YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6496
KARAR NO : 2014/9824
KARAR TARİHİ : 25.11.2014
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Karalar Köyü 122 ada 22 parsel sayılı 38.878 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1938 tarih 411, 425, 426 ve 427 tahrir nolu vergi kaydı ile zeytinli tarla niteliğiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar miras bırakanı adına tesbit edilmiştir.
Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konu parselin tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, davacı … Yönetiminin temyizi üzerine hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.06.2006 gün ve 2006/2795 E. – 7845 K. sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dosyada mevcut 23.07.2003 tarihli keşif sonucu Orman Bilirkişi Tercan Tüter tarafından verilen 15.08.2003 tarihli orman bilirkişi raporunda çekişmeli 122 ada 22 nolu parselin (A) harfi ile gösterilen kısmının halen yaşlı saçlı meşe ağaçları ve kesilmiş olmasına rağmen, kızılçam ağaçları ile kaplı tam kapalı orman formunda olması ve 1945 yılında üzerindeki bitki örtüsünün orman tanımına girmesi nedeniyle orman sayılan yerlerden olduğu, kalan kısmının ise, orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiştir. Mahallinde 22.02.2005 tarihinde yapılan keşif sonuçunda orman bilirkişiler …ve … tarafından verilen 20.03.2005 tarihli bilirkişi raporunda da çekişmeli taşınmazın doğu bölümünde bulunana yaklaşık 5 dekarlık kısmın % 20-30 meyilli olduğu, üzerinde yer yer küme halinde, yer yer münferit ve dağınık halde palamut, saçlı meşe ağaçları ile sistus bulunduğu ve otlakiye olarak kullanıldığı belirlendiği halde, taşınmazın sonuç olarak tamamının orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiştir. Birbiri ile çelişen raporlara dayanılarak hüküm kurulamaz.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın 1945 yılından önce yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukukî durumunun 4785 ve 5658 sayılı Kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Kanun ile sadece Devlet Ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tâbi tutulmuştur. İadenin koşulları kanunda gösterilmiştir. Mahkemece öncelikle çekişmeli taşınmaza uygulanan 411, 425, 426 ve 427 nolu vergi kayıtları ve 1958 tarihli memleket haritasına esas olan hava fotoğrafları getirtilerek önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, vergi kayıtları mahalline uygulanmalı sınırları ve miktarı dikkate alınarak kapsamı belirlenmeli miktar fazlası olup olmadığı tespit edilmeli ve en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ile hava fotoğrafları, çekişmeli taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile orman içinde ve dışındaki taşınmaz mallarda iktisabı düzenleyen Kadastro Kanununun 45. maddesi yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmazların memleket haritasına göre, konumu saptanıp; çekişmeli taşınmazların geniş çevresiyle birlikte bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren kroki düzenlettirilip, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, birbiri ile çelişen yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.” denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın reddine ve dava konusu parselin davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiş, bu kez Dairenin 30.11.2011 gün ve 2011/9511 E. – 13709 K. sayılı kararı ile ikinci kez bozulmuştur.
Hükmüne uyalan bozma kararında özetle; [Mahkemece bozma kararına uyulmuşsa da bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; Dairenin bozma kararında 1958 tarihli memleket haritasının yapımına esas alınan hava fotoğraflarından yararlanılarak önceki bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmesi gereğine değinildiği halde, mahkemece 1970 tarihli hava fotoğrafları incelendikten sonra (rapora eklenmemiştir) taşınmazın kısmen meşelik olarak göründüğü, ancak, 6831 sayılı Kanunun 1/G maddesi gereğince orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 6831 sayılı Kanunun 1/G maddesi “orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazideki her nevi ağaç ve ağaçcıklarla örtülü yerler orman sayılmaz.” hükmünü içermekteyse de yasada sözü edilen sahipli araziden anlaşılması gereken tapulu taşınmazlardır. Çekişmeli taşınmazın tespit tutanağı tapu kaydına dayanılarak düzenlenmediği gibi, bozma kararından önce alınan her iki bilirkişi raporunda da doğuda bir bölüm yerde orman ağaçları bulunduğundan söz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar-ihya olarak kabul edilemez) ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihten, tespit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülen taşınmazın, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar-ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen orijinal renkli memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
O halde; mahkemece yeniden yapılacak keşifte, öncelikle, 1958 tarihli memleket haritasının yapımına esas alınan hava fotoğrafları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin ne olduğu belirlenmeli, ağaçlık olarak görünen bölüm fen bilirkişiye işaretlettirilmeli, yukarıda açıklandığı gibi somut olayda 6831 sayılı Kanunun 1/G maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığından, bilirkişi raporunda ağaçlık olarak gösterilen bölüm hakkında davanın kabulü ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir.] denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kısmen kabulü ile, dava konusu İzmir İli, Bergama İlçesi, Karalar Köyü 122 ada 22 parsel taşınmaza ait fen bilirkişisinin 29/11/2013 tarihli rapor ve ekinde bulunan krokide (A) harfi ile işaretli 1635.93 m2 alanın parselden ifraz edilerek orman niteliği ile Hazine adına paftanın son parseli olarak tesciline, parselin (A) harfi ile işaretli alan dışında kalan kısmına yönelik davanın reddine, bu kısmın tespit gibi …mirasçıları olan davalılar …, … ve … adlarına veraseten iştirak şeklinde tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … Yönetimi tarafından dava konusu taşınmazın (A) harfi ile işaretli alan dışında kalan kısmına yönelik temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılıp kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine 25/11/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.