Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/9235 E. 2013/10762 K. 26.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9235
KARAR NO : 2013/10762
KARAR TARİHİ : 26.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar … ve …, 10.02.2010 tarihli dilekçeyle; … Köyü, Orta Mahallede dava dışı 25 sayılı parselin sınırındaki 800 m² yüzölçümündeki taşınmazı 25 yıldır zilyet ettiklerinden yararlarına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla Türk Medenî Kanunun 713. maddesi gereğince adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı … vekili, dava konusu yerin zilyetlikle edinilemeyecek yerlerden olduğu, davacılar yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı savunmasıyla davanın reddi ile taşınmazın aynı Kanunun 713/6. maddesi gereğince Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece davacı gerçek kişilerin davasının reddine, Hazinenin tescil isteminin kabulü ile fen bilirkişisi … tarafından düzenlenen krokide (A)= 563 m² olarak işaretli bölümün 3402 sayılı Kanunun 18. maddesi gereğince makilikten tarım alanına dönüştürülmüş yer niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, genel kadastroda tapulama dışı bırakılan tapuda kaydı bulunmayan taşınmazın Medenî Kanunun 713. maddesi gereğince tapuya tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu; daha sonra 1976 yılında yapılıp ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilân edilerek kesinleşen ilk tahdidin aplikasyonu, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği karar ile sınırlandırması iptal edilen ormanların kadastrosu ile 36 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1988 yılında yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
… Köyünde ilk genel arazi kadastro çalışması 1955 yılında, kadastrosu yapılmamış yerlerin ek kadastrosu ise 1989 yılında yapılmış, en son arazi kadastro işlemi 22.05.1991 ilâ 21.6.1991 tarihleri arasında ilân edilmiş, taşınmaz bu çalışmalarda taşlık olarak tapulama dışı bırakılmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın makiye ayrılan sahada kaldığından 30.04.2010 tarih 2004/1-1 sayılı Y.İ.B.B.G.K. gereğince zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemede, çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidi dışında bırakıldığı ve 1952 yılında makiye tefrik edilen alanda kaldığının belirlendiği, davanın özelliği nedeniyle maki tesbit komisyonlarının yaptıkları işlemlerin niteliğinin belirlenmesinin zorunlu olduğu, 22.03.1996 tarih ve 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 5653 sayılı Kanunla değişik 3116 sayılı Kanunun 1/e maddesi uyarınca kurulan maki tesbit komisyonlarının kanunî ve yaptıkları işlemlerin de geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel kanunlar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceğinin kabul edildiği, gerek Hukuk Genel Kurulunun gerekse ilgili Yargıtay Dairelerinin kararlıkla sürdürdükleri içtihatlarının da bu yönde olduğu, (HGK’nun 27.02.2002 tarihli ve 1/19 E.-97 K.), 30.04.2010 gün ve 2004/1- 2010/1 sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında ise, açıkça maki komisyonlarınca yapılan işlerin sadece nitelik belirleme olup, orman dışına çıkarma işlemi olmadığı, tahdidin kesinleşmesiyle orman olarak tapuya kayıt edilen taşınmazın, makiye ayrılmakla tapusuz hale dönüşmeyeceğinin vurgulandığı, 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanunla değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığının, teknik ve hukukî anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığının, 27/01/2009 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanuna 5831 sayılı Kanunun 5. maddesi ile eklenen Ek 10. madde hükmünün maki tesbit komisyonlarınca 5653 sayılı Kanun uyarınca maki olarak tesbit edilen yerlere de uygulanması gerektiğinin ve bunun sonucu olarak bu yerlerin tesbit tarihinden itibaren imar ve ihya ile zilyetlik yoluyla kazanılmasına olanak bulunmadığının kabul edildiği vurgulandığından, orman tahdidi kapsamı dışında bulunan taşınmazlarda 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı ve 30.04.2010 gün ve 2004/1- 2010/1 sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararlarının uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
O halde mahkemece, dava konusu taşınmazın orman tahdidi dışında eğimi düşük çalılık ve makilik alan olması nedeniyle zilyetlikle kazanılabileceği nazara alınarak davacıların zilyetliğinin bulunup bulunmadığı, varsa ne zaman ve nasıl başladığı ve ne şekilde sürdürüldüğü, imar ve ihyanın gerçekleşip gerçekleşmediği gibi hususlarda inceleme ve değerlendirme yaparak davanın esasına ilişkin karar verilmesi gerekirken 30.04.2010 gün ve 2004/1- 2010/1 sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı ve 6831 sayılı Orman Kanuna 5831 sayılı Kanunun 5. maddesi ile eklenen Ek 10. madde hükmünün yanlış yorumlanması nedeniyle gerçek kişilerin davasının reddine, Hazinenin karşı tescil isteminin kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 26/11/2013 günü oy birliği ile karar verildi.