Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2014/6709 E. 2014/9667 K. 20.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6709
KARAR NO : 2014/9667
KARAR TARİHİ : 20.11.2014

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili, müdahil Orman Yönetişmi temsilcisi ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Gökgedik Köyü, 102 ada 11 parsel sayılı 14.797,45 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile davalı … adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, Orman Yönetimi parselin orman iddiasıyla davaya katılmıştır.
Mahkemece; davacı Hazinenin davasının reddine, katılan … Yönetiminin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın tespitinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ile davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03/03/2011gün ve 2010/16674-2011/2115 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları, 1985’li-1990’lı yıllardan sonraki aktüel durumunu gösteren memleket haritası ve hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile komşu parsellere ait tespit tutanak örnekleri ile eğer itirazlı iseler dava dosyaları ve varsa dayanak tapu ve verdi kayıtları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; kullanılan ve buğday ekili olan alan belirlenmeli, zilyetlik tanıkları ve tutanak bilirkişiler taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davalı yanında, (murisler) yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması, kabule göre de; dava konusu taşınmazın bölgede 16.10.2007’de kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığı anlaşıldığı halde Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesinin de doğru olmadığı”na değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetiminin davalarının kısmen kabulüne, dava konusu Gökgedik Köyü 102 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile; krokide (A) harfi ile gösterilen 5856,71 m2’lik kısmın, aynı vasıf ve mahiyette … adına, (B) harfi ile gösterilen 2388,28 m2 ve (C) harfi ile gösterilen 6552,46 m2’lik kısmın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından tüm parsele yönelik, müdahil Orman Yönetimi temsilcisi tarafından (A) bölüme yönelik ve davalı … tarafından (B) ve (C) bölümlere yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce yapılan ve 16/04/2007- 16/10/2007 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
1) Davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetiminin, krokide (A) harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazları bakımından;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, mahkemece resmî belgelere ve kesinleşmiş tahdit haritasına dayalı olarak yapılan araştırma ve inceleme sonucu; dava konusu taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen kısmının orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek, yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı Hazine ve davalı …’in, krokide (B) harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazları yönünden;
Dava konusu taşınmazın bu bölümünün, kullanılmayan bor arazi olup, üzerinde maki formunda çalılar bulunduğu ve davalı gerçek kişi lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, davalı …’in temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Ancak, taşınmaz orman tahdit hattı dışında kaldığından, orman niteliği ile değil, belirlenen niteliği ile Hazine adına tescile karar verilmesi gerekirken, orman niteliğiyle tescile karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olduğundan, davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile bu kısma yönelik hükmün BOZULMASINA,
3) Davacı Hazine ve davalı …’in, krokide (C) harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Kesinleşmiş tahdit haritasına dayalı olarak yapılan araştırma ve inceleme sonucu; dava konusu taşınmazın krokide (C) harfi ile gösterilen kısmının orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılmaktadır. Orman ve ziraat bilirkişi raporlarına göre ise, eğimi %20-25 olup, bu bölüm buğday ekili tarla olarak kullanılmakta, üzerinde münferit halde maki formunda çalılar bulunmaktadır. Bu kısmın eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında da açık alanda kaldığı anlaşılmakta, ancak, tespit tarihinden 20 yıl önceye ait hava fotoğrafları incelenmediğinde, taşınmazın 20 yıldır kullanılıp kullanılmadığı, zilyetliğin ne zaman başladığı anlaşılamamakta, ayrıca ziraat bilirikişi tarafından bu kısma ait toprak analizleri yapılmadığından, tam olarak taşınmazın tarım toprağı niteliğinde olup olmadığı da anlaşılamamıştır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar – ihya olarak kabul edilemez) ve imar – ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar – ihya edildiğinin ve üzerinde
sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
Somut olayda mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
O halde; dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile kadastro tespitine itiraz davalarında, tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile bir orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlayıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalıdır.
Yapılacak keşifte, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlayıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, komşu parsel kayıtları getirtilerek uygulamalı, dava konusu taşınmaz yönünü ne olarak okuduğu saptanmalıdır.
3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen ikinci fıkrası hükümleri gözetilmek suretiyle yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları ve satın alınan kişiler yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu ve ilgili kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Kanunun 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin
değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, keşifte ziraat mühendisi bilirkişiye toprak örnekleri aldırılarak, taşınmazın toprak analizleri yaptırılmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetiminin krokide (A) ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik, davalı …’in temyiz itirazlarının REDDİNE, davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
3) Üçüncü bentde açıklanan nedenlerle; taşınmazın krokide (C) harfi ile gösterilen bölüme yönelik, davacı Hazine ve davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 20/11/2014 günü oy birliği ile karar verildi.