YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9420
KARAR NO : 2013/11331
KARAR TARİHİ : 09.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1994 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında … 1399 parsel sayılı 61508,31 m² yüzölçümündeki taşınmaz, hali arazi niteliği ile 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olması nedeniyle Hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir.
Davacı …, taşınmazın babasından kendisine kaldığını, kullanıcısı babası iken ölümüyle kendisinin kullandığını ileri sürerek, zilyetliğin tesbiti ile kullanıcı olarak beyanlar hanesine adının yazılması istemiyle dava açmıştır. Müdahiller … ve …; taşınmazda kendilerinin de miras payı olduğunu iddia ederek, 1/3’er hisse ile adlarının kullanıcı olarak beyanlar hanesine yazılması istemiyle davaya katılmışlardır.
Mahkemece, davanın, zilyetliğin tesbitine ilişkin olduğu, H.M.K’nun 4. maddesi gereğince sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde, dosyanın Silifke Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 2/B’lik alanda kalan taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine kullanıcı olarak adının yazılması istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen karar, usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; dava, zilyetliğin tesbiti ve korunmasına ilişkin olmayıp, 2/B’lik alan niteliği ile tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesinden ibarettir. Bu nedenle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesi gereğince asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Mahkemece işin esasına girilip, olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davayı yanlış nitelendirerek sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmayıp, usûl ve kanuna aykırıdır. Görev kamu düzenine ilişkin olup, temyiz edenlerin sıfatına bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatarına iadesine 09/12/2013 günü oy birliği ile karar verildi.