YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8593
KARAR NO : 2014/9267
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu Fakılar Köyü 446, 447, 450, 955 ve 957 parsel sayılı sırasıyla 60000,00 m2, 64400,00 m2, 402500,00 m2, 47300,00 m2 ve 26800,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, 1980 yılında yapılan kadastro sırasında senetsiz ve belgesizden mera niteliği ile sınırlandırılmış, 14.01.1981 – 12.02.1981 tarihleri arasında askı ilânı yapılarak itirazsız kesinleşmiş ve özel siciline yazılmıştır. Daha sonra yörede 4342 sayılı Kanun kapsamında yapılan mera tespiti çalışmalarında taşınmazlar öncesinde olduğu gibi mera olarak sınırlandırılmış ve sonuçları 02.05.2008 – 02.06.2008 tarihleri arasında ilan edilmiştir.
Davacı … Yönetimi, 26.02.2010 havale tarihli dilekçe ile çekişmeli taşınmazların kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde bulunduğu halde, mera komisyonunca mera olarak tahsis edildiği, mera özel sicil kaydının iptal edilerek orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, herhangi bir keşif ve uygulama yapılmadan 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.04.2011 tarih ve 2011/957 – 4748 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa ne zaman yapıldığı, kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılmadığı, bu konular araştırılarak, orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmişse, kesinleşen bu çalışmaya ilişkin işe başlama, işi bitirme, çalışma ve ilan tutanakları ile kesinleşen orman kadastro haritasının bulunduğu yerden getirtilmesi, yine 1981 yılında yapılan genel arazi kadastro paftası ilgili yerlerden istenip dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra, bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı yardımıyla taşınmazlar başında keşif yapılarak, orman kadastro harita ve tutanakları ile genel arazi kadastro paftasının bilirkişiler eliyle yöntemince ayrı ayrı yerine uygulanması, bu haritaların ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de orman kadastro haritaları ölçeğine çevrilip herbir uygulama kroki üzerinde ayrı renklerle gösterilmek suretiyle birbiri üzerine çakıştırılarak aplike edilmesi, çekişmeli taşınmazların konumunu gösterir şekilde orman kadastro hattı ile irtibatlı kroki çizdirilerek keşfin izlenip denetlenmesi olanağı sağlanması, bu şekilde yapılacak uygulama sonucu çekişmeli taşınmazların arazi kadastrosundan önce yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığının anlaşılması halinde, genel arazi kadastrosu sırasında hata ile iki kere kadastrosu yapılıp mera olarak sınırlandırılmasının yolsuz olduğu, 766 sayılı Kanunun 46/2 ve 3402 sayılı Kanunun 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (e.M.Y.nın 934 – İsviçre MY’nın 976) maddesi gereğince hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceğinin gözönünde bulundurulması; arazi kadastrosundan sonra yapılıp kesinleşen bir orman kadastrosu varsa, burada da davacı … Yönetimi kadastrodan önceki nedene değil, sonraki nedene dayandığından 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanamayacağı düşünülerek işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; fen bilirkişileri Mehmet Kaya ve Mehmet Cemil Dönmez’in 29.01.2014 havale tarihli ek raporu ve ekinde yer alan krokisinde dava konusu taşınmazlardan 446 parselin (A) harfi ile belirtilen 28.465,84 m²’lik, 447 parselin (B) harfi ile belirtilen 26.261,16 m²’lik, 450 parselin (B) harfi ile belirtilen 290.612,88 m²’lik, 955 parselin (A) harfi ile belirtilen 39.395,54 m²’lik ve 957 parselin (A) harfi ile belirtilen 5.347,52 m²’lik kısımlarına ilişkin mera komisyonu tarafından yapılan mera tespit ve tahdit çalışmaları ile tahsis çalışmalarının ve taşınmazın mera olan kaydının iptali ile bu kısımlarının orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş hüküm davacı … Yönetimi vekilince dava konusu parsellerin mahkemece reddedilen bölümlerine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşmiş orman kadastrosuna göre tahdit içinde kalan taşınmazların mera sınırlamasının iptaline ilişkindir.
Yörede 6831 sayılı Kanun kapsamında orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulama çalışmalarının sonuçları 06.02.1990 tarihinde 6 ay süre ile ilân edilerek kesinleşmiş, genel arazi kadastrosu ise 12/02/1981 tarihinde kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman kadastro haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazların temyize konu bölümlerinin orman tahdidi dışında kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 10/11/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.