Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2017/236 E. 2019/5453 K. 02.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/236
KARAR NO : 2019/5453
KARAR TARİHİ : 02.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu….. 224 parsel sayılı taşınmaz, 41.419,59 m² yüzölçümü ile tesis kadastrosu edinme sebebi ile davalı Hazine adına 28/06/2008 tarihinde orman vasfıyla tapuya tescil edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde özetle; 3000 m² yüzölçümlü tapusuz tarla niteliğindeki atalarından kendisine intikal taşınmazının orman kadastrosu çalışmalarında 105 ada 224 sayılı parsel içerisinde bırakıldığını, taşınmazın 1959 yılında ….. Noterliğinin 11/08/1959 tarihli satış senedi ile alındığını ve vergisinin 1972 yılından itibaren ödendiğini beyanla tapusunun iptalini, aksi halde ise 1980 yılından önce orman vasfını kaybetmesi nedeni ile 2/B kapsamında Hazine adına tescili ile kendisinin kullanıcısı olarak tapuya şerhini talep ve dava etmiştir.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda; çekişmeli taşınmazın evveliyatının orman olduğu, 2007 yılında yapılan orman kadastro ve 2/B madde uygulama çalışmalarına göre parselin tamamının orman sınırı içerisinde kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman tahdidi içerisinde kalan taşınmazın tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulaması yapılmış, 28/12/2007 tarihinde askı ilanına çıkartılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve bilirkişi raporlarına göre, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 28/12/2007 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu çalışmalarına göre taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacıya yükletilmesine 02/10/2019 günü oy birliğiyle karar verildi.