YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4432
KARAR NO : 2017/8484
KARAR TARİHİ : 26.10.2017
MAHKEMESİ : Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Orman Yönetimi vekili 28.06.2012 hâkim havale tarihli dava dilekçesi ile davalı adına tapu siciline kayıtlı … ilçesi … köyünde kain 369 ada 27 parsel sayılı 479 m² yüzölçümlü ve arsa vasıflı taşınmazın, kesinleşmiş orman sınırı içinde kaldığı iddiasıyla tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tesciline ve davalının el atmasının önlenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, davalının taşınmaza yapmış olduğu el atmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 17/02/2015 tarih ve 2014/10082-2015/672 sayılı kararı ile hükmün tapu iptal kararı yönünden onanmasına,müdahalenin men’i kararı bakımından bozulmasına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay ilamında özetle;
“1) Davalı vekilinin tapu iptali ve tescil davasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda; İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman kadastro haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, çekişmeli taşınmazın tapusunun iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili yolundaki hüküm yerinde olduğundan, davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Davalı vekilinin elatmanın önlenmesi davasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Türk Medenî Kanunun 683. maddesi uyarınca, mülkiyet hakkı bulunan malik, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Yine, aynı hüküm uyarınca, haksız bir elatma varsa, anılan hüküm, malike, her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımıştır. Somut olayda; davanın açıldığı tarihte, dava konusu taşınmaz, davalı adına tapuda kayıtlıdır. Davalı, dava tarihinden önce taşınmaz üzerinde tapu kaydına dayanarak tasarruf ettiğinden, davalının dava konusu taşınmaza haksız bir elatmasından söz edilemez. Bu itibarla; Orman Yönetiminin, elatmanın önlenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu davacının tapu iptal ve tescil talebi ile ilgili karar onandığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacının müdahalenin men’i talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşmiş orman kadastrosuna dayalı tapu iptal ve tescil ile el atmanın önlenmesi davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 6831 sayılı Kanuna göre 1997 yılında yapılıp 05.03.1998 ilâ 05.09.1998 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde çalışması vardır.
Genel arazi kadastro çalışması 1974 yılında yapılıp kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacı Orman Yönetimine yükletilmesine 26/10/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.