Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2014/6314 E. 2014/9148 K. 04.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6314
KARAR NO : 2014/9148
KARAR TARİHİ : 04.11.2014

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler ile davalılar Orman Yönetimi ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, tapu kaydına dayanarak yörede 2005 yılında ilk kez yapılan ve 12.07.2005 tarihinde ilân edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması sırasında Çorlu ilçesi, Yenice köyünde bulunan 111 ada 15 sayılı parselin orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu ileri sürerek, bu yere ait sınırlamanın iptali istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davacıların davasının kısmen kabulü ile Tekirdağ ili, Çorlu ilçesi, Yenice beldesi 111 ada 15 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi heyetinin 24/11/2013 tarihli raporunda (a2) ile gösterilen 1.709,58 m2’lik ve (a3) ile gösterilen 40,20 m2’lik kısımlarının orman tahdit sınırı dışına çıkarılmasına, (a1) ile gösterilen 2138,14 m2’lik kısım yönünden açılmış olan davanın reddine, Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) yönünden açılmış olan davanın, davalının taraf sıfatı bulunmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğundan usûlden reddine karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
1) Davalılar Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Orman Yönetiminin temyiz itirazları bakımından;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada bilirkişi raporunda (a2) ve (a3) olarak gösterilen bölümlerin orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve bu bölümlere yönelik yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı …, …, …, … ve …’ün temyiz itirazlarına gelince;
Bilirkişi raporunda (a1) olarak gösterilen bölüme yönelik her ne kadar mahkemece orman sayılan yer olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de orman bilirkişi kurulunun bu kısma yönelik raporu yeterli değildir.
Şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli taşınmazın tamamının 1957 yılı memleket haritasında çalılık rumuzlu yeşil alanda kaldığı, (a1) ile gösterilen alanın 1987 yılı memleket haritasında ormanlık alan olarak sembolize edilen ve renklendirilen yeşil renkli alan içinde, 1997 tarihli memleket haritasında ise açık alanda kaldığı, 1939 ve 1993 tarihli hava fotoğraflarında (a1) ile gösterilen bölümün ağaç ve ağaçcık topluluğu olarak görülen alanda kaldığı, eylemli olarak ise % 3 – 4 eğimli, üzerinde farklı boy ve ebatlarda kapalılık teşkil etmeyen meşe, karaağaç ağaç ve ağaçcıkları bulunduğu ve orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiş 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi gereğince muhafaza karakteri taşımayan funda, maki ve çalılıklar orman sayılmayıp, bilimsel olarak eğimin % 12’yi geçtiği yerlerin muhafaza karakteri taşıyacağı hususu gözönünde bulundurulmamıştır. Aynı zamanda dava konusu taşınmaz tapuda kayıtlı bir taşınmaz olduğundan 6831 sayılı Kanunun 1. maddesinin F ve G bentleri yönünden de değerlendirme yapılmamıştır. Yapılan inceleme ve araştırma (a1) bölümünün orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirleme noktasında yeterli değildir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukukî durumunun 3116, 4785, 5658 ve 6831 sayılı kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Kanun ile sadece hangi nitelikteki taşınmazların devlet ormanı sayılacağını göstermiş ve devlet ormanlarının kadastrosunun yapılmasını öngörmüştür. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları aynı kanunda gösterilmiştir.
6831 sayılı Kanunun 1. maddesinin birinci fıkrasında orman “Tabii olarak yetişen ve emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” şeklinde tarif edilmiş, ( F) bendinde “Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halinde ki her nevi ağaç ve ağaçcıklarla örtülü yerler,” (G) bendinde de “Orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazideki her nevi ağaç ve ağaçcıklarla örtülü yerler,”in orman sayılmayacağı öngörülmüştür. Miktarı üç hektardan büyük tapu kaydı kapsamındaki orman alanları özel orman sayılır. Özel orman olarak bu yerlerin Devletleştirilip devletleştirilmediği, devletleştirmenin istisnası ya da iadeye tabi yerlerden olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
O halde, mahkemece, çekişmeli parselin kadastro tesbitlerine esas alınan tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavül ve revizyonları ile bu revizyonları dıştan çevreleyen parsellerin kadastro tesbit tutanakları ve tesbitlerinin dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları, çekişmeli parsellerin bulunduğu yere ilişkin en eski tarihlisinden en yenisine kadar, elde edilebilen tüm memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, dosyasına eklenerek dosya keşfe hazır hale getirilmeli, getirtilen tapu kayıtları yeterince yaşlı yerel bilirkişiler yardımıyla yöntemine uygulanmalı, tapu kayıtlarının kapsamı belirlenmeli, bilinmeyen sınırlar konusunda taraf tanıklarının beyanlarına başvurulmalı, tapu kayıtlarının kapsamları arazi üzerinde işaretlettirilmeli, tapu kapsamındaki arazinin krokisi düzenlettirilmeli ve çekişmeli parselin (a1) bölümünün bu tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı yöntemince saptanmalı, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, getirtilen memleket haritaları, hava fotoğrafları ve amenjman planları çekişmeli parseller ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle parsellerin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar ile 6831 sayılı Kanunun 1. madde birinci bend ile 1/G – F maddeleri karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, parsellerin her birinin dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, tapu uygulamasını sınırları ve kapsamı ile birlikte taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli parselin konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; gerek bozma kararından önce gerekse sonra düzenlenen uzman bilirkişi raporları arasında aktüel bulgular veya uygulanan eski tarihli harita ve hava fotoğraflarındaki nitelendirme ve görünümleri yönünden doğacak çelişkiler üzerinde durularak, bu çelişkilerin nedenleri açıklattırılmalı, çelişkiler yöntemince giderilmeli, 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi gereğince muhafaza karakteri taşımayan funda, maki ve çalılıkların orman sayılmayıp, bilimsel olarak eğimin %12’yi geçtiği yerlerin muhafaza karakteri taşıdığı hususu gözönünde bulundurulmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde, eski tarihli memleket haritasındaki görüntüsü ve nitelendirilmesi ile eylemli durumu itibariyle orman ağaçlar ile kaplı bölümleri var ise bu bölümlerin, özel orman sayılıp sayılmadığı ya da 6831 sayılı Kanunun 1/F ya da 1/G madde hükümlerine göre orman sayılmayan yerlerden olup olmadığı da irdelenerek bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, çekişmeli taşınmazın (a1) ile gösterilen bölümü yönünden eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının REDDİNE;
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; davacılar …, …, …, … ve …’ün taşınmazın (a1) ile gösterilen bölümüne yönelik, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu bölüm yönünden BOZULMASINA, davacıların yatırdığı temyiz harcının istek halinde iadesine 04/11/2014 günü oy birliği ile karar verildi.