YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13476
KARAR NO : 2009/11462
KARAR TARİHİ : 29.09.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin davalılardan işverene ait işyerinde 16.3.2003-24.11.2003 tarihleri arasında Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacı murisinin davalı işverene ait işyerinde 16.5.1983-24.11.1983 tarihleri arasında hizmet akdiyle kesintisiz çalıştığı iddiasına dayalı bildirilmeyen sürelerin tespiti ile murisin ölüm tarihi olan 7.1.2005 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece SSK’na bildirilen çalışmalar dışında çalışma ispatlanamadığı ve davacının ölüm aylığına hak kazanmak amacı ile hizmet yaratmaya çalıştığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yapılan incelemede davacının ölüm aylığı bağlanması için 9.6.2006 tarihinde davalı Kuruma müracaatta bulunduğu, bu talebin murisin 1800 gün sigortalı hizmeti bulunduğundan reddedildiği, davacı murisi eşi Mehmet Yalvaç’ın davalı işyerinden 16.5.1983 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği,1984/2. dönemde 30 gün, 1983/3. dönemde 35 gün olmak üzere 65 gün çalışmasının bildirildiği 1983/2. ve 3. dönem bordro tanığı Mümin Köksal’ın ifadesinde davacı murisinin inşaatta 4-5 ay çalışırken gördüğünü, davalı işvereninde inşaatta çalıştığını söylediği, murisin sigorta dosyasında 1.5.1979-22.12.1985 tarihleri arasında 400 gün sigortalı çalışmalarının bildirildiği 25.5.2006 tarihli 354 günlük Askerlik Borçlanması ile birlikte 1754 günün olduğu, davacının son duruşmada kendisine Kurumca son yasa değişikliği nazara alınarak ölüm aylığı bağlandığının ancak aylığın geç bağlanması nedeniyle mağdur olduğunu bildirerek davaya devam ettiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Sistemimizde sigorta kollarından birini oluşturan ölüm sigortasından yararlanabilmek için yasada gösterilen koşulların oluşması zorunludur. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Yasa’nın 66/c maddesinin “… veya en az 5 yıl sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama 180 gün…” bölümü Anayasa Mahkemesinin 6.1.2005 tarihli 2001/479 Esas 2005/1 sayılı Kararı ile iptal edilip, kararda iptal hükmünün de bir yıl sonra yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 506 sayılı Yasanın 66- c bendi 12/12/2006 tarih 5561 sayılı yasanın 1 maddesiyle “5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda,” şekli ile yeniden düzenlenmiştir.
Mahkemece davacının bordro tanığı ve köylüsü olan tanık ile diğer tanık beyanlarına göre davalı işyerinde devamlı suretle çalıştığı ispatlandığı ve kısmen de bildirim olduğu halde 16.5.1983-24.1.1983 tarihleri arasında eksik beldirilen sürelerin tespitine karar verilmesi gerekirken hizmet tespiti tabeninin tümden reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacıya ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin tüm belgeler getirtilerek aylığın hangi tarihten geçerli olmak üzere bağlandığını belirlemek, murisin ölüm tarihi olan 7.1.2005 tarihinden itibaren bağlanmadığının anlaşılması halinde davacının davalı işverence bildirilmeyen eksik süreleri de gözetilerek davacının 9.6.2006 tarihli ölüm aylığı tahsis talep tarihinde murisin ölüm tarihi itibariyle aylığa hak kazanıp kazanmadığı tartışılıp değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.