YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7916
KARAR NO : 2015/10111
KARAR TARİHİ : 02.11.2015
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bayındır Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mah. Sıf.)
TARİHİ : 27/02/2015
NUMARASI : 2015/18 D.İş – 2015/19
İHBAR EDEN : İzmir Valiliği Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı
KÜÇÜK : Y.. Ç..
Küçük hakkında verilmiş olan danışmanlık tedbir kararı sonrasında düzenlenen uygulama planının onaylanmasına karar verilmesi istemine ilişkin davada Bayındır Sulh Ceza ile Bayındır Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, suç şüphelisi olan çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5. maddesi uyarınca verilmiş olan danışmanlık tedbir kararı sonrasında düzenlenen uygulama planının onaylanmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
5237 sayılı Kanunun 31/1. maddesi hükmü “Fiilî işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.” şeklindedir.
Çocuklar hakkındaki koruyucu ve destekleyici tedbirler (Danışmanlık, eğitim tedbiri vd.) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir.
5395 sayılı Kanunun 11/1 maddesi hükmü: “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.” şeklindedir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun çocukların korunmasına, hakların ve esenliklerin güvence altına alınmasına ilişkin usûl ve esasların düzenlenmesini amaç eden 1. maddesi ile koruma ihtiyacı olan çocuklar ile suça sürüklenen çocuklar ayrı tutulmuş ve aynı Kanunun 3/a-1 maddesi ile “korunma ihtiyacı olan çocuk” ve 3/a-2 maddesi ile “suça sürüklenen çocuk” kavramlarının ayrı ayrı tanımları yapılmıştır.
Aynı Kanunun geçici madde 1/3 hükmü: “Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturmalar Cumhuriyet Başsavcılığı ve görevli mahkemelerce bu Kanun hükümlerine göre yapılır. Geçici madde 1/4 hükmü ise “Çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde, bu mahkeme kurulup göreve başlayıncaya kadar korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında tedbir kararları görevli aile veya asliye hukuk mahkemelerince alınır.” şeklindedir.
Çocuk Koruma Kanuna göre verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması hakkındaki Yönetmeliğin 8. madde hükmü “(1) Çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı; çocuğun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen çocuğun menfaatleri bakımından kendisinin, ana, baba, vasisi veya birlikte yaşadığı kimselerin bulunduğu yerdeki çocuk hâkimince alınır.
(2) Çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde bu mahkeme kurulup göreve başlayıncaya kadar hakkında kovuşturma başlatılmış olanlar hariç korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında tedbir kararları aile mahkemeleri kurulan yerler bakımından bu mahkemeler, kurulu bulunmayan yerler bakımından asliye hukuk mahkemelerince alınır.
(3) Hakkında kovuşturma başlatılmış olan çocuklar için koruyucu ve destekleyici tedbir kararı kovuşturmanın yapıldığı mahkemece alınır.
(5) Fiilî işlediği sırada oniki yaşından küçük çocuklar ile onbeş yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler hakkında mahkemece, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrası ile 33 üncü maddesi uyarınca çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.” şeklindedir.
Somut olayda talep; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca suç tarihinde 12 yaşını doldurmamış çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5. maddesi uyarınca verilmiş olan danışmanlık tedbir kararı sonrasında düzenlenen uygulama planının onaylanmasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Yukarıdaki yasal düzenlemeler dikkate alındığında uyuşmazlığın çocuk mahkemesi veya hâkimince müstakil bir çocuk mahkemesi olmayan yerlerde ise aile mahkemesi veya yoksa asliye hukuk mahkemesince karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Bayındır Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 02/11/2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.