Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2014/5747 E. 2014/9607 K. 19.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5747
KARAR NO : 2014/9607
KARAR TARİHİ : 19.11.2014

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 07.05.2008 tarihli dava dilekçeleri ile sınırlarını bildirdikleri …Köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescili talebi ile dava açmışlardır.
Davalı Hazine, dava konusu taşınmazın 01.05.1986 tarih ve 1 nolu tapu kaydıyla Hazine adına tapuda kayıtlı olduğunu bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüyle, 01.05.1986 tarih ve 1 nolu tapu kaydının iptaline, 52650 m2’lik kısmın davacılar adına tapuya tesciline dair verdiği karar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.04.2009 tarih ve 2009/1161 E.-1983 K. sayılı kararı ile “Mahkemece, tapu kaydının iptaline karar verilmiş ise de, bahsi geçen tapu kaydı mahallinde yapılan keşifte uygulanmamış, fen memuru bilirkişi tarafından davacıların tescil talep ettiği yerin bu tapu kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmemiştir. Mahkemenin tapu kaydının iptali sonucuna varırken dava konusu taşınmazın tapu kapsamında kaldığı kanaatine nasıl ve ne şekilde ulaştığını anlamak dosya kapsamından mümkün olamamaktadır. Mahkemece, mahallinde yeniden fen memuru bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak davacının tescil talep ettiği yerin belirlenmesi, tescil talep edilen yerin Hazine tapusu kapsamında kalıp kalmadığının tesbit edilmesi, şayet tescil talep edilen yer bu tapu kapsamında kalıyorsa 07.06.2008 tarihli keşifte dinlenen şahit beyanlarına göre Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar zilyetlik süresinin iktisap için yeterli olup olmadığını araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği”ne değinilerek bozulmuştur.
Yargılama sırasında yörede genel arazi kadastrosu yapılmış ve çekişmeli taşınmaz, 105 ada 228 parsel numarası alarak 82802,06 m2 yüzölçümü ile davalı olduğundan malik hanesi boş bırakılarak sınırlandırılmıştır. Asliye mahkemesince, dava dosyası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine gönderilmiş ve kadastro mahkemesince, zilyetlik şartları gerçekleşmediğinden davanın reddine, 105 ada 228 sayılı parselin tesbit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacıların temyizi üzerine Dairemizin 2011/12570-8144 sayılı kararıyla onanmış; davacılar vekili, taşınmazın Hazineye ait tapu kaydı dışında kaldığını ve halen davacıların zilyetliğinde olduğunu belirterek dairenin onanma kararının düzeltilmesini istemesi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19/03/2012 gün ve 2012/2858-4011 sayılı bozma kararında özetle; “Çekişmeli taşınmaz, 01.05.1986 tarih ve 1 nolu tapu kaydına dayanılarak davalı olduğundan malik hanesi boş bırakılmak suretiyle sınırlandırılmış olup, dayanak tapu kaydının geldisi 25.11.1985 tarih ve 5 nolu tapu kaydıdır ve 52650 m2 yüzölçümüyle idarî yoldan 1985 tarihinde Hazine adına tescil edilmiş olup, Doğusu: tepe, Batısı: Şinyağız Deresi (küçük dere), Kuzeyi: eski ipek yolu (merkeze giden yol) Güneyi: Pesan Çayı okumaktadır. Çekişmeli taşınmazın dayanağı olan tapu kaydı sabit sınırlı olmayıp 3402 sayılı Kanunun 20/C maddesi gereğince miktarı ile geçerli olacağından ve dosyada mevcut fennî
bilirkişi tarafından düzenlenen 01.06.2010 havale tarihli fennî bilirkişi raporunda davalı Hazineye ait tapu kaydının (A) harfi ile gösterilen 52650 m2’lik alanı kapsadığı, (B) harfi ile gösterilen 30152,06 m2’lik kısmın tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı ve bu kısma yönelik olarak davacılar yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği anlaşıldığından, mahkemece (A) harfi ile gösterilen kısma yönelik olarak davanın kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, çekişmeli Günyazı Köyü 105 ada 228 sayılı parselin, 01/06/2010 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 52650 m²’lik kısmının davalı adına olan tespitinin iptali ile yeni bir parsel numarası alarak 1/4 payının davacı Abdullah oğlu …, 1/4 payının Hasan oğlu …, 1/4 payının Hasan oğlu … ve 1/4 payının Abdullah oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Tapu Müdürlüğünün 25/06/2013 tarihli tavzih dilekçesi ile taşınmazın geriye kalan bölümü yönünden sicil oluşturulmadığı gerekçesiyle tavzih talep edilmiş, mahkemenin 21/12/2013 tarihli Ek kararı ile tavzihin sadece dosyanın taraflarınca talep edilebileceği gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak; tavzihin ne biçimde ve hangi koşullarda yapılacağı, HMK.’nun 305 ve onu izleyen maddeler hükmünde açıklanmıştır. Buna göre, tavzihi ancak davanın tarafları isteyebilir. Somut olayda; taraflarca tavzihe ilişkin herhangi bir istemde bulunulmamış, tavzih, davanın taraflarından olmayan tapu müdürlüğünce istenmiştir. Bu olgular dikkate alındığında, mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 19/11/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.