Yargıtay Kararı 21. Ceza Dairesi 2016/10731 E. 2017/1638 K. 30.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10731
KARAR NO : 2017/1638
KARAR TARİHİ : 30.03.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : 08/04/2016 tarihli Asıl Karar; Mahkumiyet
20/09/2016 tarihli Ek Karar; Temyiz isteminin reddi

Sanık yokluğunda verilen kararın, aynı zamanda bilinen en son adresi olan mernis adresine 06.05.2016 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince doğrudan yapılan tebligat işlemlerinin, sanığın savunmasında o adreste oturduğunu beyan etmesine rağmen tebligat parçasında adreste bulunmama sebebi gösterilmediğinden usule aykırı olduğu, öğrenme üzerine sanık müdafiinin temyiz talebi süresinde olup mahkemenin 20.09.2016 tarihli temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararının kaldırılması ile yapılan incelemede;
1- Sanık …’ın suça konu puantaj kayıtlarındaki işçilerin ve işverenin imzası ile eksik gün bildirim formundaki işveren imzasını, işçilerin ve katılanın rızası dışında atarak SGK’na sunmak suretiyle üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddiasıyla açılan kamu davasında, katılanın diğer sanık …’a Ordu 2. Noterliğinin 18.05.2010 tarihli düzenleme şeklindeki vekaletnamesi ile inşaattan dolayı Sosyal Sigortalar Kurumu ile ilgili doğacak işlemleri yerine getirmek üzere genel vekaletname vermesi, SGK’nın 29.12.2014 tarihli sosyal güvenlik denetmenliği raporunda sanık …’ın almış olduğu genel vekaleti kullanarak katılan … ve hissedarları adına işyeri dosyası tescil ettirmesi işleminde sosyal güvenlik mevzuatı yönünden herhangi bir sakınca bulunmadığının bildirilmesi, sanık …’ın bu işlemleri kendisi yapabiliyorken vekaletname uyarınca muhasebecisi olan sanık …’a yaptırması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80-98 sayılı ve 19.04.2005 gün ve 221-38 sayılı kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine kişi yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği gibi rızanın açık veya zımni olabileceği cihetle, sanık …’ın zarar verme kast ve bilinci ile hareket etmediğinden kastının bulunmaması sebebiyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nun 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 30.03.2017gününde oybirliği ile karar verildi.