Yargıtay Kararı 21. Ceza Dairesi 2015/1455 E. 2015/2199 K. 22.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1455
KARAR NO : 2015/2199
KARAR TARİHİ : 22.06.2015

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Açığa imzanın kötüye kulalnılması
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Sanığın, 15.11.2007 tarihli sözleşme gereği keşide tarihi boş ve teminat amaçlı olarak katılan tarafından kendisine verilen suça konu çeki, veriliş amacına aykırı davranarak keşide tarihini ekleyip bankaya ibraz etmek suretiyle “açığa imzanın kötüye kullanılması” suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, anılan sözleşmenin taraflarca 20.07.2008 günü feshedildiği ve fesih sözleşmesi içeriğine göre çekin 20.09.2008 tarihine kadar katılana iade edimesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından; suç konusu çek aslı celp edilip incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde aslının dosya içine konulması, sanığın sözleşme hükümlerine göre çeki veriliş amacı dışında kullanıp kullanmadığı, çeki hangi tarihte, ne amaçla … Bankası’na verdiği ve katılanın bundan hangi tarihte haberdar olduğunun araştırılması, çekin 20.07.2008 tarihli fesihten önce veriliş amacı dışında kullanıldığının tespiti halinde eylemin “açığa imzanın kötüye kullanılması” suçunu oluşturacağı, fesih sözleşmesi gereği iade edilmesi gereken çekin iade edilmeyip bu tarihten sonra kullanıldığının tespiti halinde ise eylemin 5237 sayılı TCK’nun 156. maddesinde düzenlenen “bedelsiz senedi kullanma” veya TCK’nun 209/2. maddesinde belirtilen suçun oluşturabileceği ile şikayetin süresinde yapılıp yapılmadığı belirlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine yazılı şekilde eksik inceleme ile huküm kurulması,
2- Hüküm fıkrasının bulunduğu 17.01.2011 tarihli duruşmu tutanağının ikinci sayfasının dosya içerisinde bulunmaması,
3- Kabule göre de: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında açıklandığı üzere yasalarda yer alan hükümler uygulanırken gösterilen gerekçelerde çelişkiye, zaafiyete düşülmemesi gerekir. Sanığın “şahsi ve sosyal durumu, suçu işleyiş şekli ve suçun işlenmesindeki diğer özellikler” nazar alınarak temel cezanının alt sınırdan tayin edildiği ve “sabıkasız oluşu, suçunu ikrar etmesi ile dosya kapsamından anlaşılan kişiliği dikkate alınarak bir daha suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat hasıl olduğundan” cezasının ertelenmesine karar verildiği halde, “suçun işleniş şekli, kusurlu hareketlerinin yoğunluğu, sanığın suç sonrası davranışları, verilen hapis cezasının süresi ile suçun işlenmesindeki diğer özellikler” sebebiyle hakkında verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nun 50. maddesinde öngörülen seçenek yaptırımlarına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmek suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kazanılmış hakların saklı tutulmasına 22.06.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.