Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2019/5461 E. 2020/2039 K. 23.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5461
KARAR NO : 2020/2039
KARAR TARİHİ : 23.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı 04.12.2012 tarihli dilekçe ile; Orman Yönetimi tarafından aleyhine açılan dava sonucu Tekkeköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/203 E. – 2009/244 K. sayılı ilamıyla … ilçesi, … mahallesinde bulunan 247 (yeni 1608 ada 147) parsel sayılı taşınmazının orman tahdidi içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptal edilip orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, kararın temyiz incelemesinden geçerek 30.03.2012 tarihinde kesinleştiğini, tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklı gerçek zararının karşılanması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup 204.000,00.-TL tazminatın mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak tarafına verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Davalı Hazine; ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını, Hazinenin kusursuz sorumluluğundan sözedilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; Orman Yönetimi tarafından açılan dava üzerine davacı adına tapuda kayıtlı 247 (3402 sayılı Kanunun 22/2-a uygulamasıyla 1608 ada 147) parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline karar verildiğinden, iptale ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği 30.03.2012 tarihi itibariyle gerçek zararın karşılanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 90.456,60.-TL tazminatın 30.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairenin 29/03/2016 gün ve 2015/2399-2016/3590 E.K. sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle: “Somut olayda, 204.000,00.-TL tazminat talep edilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi “Değer ölçüsüne göre harca tâbi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır…” hükmü uyarınca eldeki uyuşmazlıkta nispi harç alınması gerekmektedir.
Ne varki; davacı eldeki davayı açarken, peşin nisbi harç ödememiştir. Yargılama sırasında dava değeri üzerinden alınması gereken peşin nispi harcın ilgilisince tamamlandığına veya mahkemece tahsil edildiğine ilişkin bir belge ya da bilgi de dosyada yer almamaktadır.
Davacı taraf, 492 sayılı Kanun kapsamında kendisi harçtan muaf olmadığı gibi, işlemi de yargı harçlarından müstesna değildir. Davacının yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre, dava değeri üzerinden peşin nispi harç ödenmedikçe eldeki davaya devam etme olanağı bulunmamaktadır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ortaya konulan ilkeler gözardı edilerek, harç alınmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Buna göre mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa yürürlükte olan tarife uyarınca belirlenen dava değeri üzerinden peşin harç ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.” hususlarına değinilmiştir.
Bozma ilamı sonrası davacı tarafça dava değeri üzerinden nisbi harç yatırılmış, yapılan yargılama sonucu mahkemece davanın kabulü ile, 90.456,60.-TL alacağın 30/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1965 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … ilçesi, … mahallesinde bulunan 19 parsel sayılı 42.400 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 13.12.1951 tarih 26 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak tarla niteliği ile … ve ortakları adlarına tespit ve tescil edildiği, 07.04.1986 tarihinde taksim yoluyla 244 ila 249 sayılı parsellere ifraz edildiği, ifraz edilen parsellerden tazminata konu 247 sayılı parseli, 14/8/1990 tarihinde davacının satın alma yoluyla edindiği, 2012 yılında yapılan 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca uygulama kadastrosu sırasında 1608 ada 147 parsel numarasını aldığı, anılan taşınmazın 3.015,22 m2 yüzölçümlü olarak tarla cinsi ile davacı adına tapuya tescil edildiği, beyanlar hanesine 07.12.2006 tarihinde “Taşınmaz mal orman sınırları içinde kalmaktadır” şerhinin konulduğu, Orman Yönetimi tarafından açılan dava üzerine Tekkeköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/203 E. – 2009/244 K. sayılı ilamıyla 247 sayılı parselin orman tahdidi içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptal edilip orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği, temyiz incelemesinden geçerek 30.03.2012 tarihinde kesinleştiği, davacının ise 04.12.2012 tarihinde temyize konu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, davacının, adına kayıtlı bulunan taşınmazının tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde eldeki davayı açmasına ve arsa niteliğindeki taşınmaza emsal metodu kullanılarak değer belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 23/06/2020 gününde oy birliği ile karar verildi.