Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/10441 E. 2009/8513 K. 15.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10441
KARAR NO : 2009/8513
KARAR TARİHİ : 15.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 22.11.2004-25.06.2005 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalıya ait iş yerinde 22.kasım 2004-25.Haziren 2005 tarihleri arasında çalıştığının ve dava tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkinidir.
Mahkemece istemin kabulü ile, İddia edilen dönemlerde 1101036 sicil nolu iş yeri ile 1109428 sicil nolu iş yerinde sigortalı olarak bildirilen ve değerlendirilen günler dışında davacının …’ye ait 82034.16 sicil nolu iş yerinde sürekli çalıştığının tespitine denilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de varılan bu sonuç HUMK’nun 388 ve 389. maddelerine aykırıdır..
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK.nun 389.maddesinde de tekrarlanmış; HUMK.nun 381.maddesinde ise “Kararın tefhimi en az 388.maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Nitekim, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı;10.9.1991 gün 281-415 sayılı; 25.9.1991 gün 355-440 sayılı; 05.12.2007 gün ve 2007/3-981/936 sayılı; 23.01.2008 gün ve 2008/14-29/4 sayılı, 11.02.2009 gün ve 2009/10-53/61 sayılı, kararları).
Mahkemece istemin kabulü ile İddia edilen dönemlerde 1101036 sicil nolu iş yeri ile 1109428 sicil nolu iş yerinde sigortalı olarak bildirilen ve değerlendirilen günler dışında davacının …(ye ait 82034.16 sicil nolu iş yerinde sürekli çalıştığının tespitine şeklinde verilen kararda, davacının çalışmasının kabul edildiği süreler giriş çıkış tarihleri ile kaç gün çalıştığının tespitine karar verildiğinin açıkca yazılması gerekirken ilamda yazıldığı gibi infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasa’ya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre, davalı kurum vekilinin öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 15.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.