Yargıtay Kararı 21. Ceza Dairesi 2016/1616 E. 2017/438 K. 01.02.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/1616
KARAR NO : 2017/438
KARAR TARİHİ : 01.02.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

1-Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 30.10.2008 tarihli iddianamesi ile, sanıkların yetkilisi olduğu şirkete ait defter ve belgelerin incelenmek üzere istenmesine rağmen süresinde ibraz edilmediği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması sonucunda, mahkemece her ne kadar beraat kararı verilmiş ise de, ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere, defter ve belgelerin çalındığı, kaybolduğu veya bulunmadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde VUK’nun 139. maddesinde yazılı hususlarda usulüne uygun tebligatın aranmayacağı cihetle, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, sanık …’ün savunmasında, oğlu ile gelini olan diğer sanığın bir şirket kuracaklarını söyleyerek evrak imzalattırdıklarını, oğlu istediği için sadece evrak üzerinde ortak olduğunu ve hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, öncelikle sanık …’nin oğlu Tuncay Aktürk’ün bilgi ve görgüsüne buşvurulmak suretiyle sanıkların şirketteki rolleri ve sorumlulukları araştırılıp temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar da dikkate alınarak yüklenen suçun oluşumunda rolü olan şirket temsilcisinin belirlenerek defter ve belgelerin ibrazına dair tebliğ alındısının da dosya içerisine alınmasından sonra sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmeden hüküm kurulması,
2-Sanıkların aynı zamanda 2005 takvim yılında sahte fatura kullanma suçunu işlediklerinin iddia ve kabul olunması, sanık …’ün savunmasında, oğlu ile gelini olan diğer sanığın bir şirket kuracacaklarını söyleyerek evrak imzalattırdıklarını, oğlu istediği için sadece evrak üzerinde ortak olduğunu ve hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, öncelikle sanık …’nin oğlu Tuncay Aktürk’ün bilgi ve görgüsüne buşvurulmak suretiyle sanıkların şirketteki rolleri ve sorumlulukları araştırılıp temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar da dikkate alınarak yüklenen sahte fatura kullanma suçunun oluşumunda rolü olan şirket temsilcisinin belirlenmesinden sonra, 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesine göre “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği de gözetilerek aynı takvim yılında değişik zamanlarda birden fazla sahte fatura kullanılması durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

3-T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nun 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 01.02.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.