Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2016/560 E. 2017/6287 K. 05.07.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/560
KARAR NO : 2017/6287
KARAR TARİHİ : 05.07.2017

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … köyü, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, … niteliğiyle … adına tesbit ve tescil edilmiştir.
Davacı, sahibi olduğu iki parça taşınmazının … parseli içinde bırakıldığını ileri sürerek zilyetlik iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece, davanın askı ilânı süresinden sonra açılması nedeniyle hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş, hüküm davacının temyizi üzerine Dairemizin 18/09/2014 gün ve 2014/7030 E.-2014/7759 K. sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “Mahkemece, davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş ise de, görev konusu düşünülmeden karar verilmesi doğru değildir. Şöyle ki; dava tapu iptali ve tescil niteliğinde olup, dosyaya getirtilen tapu kaydından çekişmeli taşınmazın kadastro mahkemesinde davalı iken 10/10/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. İade üzerine getirtilen Kadastro Mahkemesinin 2007/155 Esas-2011/102 Karar sayılı dosyasında davacı köy tüzel kişiliği tarafından 101 ada 1 sayılı parselin kadastro tesbitine askı ilânı içinde itiraz ettiği ve taşınmazın kadastro tutanak aslının davalı olarak dosyaya getirtildiği, kadastro dosyasında her ne kadar 29/09/2011 tarihinde davanın reddine, tesbit gibi tescile karar verilmiş ise de; hükmün davacı köy tüzel kişiliği tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2011/17056 E. – 2012/4680 K. sayılı kararı ile 28/03/2012 yılında onandığı, onama kararının taraflara en son 08/08/2012 tarihinde tebliğ edildiği bu durumda eldeki davanın 06/07/2012 tarihinde karar henüz kesinleşmeden açıldığı anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmaz kadastro mahkemesinde davalı iken, eldeki dava açılmış olmakla 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26/D maddesi uyarınca kadastro mahkemesindeki davaya katılma niteliğinde olup görevli mahkeme Koyulhisar Kadastro Mahkemesidir. Bu nedenle, mahkemece davanın görev yönünden reddine, dosyanın görevli ve yetkili kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esası hakkında hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır. ” denilmiştir.
Mahkemece bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucu davanın reddine, taşınmazın tespit gibi, tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre … sınırlandırması yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman … bilirkişi tarafından hava fotoğrafı ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, çekişmeli taşınmazın … sayılan yerlerden olduğu gibi, dört tarafı 101 ada 1 … parseliyle çevrili ve zilyetlik yoluyla iktisabı mümkün olmayan 6831 sayılı Kanunun 17/2. madde hükmüne göre … içi açıklık niteliğinde olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 05/07/2017 günü oy birliği ile karar verildi.