YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12052
KARAR NO : 2009/11325
KARAR TARİHİ : 28.09.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kurum tarafından maaşı üzerine konulan haczin kaldırılmasına ve yapılan kesintilerin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı emekli maaşından haciz yoluyla kesinti yapılmasına ilişkin Kurum işleminin iptali ile yapılan kesintilerin iadesini talep etmiştir.
Mahkeme, Kurumun 2000/406 ve 2000/407 sayılı takip dosyalarından davacının yaşlılık aylığına konulan hacizlerin kaldırılmasına ve yapılan kesintilerin davacıya iade edilmesine karar vermiştir.
Dosyadaki belgelerden, davacının 1.8.1993 tarihinden itibaren Sosyal Sigortalar Kurumundan emekli aylığı aldığı, 1996 yılı 7.ayı ile 1999 yılı 9.ayı arasındaki prim borcu ve gecikme zammı toplamı olan 3.461,710,552 TL için 2000/407 sayılı takip dosyası üzerinden 28.3.2000 tarihli ödeme emri ile 1997 yılı 9.ayı ile 1998 yılı 9.ayı arasındaki eğitime katkı payı borcu ve gecikme zammı toplamı olan 18.155,375 TL için 2000/406 sayılı takip dosyası üzerinden 28.3.2000 tarihli ödeme emrinin düzenlenerek davacıya gönderildiği ve her iki ödeme emrinin 31.3.2000 tarihinde tebliğ edildiği, davacının süresinde ödeme emirlerine itirazda bulunmadığı, ödeme emirlerinin kesinleşmesi üzerine 24.5.2000 tarihli haciz bildirisi ile emekli maaşından kesinti yapılması talebinde bulunulduğu, Kurumun 4.7.2000 tarihli yazı ile maaaşından yapılacak kesintiyi davacıya bildirdiği, davacı tarafından bu konuda bir itirazda bulunulmadığı ve yaşlılık aylıklarından 7.8.2000- 13.7.2004 tarihleri arasında her ay borcuna karşılık kesinti yapıldığı anlaşılmaktadır.
6183 sayılı Yasa’nın 58.maddesi uyarınca kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı gerekçeleri ile tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz etmesi gerekir. Davacının ödeme emrinin tebliğinden itibaren süresinde böyle bir itirazda bulunmadığı böylece takiben kesinleştiği ve duruma görede davacının Kurumca talep edilen borcunun mevcut olduğu ve üzerinde bir uyuşmazlık bulunmadığı ortadadır.
İcra İflas Kanununun 72. maddesinde, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının ispatı için menfi tespit davası açılabileceği, menfi tespit davası devam ederken tedbir kararı alınmamış ve borç ödenmiş olursa davaya istirdat davası olarak devam edileceği, takibe itiraz etmemiş veya itirazın kaldırılmış olması yönünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan şahsın süresinde dava açması gerektiği öngörülmüştür. Menfi tesbit davası borçlu olmadığının ispatı, istirdat davası ise borçlu olmadığı bir paranın ödenmesi nedeniyle açılabilir. Dosya içeriğinden davacının prim borcunun bulunduğunun açık bulunması karşısında, gerek takiplerin kesinleşmesi, gerekse böyle bir dava açma hakkının bulunmadığı dikkate alınmaksızın hacizlerin kaldırılmasına ve yapılan kesintilerin davacıya iadesine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutularak istemin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: HÜmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.9.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.