kaydı esas alınarak … adına tesbit edilmiştir.
Davacılar …, … ve …, 16.08.1991 tarihli dilekçeleriyle, taşınmazlarda muris annelerinin de payı olduğu, dayıları olan davalı adına tek başına yapılan tesbitin iptaliyle, ortak muris annelerinden gelen paylarının adlarına tapuya tescilini istemişler; davacı … … ve … (…), taşınmazların murislerine ait Şubat 1962 tarih ve 1, 2 ve 3 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, bir bölümü eski Gelibolu yeni adıyla … Köyü sınırları içinde 373 ilâ 633 parsel sayısıyla tesbit görmüşse de, … Çiftliği olarak geçen bölümünün … Köyü sınırları içinde kaldığı, tapudaki paydaşların ölümünden sonra davalı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı, kadastro tesbitinin iptali ve tapudaki payları oranında, tapu makileri adına tapuya tescilini istemişlerdir. … ve paydaşları aynı savla, … ve … ise tapu malikleri mirasçılarından …, …, … … ve bunların mirasçısı … Şereflinin payını 1991 ilâ 1994 yılları arasında düzenlenen dört adet noter satım vaadi sözleşmesiyle satın aldığı, sözü edilen kişilere düşecek payın ½’şer adlarına tapuya tescili, Orman Yönetimi 420 sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili, Hazine 289, 295, 308, 357, 420 ve 427 sayılı parsellerin orman içi açıklık oldukları iddiasıyla ve bu nitelikle Hazine adına tescilleri istemiyle davaya katılmışlardır.
Mahkemece, davacı ve müdahil davacı gerçek kişilerin davalarının reddine, katılan … Yönetiminin davasının kabulüne, çekişmeli … Köyü 289, 295, 308, 357 ve 427 sayılı parsellerin tesbit gibi tapuya tesciline, … Köyü 420 sayılı parselin tesbitinin iptaline ve orman içi açıklığı olarak Hazine adına tapuya tesciline, … ve …’ın tesbitten sonraki hakka dayandığından davalarının görev yönünden reddine ilişkin verilen karar, hüküm … … ve paydaşları ile … tarafından tüm parseller, davalı … tarafından 420 sayılı parsele yönelik olarak temyiz edilmekle Dairenin 25.09.2008 gün ve 2008/9645-11917 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Dairenin adı geçen kararında çekişmeli … Köyü 420 sayılı parsele ilişkin hüküm çekişmeli taşınmazın orman içi açıklık vasfında olduğu ve kadastro mahkemesinin 05.04.2001 gün 1996/11-16 sayılı kararının çiftlik tapu kaydına dayanan davacılar aleyhine kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle onanmış, çekişmeli 289, 295, 308, 357 ve 427 sayılı parsellere ilişkin hüküm ise özetle. .. [Davacı ve katılan gerçek kişilerin dayandığı tapu kaydı kapsamı Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün ve 1996/11-16 Karar sayılı kesinleşmiş kararı ile belirlenmişse de, bu kararın, o davanın tarafı olan tapu malikleri … ve paydaşları yönünden Kadastro Kanununun 34. maddesi gereğince kesin hüküm oluşturup, o davanın tarafı olmayan davalı gerçek kişi ve katılan … Yönetimi yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, tapu kaydına dayanan davacıların tapuları hakkında verilen Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 22.11.1978 gün ve 1977/11819-13674 sayılı ve 16. Hukuk Dairesinin 24.04.2001 gün ve 2001/418-2033 sayılı kararlarında açıklandığı gibi, Medenî Kanunun 04 Nisan 1926 tarihinde yayınlanıp 04 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 29 Mayıs 1926 tarih ve 864 sayılı Tatbikat (Uygulama) Kanununun 43. maddesinin “Kanunu Medeniye, Borçlar Kanunu ve bu Tatbikat Kanununa aykırı olan hükümler ile “MECELLE MÜLGADIR” hükmüyle ile Mecelle ve Medenî Kanuna aykırı olan diğer eski mevzuat açıkça yürürlükten kaldırıldığı halde, 1274 (1858) tarihli Arazi Kanunu, kaldırılan bu kanunlar arasında sayılmadığı, Medenî Kanunun yayınladığı tarihten sonra ve fakat yürürlük tarihinden önce, kabul edilen 02.05.1926 tarih 837 sayılı Kanunla, Arazi Kanununun 68, 69, 70, 71, 74, 76, 84 ve 85. maddeleri yürürlükten kaldırıldığına göre, Arazi Kanununun diğer maddelerinin (özellikle arazi Kanununun mera, yaylak ve kışlaklarla Medenî Kanuna aykırı olmayan diğer hükümlerinin) yürürlükte olduğunun kabul edilmesi gerektiği, nitekim 28 Şubat 1998 tarihinde yürürlüğe giren 4342 sayılı Mer’a Kanununun 36. maddesi ile Arazi Kanununun 97, 98, 99, 100, 101, 102 ve 105. maddelerinin yürürlükten kaldırılmış olması ve 27.01.1943 gün 5/7 sayılı ve yine 09.02.1944 gün ve 4 sayılı Yargıtay  İçtihadı Birleştirme Kararlarında, 1274 (1858) tarihli Arazi Kanununun 45. maddesinin,  Medenî Kanununun 658 ve 659. maddeleriyle zımnen yürürlükten kaldırıldığı ancak, diğer maddelerinin halen yürürlükte olduğunun kabul edilmesi, yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 27.04.1949 gün ve 1948/7-1949/7 sayılı kararıyla da Arazi Kanunun 78. maddesi hükmüne değer verilmesi nedenleriyle, Arazi Kanununun Medenî Kanuna aykırı düşmeyen hükümlerinin, bu arada konuyla ilgili 20 ve 78. maddelerinin yürürlükte olduğunun kabulü ile somut olayda anılan kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılıp tartışılmasının zorunlu olduğuna” işaret edildiğinden, tapu maliki davacıların bu konuya ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, ancak, dayanılan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uyup uymadığı, başka bir anlatımla dava konusu taşınmazların davacı ve katılan gerçek kişilere ait tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı konusunda yapılan uygulama yetersiz olduğu gibi, zilyetliğe dayanan davalı ve önceki zilyetlerin Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği 1926 yılından önce çekişmeli araziye kaç yıl zilyet olduğu ve zilyetliğin çekişmesiz, aralıksız, malik gibi devam edip etmediği konularındaki araştırma ve bu konuda toplanan delillerinde hüküm kurmaya yeterli olmadığı, Kadastro Mahkemesinin 1996/11 sayılı dosyasında verilen karar taraflar arasında kesin hüküm oluşturmadığından, bu kararın dayanağı keşif ve bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulamayacağı,  1926 tarihinden önceki zilyetliği bilecek yaşta olmayan hata bu tarihte yada daha sonra doğan ve aynı zamanda tapu maliki davacılar ile aralarında aynı nitelikte davalar bulunan yerel bilirkişiler ile zilyet tanıklarının beyanına değer verilemeyeceği, kaldı ki; bunların zilyetlik konusundaki beyanları da birbiriyle aynı ve soyut içerikli olduğu,  tarafların tutunduğu mahkeme kararları, vergi kayıtları, kamulaştırma kararları, Orman Yönetiminin yaptığı incelemeler ve raporlar ile şer’iye defteri örnekleri,  bir kısım köylülerin çiftlik arazilerini kira ve icar vererek kullandıklarına dair 1940 yılından sonra noterde verdikleri taahhütnameler karşısında, yerel bilirkişi ve tanık sözlerine ne şekilde değer verildiği, çekişmeli taşınmaza önce ya da şimdi zilyet olan gerçek kişiler ile bu deliller arasında bağlantı bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün ve 1996/11-16 sayılı kesinleşen kararının Orman Yönetimini bağlamayacağı, taşınmazların Devletleştirilme yoluyla Devlete geçen orman olup olmadığı, ya da devletleştirilen ormanların içinde, orman içi açıklığı olup olmadığı, 1970 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında Devlet Ormanı olması nedeniyle tapulama dışı bırakılıp bırakılmadığı saptanmadan, bilirkişilere orman sınır hattı ile irtibatlı kroki düzenlettirilmeden ve dava konusu taşınmazların devletleşen orman alanlarıyla bağlantısı ve konumu gösterilmeden, bilimsel ve teknik inceleme yapılmadan, yaşları gereği taşınmazların 1926 yılından öncesini bilme olanağı bulunmayan ve tapu malikleri davacılar ile aralarında aynı nitelikte davalar bulunan yerel bilirkişi ve tanıkların sözlerini tekrar eder niteliğindeki orman ve ziraat mühendislerinin raporlarına dayanılarak hüküm kurulmayacağı, bu nedenle, Tapu kayıtlarında geçen …, Gelibolu(…-…, …), Kırvasil (Orhaniye), Löngöz, Gölenya (İçmeler) köylerinin bulunabilecek en eski tarihli idari sınırlarına ait harita ve diğer belgeler, gerektiğinde eski kayıt ve defterler üzerinde inceleme ve araştırma yapabilecek nitelikte konunun uzmanı bilirkişiler tayin edilerek, Kırvasil Çiftliğine ait  tapu kaydı, tapu kaydının geldilerinde sözü edilen 17 parça çiftlik içindeki tapu kayıtları ile Kırvasil, Löngöz ve İçmeler köyleriyle, (…, …-…, … köylerini dıştan çevreleyen) diğer komşu köylere ilişkin çiftlik ve diğer tapu kayıtları, tarafların tutunduğu  dosyada bulunmayan belge ve mahkeme kararları ile bunların eki olan bilirkişi rapor ve krokileri,  dayanılan tapu kayıtlarının uygulandığı parsellerin dosyada bulunmayan kadastro tesbit tutanakları ile bu taşınmazları çevreleyen parsellerin kadastro tesbitine esas alınan tapu kayıtları ve kadastro paftaları, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yere ait, en eski tarihlisinden  en yenisine kadar tüm  memleket haritalarının orijinalinden renkli ve onaylı fotokopi örnekleri ile  hava fotoğrafları ve amenajman planları, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yer ve mevki ismi varsa yakın kadastro parsel numaraları yazılarak bu yere ait 2863 sayılı Kanun hükümlerine göre doğal yada kültürel sit alanı ile ilgili  karar ve harita örneklerinin bulundukları yerlerden getirtilmesi, sözü edilen tapu kaydına dayanılarak halen Marmaris Asliye, Sulh ve Kadastro Mahkemelerinde devam eden davaların konusu ve kimler arasında görüldüğü, sonuçlanan davalar varsa bunların konusu ve neticesi hakkında tarafların hazırlayacağı dava listesinin kendilerinden alınması, aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan bir çok davanın bulunduğu, bunlardan bir kısmının sonuçlandırılıp bir kısmının halen devam ettiği anlaşıldığından, halen görülmekte olan dava dosyalarının birleştirilmesi, yargılamayı geciktirip, para ve emek sarfına yol açacağı ve yıllardan beri devam eden davaları  daha da karmaşık ve içinden çıkılamaz hale getireceği gözönünde bulundurularak; dava dosyaları birleştirilmeden, yukarıda sözü edilen delillerin eksiksiz olarak toplandığı aynı nitelikteki dava dosyalarından birisi kılavuz dosya seçilerek,  tapu kayıtlarındaki sınırları ve memleket haritasındaki mevkileri bilecek ve bu  davalar ile ilgisi olmayan olabildiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler tesbit edilmeli, gerektiğinde tapu kayıtlarının bilinmeyen sınırlarında yardımcı olacak ve zilyetlik konusunda bilgi verecek tanık isimleri taraflardan istenmeli, önceki keşiflere katılmamış üç orman yüksek mühendisi, üç harita mühendisi, üç ziraat uzmanı bilirkişinin ismi yöntemince belirlenmeli, bu bilirkişilere tarafların itirazları olursa değerlendirilerek, gerektiğinde onların yerine başkaları seçilmeli, daha sonra belirlenecek bir kılavuz dosyada yapılacak keşifte;  … Vakfından gelen ilk tesisi Mart 1290 tarih D.9, V.!8 , aynı tarih  Varak 19, aynı tarih Varak 20 sayılı tapu kayıtları ile bu kayıtlardan önce oluşturulmuş Vakıfnamedeki sınırları, 17 Rabiulevvel 1295 tarihli İcmali Hakani sureti: …Menteşe sancağında, Ula kazasında  vaki bir tarafı Çıtırlılı ve bir tarafı Derya Cibucak ve bir tarafı Karavasil Beli ve Mermeran Hududuna müntehi olup işbu hudut ile mahdut mahal derununda … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik, … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik  ve Gelibolu çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik sınırları ile bu kayıtların Ağustos 1326 tarihli tedavüllerinde yönlendirilmiş sınırları, Eylül 1340 tarihli tedavülleri ile Mayıs 1969 tarihinde yapılan ifrazlara göre oluşan sınırları yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, bu çiftlik sınırları için ayrıca oluşturulan çiftliğe ait tarla ve bina nitelikli tapu kayıtları varsa, onlar dahi uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan Gelibolu maa … Çiftliği, … Çiftliği ve … Çiftliği tapularında Mezar Gediği, Dikilitaş, Löngöz sınırlarının ortak sınır,  Kırvasil (Orhaniye), Gölenya(içmeler) sınırlarının köy yada çiftlik sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşçar-ı müsmire ve gayr-ı eşçarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olup, bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevkii yada nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun Devlet Ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 sayılı Kanunun 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, … Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ 169 sayılı parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından  itiraz edilip birçok dava açıldığı, Gelibolu maa … Çiftliği tapusunun … Köyü 373 ilâ 633 sayılı parsellere uygulandığı, tapu kapsamı ile ilgili devletleştirme bedelinin artırılması istemiyle açılan davanın halen devam ettiği gözönünde bulundurularak tapu kayıtları yerine uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıklar dinlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözleri, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi, tapu kayıtları sınırında yazılı Langöz’ün tapu tesisinde Langöz Çiftliği olarak gösterilmesi nedeniyle “Langöz”ün nokta halinde mevki ismi olmayıp, …,  Ergöz ve Gelibolu … çiftliklerinin batı sınırını oluşturan geniş bir çiftlik arazisi olabileceği düşünülerek uygulamanın buna göre yapılması, çelişkilerin yöntemince giderilmesi, Kırvasil (Orhaniye) ve Gölenya (İçmeler) köyleri (yada çitlikleri) ile memleket haritasında Löngöz köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, sabit sınırlarla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak tapu kayıtları uygulanıp, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alan belirlenmeli,  tapu kayıtlarındaki sınırları itibariyle değil, ancak yüzölçümüyle geçerli kapsamının 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre devletleştirmeye konu edilebileceği, tapu kayıtlarının  yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışındaki, orman alanlarının 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre Devlet Ormanı sayıldığından, bu bölümlerin eskiden beri Devlet Ormanı olması nedeniyle tapu kaydı kapsamında kaldığı düşüncesiyle devletleştirmeye konu edilemeyeceği, tapu kayıtlarının yüzölçümüyle kapsadığı alanlardan, devletleştirilen orman alanlarının yüzölçümü düşüldükten sonra, tapu kaydının yüzölçümü ile kapsadığı alandan kalan miktar varsa, tapu kaydının  tarım alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceği, başka deyişle bir birlerine sınır olduğu ve toplam 14000 dönüm yüzölçümünde olduğu anlaşılan  bu üç tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadıkları alan içinde kalan ormanların devletleştirme kapsamında olduğu gözönünde bulundurularak, Devletleştirilen orman alanının yüzölçümü,  tapu kaydı miktarından düşüldükten sonra,  kalan bölümlerin çiftliğin diğer arazileri olabileceği düşünülerek harita mühendisi bilirkişilere tapu uygulamasını, tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle kapsadığı alanları memleket haritası ve arazi kadastro paftaları üzerinde gösterecek şekilde  ayrıntılı ve keşfi izleme olanağı sağlayan birleşik  krokili rapor alınması,
Orman bilirkişiler ve harita mühendisi bilirkişiler ile fen bilirkişiler vasıtasıyla, yöreye ilişkin en eskisinden en yenisine kadar, tüm memleket haritaları, hava fotoğrafları ve amenajman planları, yörede yapılan tüm  orman kadastro işlemlerine ilişkin tutanak ve haritalar, yörede yapılan genel kadastro ve afet kadastrolarına ilişkin arazi kadastro paftaları ile Orman Yönetiminin yukarıda deliller kısmında söz edilen raporları uygulanarak, dava konusu edilen taşınmazların, bu belgelerde  ne şekilde nitelendirildikleri, 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanması; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmesi; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak orman kadastro  haritası ile irtibatlı, uyuşmazlık konusu taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de  içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, aynı yörede dava konusu edilen taşınmazların konumunu çevre taşınmazlarla birlikte haritalar üzerinde bir arada gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte ayrı renkli kalemlerle işaretli kroki düzenlettirilmesi, tapu kaydı sınırları içinde kalmayan ve eski tarihli haritalarda ve orman kadastrosunda orman sayılmayan alan olarak nitelenen ancak orman içi açıklığı olan bölümler varsa bu yerler kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalsa bile 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülerek bu bölümler düzenlenecek haritada gösterilmesi, bilirkişilere müşterek imzalı tapu uygulamasını, orman kadastro haritasını, memleket haritası ve amenajman planlarının uygulamasını gösteren,  krokilerin ölçekleri denkleştirilmek suretiyle birbiri üzerine aplike edilerek tüm uygulamayı bir arada gösteren ayrı renkli kalemlerle işaretli, bilimsel verileri bulunan ayrıntılı  kroki düzenlettirilmesi, bu rapor ve krokilerin onanmış örnekleri  aynı yerde, aynı sav ve savunmaya dayalı olarak görülmekte olan dava dosyaları içine konulması, keşif giderlerinin, raporların içine konulduğu dosyalara pay edilmesi,
Daha sonra, bir orman mühendisi, bir harita mühendisi, bir fen elemanı bilirkişi, üç ziraat uzmanı bilirkişi, bir arkeolog ve bir jeolog bilirkişi vasıtasıyla her dosyada davaya konu olan taşınmaz başında ayrı ayrı yeniden keşif yapılarak, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme iddiasında bulunan taraf ile tapu kaydına tutunan tarafların ve Hazine ile Orman Yönetiminin tanıkları ve yerel bilirkişiler taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği, zilyetliğin kiracı yada malik sıfatıyla olup olmadığı, tapu kayıtları kapsamında kalan bölümlerinde, Medenî Kanunun yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanan zilyetlik varsa, zilyetliğin başlangıcının ne şekilde hatırlandığı veya kendilerine bu bilgilerin ne şekilde aktarıldığı  sorulup, somut olaylara dayalı yeterli ve kesin yanıtlar alınarak, bir birinin tekrarı niteliğindeki soyut sözlerle yetinilmesi, yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritası ile daha sonraki yıllarda düzenlenen tüm hava fotoğrafı ve haritalar özel straskop aletleriyle incelenip dava konusu taşınmazın bu belgelerle ne olarak göründüğü, özellikle kullanılan tarım arazisi olarak görünüp görünmediği belirlenerek bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğu denetlenmesi, hava fotoğraflarının düzenlendiği tarihlerde tarım arazisi olarak kullanılmayan yerlerle ilgili bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği nazara alınması,   yukarıda sayılan deliller ve diğer deliller ile özellikle Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333 E., 1994/51 K. ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/104 E. 1961/25 K. Sayılı kararları ile 1189/103 Esas sayılı dava dosyası krokilerinin yerine uygulanması,  Çiftlik ve tapu sahipleri tarafından sunulan kiralamaya ilişkin 1940 yılından sonra noterde düzenlenen taahüt senetleri kendilerine okunarak, bu belgelerde söz edilen  kişi ve taşınmazlar ile çekişmeli taşınmazın ve taşınmaza zilyet olanın ilgisinin olup olmadığı hususundaki bilgileri sorulması, bu deliller karşısında bazı dosyalarda davacı, bazılarında davalı durumunda olan köylülerin zilyetliğinin asli zilyetlik olup olmadığı değerlendirilmesi, Türkiye genelinde 1936-1937 yıllarında arazi ve bina vergi yazımı yapıldığından … Köyünde bu yıllarda vergiye kayıt edilen arazi yada bina olup olmadığı Özel İdare Müdürlüğünden sorularak varsa getirtilip yerine uygulanması, bu köyde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan gerçek kişiler, bunların bayi yada murislerinin,  o yıllara ait hiç vergi kaydı yoksa bunun nedeni araştırılması, 1926 yılından önce asli zilyet olan kişilerin 1936-1938 yıllarında sahip oldukları yerleri vergiye kayıt ettirmemiş olmalarının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, köylülerin vergi kayıtları olmayıp, çiftlik sahiplerinin vergi kayıtları olması halinde bu durumun köylülerin … Köyü arazilerine o yıllarda aslî zilyet olmadıklarının karinesi sayılıp sayılmayacağı tartışılıp değerlendirilmesi,
Taşınmaz 1970 yılında yapılan genel kadastro sırasında tapulama dışı bırakılmışsa, tapulama paftası ile komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, ne sebeple tapulama dışı kaldığı araştırılıp, zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmesi,
Toprak bilgisine sahip tarım uzman bilirkişiler ile jeolog bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınarak, ilgili kurumda incelettirilip, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu konuda bilirkişilere bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmesi,
Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının yöntemince uygulanması ile saptanacağı, ancak, somut olayda yörede ilk orman kadastrosunun Gelibolu Ormanları ile … ve Ergöz Ormanlarında seri usulde yapıldığı, bu seriler dışında, bu köylerin idari sınırları içinde kalan diğer ormanların kadastrosunun yapılmadığı, bu nedenle 1967 yılında yapılan orman kadastrosunun uygulanması suretiyle taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının saptanamayacağı, sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukukî durumunun 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği, 6831 sayılı Kanunun 3373 sayılı Kanun ile değişik 1/F maddesinin, öncesi orman olmayan taşınmazlar bakımından söz konusu olacağı, Tapu kayıtları bu kayıtlara dayananların yararına olduğu kadar, aleyhine de delil oluşturacağı, 3402 sayılı Kanunun 20/C maddesi gereğince değişebilir nitelikteki tapu kayıtlarının kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, kaydın yüzölçümü ile geçerli asıl kapsamı orman değil ise kayıt fazlasının ormandan açılmış  olduğunun kabul edileceği, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bile olsa, orman içi açıklıkların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, yine doğal ve kültürel sit alanları ile bunların koruma alanlarının zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği, düşünülerek taşınmazın niteliği belirlenmesi…] gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, dava konusu 427 sayılı parsele ilişkin davanın tefrikine ve Orman Yönetiminin çekişmeli … Köyü 357 sayılı parsele ilişkin davasının kabulü ile bu parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, diğer davaların reddiyle çekişmeli … köyü 289, 295 ve 308 sayılı parsellerin tesbit gibi davalı adına tesciline ilişkin verilen karar, davacılar … ve arkadaşları vekili ile Hazine vekili, Orman Yönetimi vekili ve davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmekle Dairenin 31.01.2012 gün 2011/16096-597 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Dairenin az yukarıda belirtilen bozma kararında, bozma kapsamı dışındaki yönlerin incelenmediği belirtilerek özetle; “…davacılardan … …’nin yargılama sırasında öldüğü anlaşıldığından, dava dilekçesi ve duruşma gününün adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması…” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan ve taraf teşkili sağlandıktan sonra, Orman Yönetiminin çekişmeli … Köyü 357 sayılı parsele ilişkin davasının kabulü ile bu parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, diğer davaların reddine ve çekişmeli … Köyü 289, 295 ve 308 sayılı parsellerin tesbit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili, Orman Yönetimi vekili ile … … mirasçıları ve arkadaşları vekili (duruşmalı) ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması ve 1988 ilâ 1990 yılları arasında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilân edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu, 2896 ve 3302 sayılı kanunlar ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Orman Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda; Orman Yönetimi vekilince 26.11.1999 tarihli dilekçesi ile, 420, 295 ve 357 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak davalı yanında harcını yatırmak suretiyle fer’i müdahil olarak katılma isteminde bulunulmuş, daha sonra 22.04.2003 tarihli dilekçesi ile de, dava konusu 420 parsel sayılı taşınmazın dört tarafının orman olduğundan, bu parsele ilişkin olarak harcını yatırdıkları fer’i müdahale dilekçesinin, asli katılma istemi olarak kabulünü istemiştir.
Mahkemece, 420 parsel sayılı taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle orman olarak tesciline ilişkin verilen 24.05.2007 gün ve 1991/358-133 sayılı hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından 25.09.2008 gün ve 2008/9645-11917 sayılı karar ile onandığına ve karar düzeltme istemi de 26.06.2009 gün ve 2009/9767-10840 sayılı kararı ile reddedilerek kesinleşmiş olduğuna, Orman Yönetiminin dava konusu 289, 295, 308, 357 ve 427 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin usûlüne uygun aslî müdahil sıfatı ile bir katılımı veya açılmış bir davasının bulunmadığı, fer’i müdahil olarak davalı yanında katıldıkları 295 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak da davalı gerçek kişinin temyizinin bulunmadığı, fer’i müdahilin tek başına hükmü temyiz etmesinin mümkün olmadığından temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalılar vekilinin 357 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazları ile, dava konusu taşınmazın eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından temyiz itirazları yerinde değildir.
Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda; Hazine tarafından dava konusu taşınmazların orman içi açıklık niteliğinde olduğu iddiasıyla tesbitlerinin iptalinin talep edildiği ve mahkemece diğer davacıların davasının reddine şeklinde hüküm kurulmak suretiyle Hazine tarafından asli müdahale suretiyle açılan dava hakkında da karar verildiğinin anlaşıldığı, çekişmeli 289, 295 ve 308 parsel sayılı taşınmazların eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığından bu parsellere ilişkin temyiz itirazlarının yerinde değildir.
Çekişmeli 357 parsel sayılı taşınmaza yönelik ise, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğu, her ne kadar orman kadastrosu dışında bırakılmış ise de, 6831 sayılı Kanunun 7. maddesi ve 20.11.2012 tarih 28473 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 16. maddesi uyarınca sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunun yeniden yapılabileceğinden bu parsele yönelik Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davacılar … … mirasçıları ve arkadaşları vekili ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, bozma kararına uyulmasına rağmen gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Daire bozma kararında çekişmeli 289, 295 ve 308 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak çiftlik tapu kaydına dayanan davacıların delillerinin ve tapu kayıtlarının usulünce taşınmazlara uygulanması, 3402 sayılı Kanunun 20/C maddesine göre tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tarafların göstereceği tanıklar aracılığıyla ve resmî belgelere göre zilyetlik araştırması yapılması, zilyetliğin Türk Medenî Kanununun yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanıp dayanmadığı, zilyetliğin asli zilyetlip olup olmadığının araştırılması gereğine değinildiği halde mahkemece bozma kararının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden hüküm kurulmuştur. Bozma kararına uyulmakla, yararına bozulan taraf yönünden usûlü müktesep hak oluşmaktadır.
Bu nedenle, mahkemece; hükmüne uyulan bozma kararında belirtilen şekilde, davacılar … … mirasçıları ve arkadaşlarının dayandığı tapu kaydı ve delilleri çekişmeli taşınmazlara uygulanmalı, 3402 sayılı Kanunun 20/C maddesi uyarınca kapsamı belirlenmeli, çekişmeli 289, 295, 308 ve 357 parsel sayılı taşınmazların, dayanılan çiftlik tapu kayıtları kapsamında kalması halinde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme iddiasında bulunan davalı ile çiftlik tapu kaydına tutunan tarafların tanıkları ve yerel bilirkişiler taşınmazlar başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği, zilyetliğin kiracı ya da malik sıfatıyla olup olmadığı, tapu kayıtları kapsamında kalan bölümlerinde, Türk Medenî Kanunun yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanan zilyetlik varsa, zilyetliğin başlangıcının ne şekilde hatırlandığı veya kendilerine bu bilgilerin ne şekilde aktarıldığı sorulup, somut olaylara dayalı yeterli ve kesin yanıtlar alınarak, birbirinin tekrarı niteliğindeki soyut sözlerle yetinilmesi, yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritası ile daha sonraki yıllarda düzenlenen tüm hava fotoğrafı ve haritalar özel stereoskop aletleriyle incelenip dava konusu taşınmazların bu belgelerle ne olarak göründüğü, özellikle kullanılan tarım arazisi olarak görünüp görünmediği belirlenerek bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğu denetlenmesi, hava fotoğraflarının düzenlendiği tarihlerde tarım arazisi olarak kullanılmayan yerlerle ilgili bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği nazara alınması, yukarıda sayılan deliller ve diğer deliller ile özellikle Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333 E., 1994/51 K. ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/104 E. 1961/25 K. sayılı kararları ile 1189/103 Esas sayılı dava dosyası krokilerinin yerine uygulanmalı, çiftlik ve tapu sahipleri tarafından sunulan kiralamaya ilişkin 1940 yılından sonra noterde düzenlenen taahüt senetleri kendilerine okunarak, bu belgelerde söz edilen kişi ve taşınmazlar ile çekişmeli taşınmazların ve taşınmazlara zilyet olanın ilgisinin olup olmadığı hususundaki bilgileri sorulması, bu deliller karşısında bazı dosyalarda davacı, bazılarında davalı durumunda olan köylülerin zilyetliğinin asli zilyetlik olup olmadığı değerlendirilmesi, Türkiye genelinde 1936-1937 yıllarında arazi ve bina vergi yazımı yapıldığından … Köyünde bu yıllarda vergiye kayıt edilen arazi ya da bina olup olmadığı Özel İdare Müdürlüğünden sorularak varsa getirtilip yerine uygulanması, bu köyde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan gerçek kişiler, bunların bayii ya da murislerinin, o yıllara ait hiç vergi kaydı yoksa bunun nedeni araştırılması, 1926 yılından önce asli zilyet olan kişilerin 1936-1938 yıllarında sahip oldukları yerleri vergiye kayıt ettirmemiş olmalarının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, köylülerin vergi kayıtları olmayıp, çiftlik sahiplerinin vergi kayıtları olması halinde bu durumun köylülerin … Köyü arazilerine o yıllarda aslî zilyet olmadıklarının karinesi sayılıp sayılmayacağı tartışılıp değerlendirilmeli, çekişmeli 308 parsele ilişkin olarak tesbite dayanak alınan Ekim 1975 tarih ve 25 sıra sayılı tapu kaydı ve dayanağı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/73-98 sayılı dava dosyası ve tescil krokisi taşınmazlara uygulanmalı, bu tapu kaydının mükerrer tapu kaydı niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmeli,
Çekişmeli 289, 295 ve 308 parsel sayılı taşınmazların, dayanılan çiftlik tapu kayıtları kapsamı dışında kalması halinde ise, 3402 sayılı Kanunun 14, 17 ve 18. maddeleri uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin davalı yararına oluştuğundan çekişmeli taşınmazların davalı adına tesciline karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine vekili ve Orman Yönetimi vekilinin 289, 295 ve 308 sayılı parsellere, davacılar … … mirasçıları ve arkadaşları vekili ile davalılar vekilinin 357 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığından reddi ile, Hazine vekilinin 357 parsel sayılı taşınmaza ve davacılar … … mirasçıları ve arkadaşları vekilinin 289, 295 ve 308 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması nedeniyle duruşma tarihi itibariyle hesaplanan 990.-TL vekâlet ücretinin davalı gerçek kişilerden alınarak davacılar ve Hazineye verilmesine, temyiz harcının istek halinde iadesine 24/12/2013 günü oy birliği ile karar verildi.