Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2015/10529 E. 2015/10260 K. 03.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10529
KARAR NO : 2015/10260
KARAR TARİHİ : 03.11.2015

MAHKEMESİ : İstanbul 13. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 26/05/2015
NUMARASI : 2015/344-2015/334

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Aile ve İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

-KARAR-

Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı 07.01.2010 tarihli davaname ile; küçük “B.. S..’in” biyolojik annesinin “G. S.” olduğu halde, “Gülçin’in” evlilik dışı ilişkisinden “Burçin” dünyaya geldiğinden küçüğün, dedesi ve anneannesi olan Erdal ve G.. S..’in nüfusuna kayıt edildiğini ileri sürerek “B.. S..’in” anne adının “G. S.” olarak düzeltilmesi ve evlilik dışı doğum olarak biyolojik anne hanesine tescil edilmesi isteminde bulunmuştur.
İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi; “G. S.’in, A. isimli kişi ile evlilik dışı ilişkisinden Burçin’in dünyaya geldiği tanık anlatımıyla belirlendiğinden, nüfus kaydının düzeltilebilmesi için öncelikle gerçek ana ve baba ile soybağının kurulması gerekeceğinden ve kaydın başka bir haneye taşınması sözkonusu olacağından davaya bakma görevinin aile mahkemesine ait bulunduğu” gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
İstanbul 13. Aile Mahkemesi ise; “Davanın, gerçeğe aykırı beyanla oluşturulan nüfus kaydındaki anne adının düzeltilmesine ilişkin olduğu, anne ile soybağının doğumla kendiliğinden kurulacağı, çocuğu doğuran kadının kim olduğunun tespitine yönelik davanın nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğundan davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait bulunduğu” gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Dosya kapsamından; Gülçin Suer’in evlilik dışı ilişkisinden Burçin’in dünyaya geldiği, bu sebeple Burçin’in, anneannesi ve dedesi olan Erdal ve G.. S..’in nüfusuna tescil edildiği, böylelikle Gülçin ve Burçin’in nüfus kütüğünde kardeş olarak kayıtlı oldukları, C. Savcılığının davaname ile Burçin’in anne adının düzeltilmesi ve annesinin hanesine evlilik dışı doğum olarak tescil edilmesi isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dayanak belgelerindeki bilgilerin aile kütüklerine işlenmesi sırasında yapılmış bir maddî hata söz konusu değil ise, aile kütüğünün herhangi bir kaydında düzeltme veya değişiklik ancak mahkeme kararı ile yapılabilecektir.
Nüfus kütüğünde yer alan “doğru olmayan kayıtlar”, ilgilileri veya Cumhuriyet Savcısı tarafından açılacak olan “kayıt düzeltme davası” ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava, uygulamada “nüfus kaydının düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmaktadır. TMK’nın 282. maddesi uyarınca “çocuk ile annesi arasındaki soybağı doğumla kurulur. Çocuk ile baba arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlat edinme ile de kurulur”. Ayrıca, kısaca Af Kanunları olarak nitelendirilen bir evlenme akdine dayanmayan birleşmelerden doğan çocukların neseplerinin düzeltilmesine ilişkin kanunlarada soybağı düzeltilebilir. Çocuk ile ana arasındaki
soybağı doğumla kendiliğinden kurulur. Çocuk ile annesi arasındaki soybağının tesisi için hükme gerek bulunmadığından çocuğu doğuran kadının kim olduğunun tespiti dava konusu edilebilir. (18.HD’sinin 2013/15948E-2014/175K sayılı ilamı)
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesinin 1/a bendinde, nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının düzeltmeyi isteyen şahısların yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda istek, niteliği itibarıyla bir nesep davası olmayıp, yanlış ve yanlıltıcı beyanla nüfus kütüğüne hatalı yazılan ana adının eş söyleyişle nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkindir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesi uyarınca nüfus kaydının düzeltilmesine yönelik olan ve Türk Medeni Kanununun 282 ve devamı maddelerinde düzenlenen soybağı kurulmasıyla ilgisi bulunmayan davanın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 03/11/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.
.