YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3980
KARAR NO : 2016/4093
KARAR TARİHİ : 05.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
I- Sanığın 2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,
II- Sanığın 2005 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
1- Sanığın kullandığı ve sahte olduğu iddia olunan faturaları düzenleyen …. Ltd. Şti. adlı mükellefler haklarında ……. sayılı vergi tekniği raporunun düzenlendiğini, …. hakkında ise halen vergi denetiminin devam etmekte olduğunun belirtildiği görülmekle; faturaları düzenleyenler hakkında bahse konu vergi raporları uyarınca dava açılıp açılmadığı araştırılarak varsa dava dosyanın ve düzenlenen tüm vergi raporlarının celp edilip incelenmesi, bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesinden sonra dosya içinde bulunan iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmek ve faturaların gerçek ve yapılan hizmet karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden faturaları düzenleyen mükellefler ile sanığın ticari defter ve belgeleri üzerinde karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması ve toplanan deliller bütün halinde değerlendirildikten sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken; yetersiz bilirkişi raporu dayanak yapılarak eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, yasaya aykırı;
2-Kabule göre de;
T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.