Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2014/9669 E. 2015/10623 K. 05.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9669
KARAR NO : 2015/10623
KARAR TARİHİ : 05.11.2015

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli Kadastro Mahkemesi
TARİHİ : 10/04/2013
NUMARASI : 2008/642-2013/39
DAVACILAR : Hazine – Orman Yönetimi
DAVALILAR : A.. D.. ve müşterekleri

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan N.. D.. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Kıyıcak köyü 149 ada 32 parsel sayılı 11.887,01 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Ocak 1943 tarih 5, Mayıs 1945 tarih 42, Temmuz 1996 tarih 16 sıra nolu tapu kayıtları uygulanarak davalılar A.. D.. ve müşterekleri adlarına tesbit edilmiştir.
Hazine ve Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirildikten sonra davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davacılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02.04.2008 tarih ve 2008/1316 E. – 5179 K. sayılı karar ile bozulmasına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma, uygulama ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit haritası dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış ise de, Dairede daha önce temyiz incelemesi yapılan ve çekişmeli taşınmazdan ifraz edildikleri anlaşılan 149 ada 33 ve 34 parsel sayılı taşınmazlar hakkında sırasıyla Karadeniz Ereğlisi Kadastro Mahkemesinin 2006/30-133 ve 2006/31-134 sayılı dosyalarında taşınmazların kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldıkları gerekçesi ile orman niteliği ile Hazine adına tescillerine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, somut uyuşmazlıkta çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası içinde kalıp kalmadığı yönünde duraksama olmuştur. Bundan ayrı, çekişmeli taşınmaza kadastro sırasında uygulanan tapu kayıtları ilk oluşumlarından itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilmemiş ve taşınmaz başında yapılan keşifte yöntemince uygulanmamıştır.
O halde, çekişmeli taşınmaza kadastro sırasında uygulanan Ocak 1943 tarih 5, Mayıs 1945 tarih 42, Temmuz 1996 tarih 16 sıra nolu tapu kayıtları ilk oluşumlarından itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilmeli, mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek iki orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla yeniden yapılacak keşifte, 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosunun düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, orman kadastro harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen orman kadastro çalışma tutanaklarına değer verileceği düşünülerek rapor alınmalı, taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası içinde olup olmadığı kesin olarak belirlenmeli, taşınmazın kesinleşen tahdit haritası içinde kaldığının tespiti halinde davanın kabulüne, taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmelidir.
Yukarıda yapılan inceleme, uygulama ve araştırma sonucu çekişmeli taşınmazın tamamen veya kısmen kesinleşen tahdit haritası dışında kaldığının tespiti halinde bu kez çekişmeli taşınmazın dört tarafı 149 ada 279 sayılı orman parseli ile çevrili olduğundan dayanak Ocak 1943 tarih 5, Mayıs 1945 tarih 42, Temmuz 1996 tarih 16 sıra nolu tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımıyla ve kadastro fen bilirkişi yardımıyla uygulanmalı, tapu kaydının kapsamı 3402 sayılı Kanunun 20. maddesine uygun olarak belirlenmeli, bilinmeyen sınırlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıklardan her bir sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu komşu parsel kayıtları ile denetlenmeli, çekişmeli taşınmazın tamamen veya kısmen tapu kaydının kapsamı dışında kaldığının tespiti halinde tapu kapsamı dışında kalan taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olduğu, orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.” denilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın orman vasfıyla tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan N.. D.. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 11.12.1964 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece bozma kararına uyularak davanın kabulüne karar verilmişse de, bozma gerekleri dava konusu taşınmazın orman tahdidi dışında kalan kısmı açısından yerine getirilmemiştir. Mahkemece bilirkişiler eşliğinde yapılan keşif sonucu düzenlenen raporlara göre dava konusu taşınmazın doğusunda küçük bir kısmının kesinleşen tahdit dışında kaldığı belirlenmiş olup, komşu taşınmazlara ait dava dosyalarında verilen kararlar ve hazırlanan bilirkişi raporları da değerlendirildiğinde tahdit haritasının uygulanarak taşınmazın tahdit hattına göre konumunun belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, orman bilirkişi tarafından hazırlanan rapor içeriğinde taşınmazın bir kısmının tahdit dışında kaldığı belirtilmiş olduğu halde, mahkemece bu kısım açısından tespite esas tapu kayıtları uygulanmamış, tapu kayıtlarının kapsamı bozma kararında belirtildiği şekilde belirlenmemiş, sanki taşınmazın tamamı kesinleşen tahdit içindeymiş gibi hüküm kurulmuştur. Bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın kesinleşen tahdit haritası dışında kalan kısmının miktarı da belirtilmemiştir.
Bu nedenle, mahkemece fen ve orman bilirkişiler eşliğinde yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit haritası dışında kalan kısmı için, çekişmeli taşınmazın dört tarafı 149 ada 279 sayılı orman parseli ile çevrili olduğundan dayanak Ocak 1943 tarih 5, Mayıs 1945 tarih 42, Temmuz 1996 tarih 16 sıra nolu tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımıyla ve kadastro fen bilirkişi aracılığıyla uygulanmalı, tapu kaydının kapsamı 3402 sayılı Kanunun 20. maddesine uygun olarak belirlenmeli, bilinmeyen sınırlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıklardan her bir sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu komşu parsel kayıtları ile denetlenmeli, çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit haritası dışında kalan kısmının, tamamen veya kısmen tapu kaydının kapsamı dışında kaldığının tespiti halinde tapu kapsamı dışında kalan taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olduğu, orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı N.. D..’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 05/11/2015 günü oy birliği ile karar verildi.