YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10656
KARAR NO : 2017/1225
KARAR TARİHİ : 13.03.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Sanıklar hakkında, sahte olarak düzenlenen suça konu senetleri, hayvan alım-satımı esnasında katılana verdikleri iddiasıyla resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından açılan davada, suça konu senet asıllarının dosyada bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunda aldatma kabiliyetine ilişkin bir değerlendirme olmadığı gibi, bu hususta mahkemece de herhangi bir gözlem yapılmadığı, senet fotokopileri üzerinde yapılan incelemede, düzenleme tarihlerinin bulunmadığının görüldüğü, sanıklardan …’nun soruşturma aşamasında alınan beyanında, senet alışverişi esnasında diğer sanık … ve katılanın yanında bulunmadığını, sorgusunda ise, hayvanları yükledikten sonra ……..’daki et fabrikasına gittiklerini, …… …………..’ın katılana senet verdiklerini, bu senetleri de kefil olarak imzaladığını söylemesine rağmen, senet üzerindeki borçlu imzasının sanıklardan …’na ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, ……………..’ın mahkemece beyanına başvurulmadığı, bunun yanında ……………Entegre Et ve Un Sanayi A.Ş.’nin, katılan tarafından başlatılan icra takibine karşı imza itirazında bulunduğu ve senet üzerindeki kaşenin şirketlerine ait olmadığını iddia etmesine rağmen, imza ve kaşenin sahteliği hususunda mahkemece alınan herhangi bir bilirkişi raporu olmadığı gibi, varsa itiraz sonucu aldırılan bilirkişi raporunun da dosya kapsamında mevcut olmadığı anlaşılmakla, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir şekilde belirlenmesi bakımından; öncelikle belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, suça konu senet asıllarının duruşmaya getirtilip incelenerek bulunması gereken zorunlu unsurları ihtiva edip etmediğinin tespit edilmesi, aldatıcı nitelikte olup olmadıklarının kararda tartışılması ve senet asıllarının denetime imkan verecek şekilde dosya arasına konulmasının ardından, sanıklardan …’nun imza örnekleri alınarak senetler üzerindeki borçlu ve ciranta imzalarının sanıkların eli ürünü olup olmadığının araştırılması, senet üzerindeki kaşe ve imzanın ……..Entegre Et ve Un Sanayi A.Ş.’ye ait olmadığı yönünde hukuk mahkemesince alınan bilirkişi raporu olması halinde getirtilerek incelenmesi, mevcut olmaması halinde ise bilirkişi incelemesi yaptırılması ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 688. (6102 sayılı Kanunun 776.) maddesinin 6. fıkrası uyarınca senet metninde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olan “tanzim tarihinin” bulunmaması halinde senetlerin özel belge niteliğinde olacağı ve sanıkların eyleminin TCK’nun 207. maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeyerek eksik soruşturma ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-)Kabul ve uygulamaya göre de;
a-)5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi uyarınca hakim somut olayda; suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. Aynı yasanın “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3/1. maddesi uyarınca suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. Bu itibarla; kanunda öngörülen alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirlemek hâkimin takdir ve değerlendirme yetkisi içindedir. Ancak Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nun 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca hükümde bu takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur. Yasa metinlerdeki ifadelerin tekrarı ile yetinilmesi veya bu metinlerdeki genel nitelikli ölçütlerden bahsedilmiş olması, somut olaya ve faile özgülenmediği müddetçe yeterli bir gerekçe sayılamaz. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıklara isnat edilen suçlar yönünden daha makul temel ceza belirlenmesi yerine, yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile orantılılık ilkesini zedeleyecek şekilde temel her iki suç cezanın en üst sınırdan 5 yıl olarak tayini,
b-)T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nun 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Yasa ile değişik 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.03.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.