Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/16449 E. 2009/14660 K. 10.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16449
KARAR NO : 2009/14660
KARAR TARİHİ : 10.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 6.6.1980 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı 6.6.1980 tarihinden itibaren davalı Elmak Kollektif Şirketine ait işyerinde çalıştığını daha sonra bu şirketin ünvan değiştirerek…Metal ünvanını aldığını ileri sürerek bu şirket tarafından eksik bildirilen çalışma süresinin tespitini istemiş, bilahare talebini 6.6.1980 tarihindeki bir günlük çalışmanın tespiti ile sınırlandırmıştır.
Mahkemece, davalı…Metal Enerji San.Tic.Ltd.Şti. hakkında davanın husumetten reddine davalı Elmak Elektrikli Makinalar San.Tic.Koll.Şti.’ne yönelik davanın ise hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde husumet Elektrikli Makineler Kollektif Şirketi (şimdiki ünvanı…Metal) yazılmak suretiyle Elmak Ltd.Şirketine yönteltilmiş dava dilekçesi … Mergen’e tebliğ edilmiş, duruşmaya…Metal Enjeksiyon San.ve Tic.Ltd.Şirketi vekili gelerek davacının işvereninin bu şirket olmadığını, her iki şirketin ortaklarından bazılarının aynı olduğunu ileri sürerek husumet itirazında bulunmuş, davacıda 2.7.2007 havale tarihli dilekçesinde çalıştığı şirketin Elmak Ltd.Şirketi olduğunu, Alpar Şirketi olmadığını, iki şirketin yetkilerinin aynı olması nedeniyle tebligat yapılabilmesi açısından bu şirketin adresinin bildirildiğini beyan etmiştir.
Bir davada hüküm ancak taraf olan gerçek veya tüzel kişi hakkında kurulabileceğinden taraf olmayan kimse hakkında hüküm kurulamayacağından hakkında usulünce bir dava açılmamış olan…Metal Enjeksiyon Enerji San.Tic.Ltd.Şirketi hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken bu şirketin vekilinin davalı vekili olarak duruşmaya kabul edilmek suretiyle taraf olmayan bu şirket usulüne göre açılmış bir davanın varlığı kabul edilerek husumetten reddine karar verilmiş olması ve bu şirket yararına avukatlık ücretine hükmedilmiş olması isabetsizdir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işveren Elmak Ltd.Şirketinin 30.11.2004 tarihinden fesih ve tasfiye edildiği 15.12.2004 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanarak sicilden silindiği anlaşılmaktadır.
Kollektif Şirketlerin tasfiyelerinde Türk Ticaret Kanununun 206-242. maddeleri uygulanır.
Öte yandan Kollektif şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, kollektif şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır.
Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. Buna yönelik düzenlemeye TTK hükümlerinde yer verilmemişse de, TTK’nun 1. maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine olanak tanınması kaçınılmazdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.01.1999 gün ve 1999/10-1-1 sayılı Kararı)
Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek yargılamanın kollektif şirket tüzel kişiliğine karşı devamının sağlanması gerekmektedir.
TTK’nun 224 ve 445. maddelerinde tasfiye memurunun görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı, alacaklıların haklarının nasıl korunacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmeyeceği hukuksal gerçeği de dikkate alınmalıdır.
Davacıya ait hizmet cetvelinde Dev Deterjan San.Tic.Ltd.Şti.’ne ait başka bir işyerinden verilmiş 15.11.1979 tarihli işe giriş bildirgesinin olduğu, davalı şirkete ait işyerinden ise 1.3.1984 tarihinde işe girdiği, 1984 yılında 295 gün, 1985 yılında 68 gün 1986 yılında 100 gün bildirimde bulunulduğu, 11.2.1985 tarihinde dava dışı 148304 sicil nolu işyerinden 74 gün, yine 1985 yılı 3. dönemde 101241 nolu işyerinden 21 gün çalışmasının bildirildiği, davacının davalı SGK’undan şahsi dosyasının getirtildiği, 6.6.1980 tarihli işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, davalı Elmak Elektrikli Makinalar San.Tic.Koll.Şti.’nden davacı ile ilgili işyeri şahsi dosyasının istenmediği, SSK’dan 1980, 1981, 1982 ve 1983 yıllarına ait dönem bordrolarının geldiği 1980 dönemi bordro tanıklarının davacı ile birlikte çalıştıklarını beyan ettikleri, davacının birlikte çalıştığını iddia ettiği Faize Gürbüz ile ilgili İzmir 1. İş Mahkemesinden 2002/1042-173 Esas ve Karar sayılı kararında davalı işyeri olan Elmak Elektrikli Makinalar San.Tic.Koll.Şti.’de 15.12.1980 tarihinde 1 gün çalışmanın tespiti kararının Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23.5.2002 tarih ve 2002/3817 Esas, 2007/4571 Kararı ile onandığı, davacının bu davada… için tanıklık yaptığı, aynı işyerinde aynı zamanda davacı ile çalışan…’ün işe giriş bildirgesinin bulunduğu görülmektedir.
Mahkemenin kabul şekli bakımındanda; hizmet tespiti istemi bir günlük süreye ait olsa da davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu açık olduğu halde, sigorta başlangıcına ilişkin daha önceki bir tarihte başka bir işyerinden bildirim yapılmış olmasının sonuca etkili olmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş öncelikle tüzel kişiliği sona eren şirketin ihyası için tasfiye memuru ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek görevli Asliye Ticaret Mahkemesinde ayrı bir dava açması için davacı tarafa HUMK’nun 39. ve 40. maddeleri hükümleri uyarınca önel vermek, dava açıldığı takdire ve alınacak sonuca göre eldeki davaya devam edebilme olanağı bulunduğu, tüzel kişiliğe tebligat yapılarak, usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek davayı sonuçlandırmaktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin taraf teşkili sağlanmaksızın hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.