YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8215
KARAR NO : 2015/10121
KARAR TARİHİ : 02.11.2015
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/11/2014
NUMARASI : 2014/105 – 2014/297
DAVACI : M.. A..
DAVALI : K.. A..
Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali ve ödenen tutarın tahsili ve verilen bonolardan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkin davada İstanbul Anadolu 16. Asliye Ticaret, İstanbul 3. Tüketici ve İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taraflar arasında düzenlenen devre mülk sözleşmesinin iptali ile ödenen paranın tahsili ve menfi tespit isteğine ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemesince, tüketici işlemi olduğu gerekçesiyle;
Tüketici Mahkemesince, devre mülk sözleşmesi resmî şekilde yapılmadığından genel mahkemenin görevli olduğu gerekçesiyle;
Asliye Hukuk Mahkemesince de tüketici işlemi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş; kararlar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun Amaç başlıklı 2. maddesinde “Bu kanunun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar.” hükmüne yer verilmiş; Kanunun 3. maddesinde, “mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddî malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise, mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukukî işlemin 4077 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukukî işlemin olması gerekir.
4077 sayılı Kanunun 23. maddesi, bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Somut olayda; davanın, taraflar arasında düzenlenen devre mülk satış sözleşmesinin iptali ile ödenen paranın tahsili, kalan borç için verilen bonolardan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, takibin bonoya dayalı olarak yapıldığı ve kıymetli evraktan kaynaklanan davaların ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. HMK 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır. HMK’nın 115. maddesine göre de, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmak zorundadır. Bu durumda uyuşmazlığın, asliye ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 02/11/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.