Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/11805 E. 2009/11086 K. 13.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11805
KARAR NO : 2009/11086
KARAR TARİHİ : 13.07.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 1.9.2000-7.7.2004 tarihleri arası bağkur sigortalısı olmadığının, 7.7.2004- 30.6.2005 tarihleri arası bağkur hizmetinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01.09.2000-07.07.2004 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi … sigortalısı olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar vermiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan ve 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 19.9.1984 tarihli sigortalılık giriş bildirgesi ile 19.9.1984 tarihinde vergi kaydına istinaden 1479 sayılı Yasaya tabi … sigortalısı olarak tescilinin yapıldığı, davalı Kurumca 506 sayılı Yasaya tabi çalışmalarının dışında 19.9.1984-11.9.1985, 24.7.1988-13.7.1995 ve 1.9.2000-30.6.2005 tarihleri arasında sigortalı kabul edildiği ve davacının 30.6.2005 tarihinde 2.175,00 TL. ve 5.000,00 TL ile 27.7.2005 tarihinde 334,00 TL. prim ödediği, 506 sayılı Yasaya tabi çalışmalarının 1978 yılında 6 gün, (12.9.1985 tarihinde başlayan) 1985 yılında 109 gün, 1986 yılında 360 gün, 1987 yılında 360 gün, (23.7.1988 tarihinde çıkışla) 1988 yılında 203 gün, (14.7.1995 de başlayan) 1995 yılında 168 gün, 1996 yılında 360 gün, 1997 yılında 360 gün, 1998 yılında 360 gün, 1999 yılında 360 gün ve (31.8.2000 tarihinde çıkışla) 2000 yılında 240 gün şeklinde olduğu, davacının 19.9.1984-18.4.1985, 29.6.2004-30.6.2005 tarihleri arasında (nakliyecilik) ve 20.10.1988-19.6.1989 tarihleri arasında (kantin işletmesi) vergi kaydının, 19.9.1984-29.6.2006 arasında Şoförler odası kaydının ve 26.12.1984-30.6.2006 tarihleri arasında da Esnaf ve Sicil kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının ihtilaf konusu olan 1.9.2000-7.7.2004 tarihleri arası dönemde vergi kaydı yok ise de; 19.9.1984-29.6.2006 arasında Şoförler odası kaydının ve 26.12.1984-30.6.2006 tarihleri arasında da Esnaf ve Sicil kaydının devam etmesi nedeniyle davacı l.9.2000- 7.7.2004 tarihleri arasında l479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılık şartlarını taşımaktadır.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olması nedeniyle “çakışan sigortalılık” olarak adlandırılan, bir sigortalınını aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olması hali, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde yasalarda yer alan düzenlemelerle önceden başlayan sigortalılığa geçerlilik tanınarak isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakışması halinde ise zorunlu sigortalılığa değer verilerek “çakışan sigortalılık” sorunu çözüme kavuşturulmalıdır.
Somut olayda davacının l479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığı önceden başlayıp devam ettiğinden l479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığa değer verilmelidir.
Ancak 30.04.2008 tarihinde bu yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın geçici 17. maddesinde ;”Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” Anılan Tebliğ 14.01.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Yapılacak iş; davacının 19.9.1984-11.9.1985, 24.7.1988- 13.7.1995 ve 1.9.2000- 30.6.2005 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığı yönünden ödediği tüm primlerin karşıladığı sigortalılık süresi belirlenerek 5 yıl veya daha fazla primi ödenmemiş sigortalılık süresi bulunup bulunmadığını tespit etmek, 5 yıl ve daha fazla prim borcu var ise 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığı ile ilgili talebini de gözeterek (l.9.2000) sigortalılığı o tarih itibariyle durdurmak 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığa geçerlilik tanımak 5 yıl veya daha fazla süreye ilişkin prim borcu yok ise davanın reddine karar vermektir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ; Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.