Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/16991 E. 2009/14803 K. 16.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16991
KARAR NO : 2009/14803
KARAR TARİHİ : 16.11.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 28.07.2001-28.04.2004 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Davacı, davalı işyerinde 28.7.2001-28.4.2004 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme istemin reddine karar vermiştir,
Hizmet tesbiti davalarında çalışma iddiasının gerceğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmadır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de, çalışma konusu sürekli veya kesintili olup olmadığı başlangıç ve bitiş tarihlerine ilişkin konularda tanık sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren işçi ve işyeriyle ilişkileri dikkate alınmalı, işyerinin kapsam ve kapasite niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli mümkün oldukça işyerinin bordrolarında yer alan tanıklar ile araştırma ve kayıtlarla belirlenmiş komşu ve yakın işyerlerinin çalışmaları dinlenmeli, tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli, çalışma olgusu hiçbir kuşuk ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/21-480-579, 2005/21- 495-582, 2006/21-43-98 sayılı kararlarıda bu hususlar özellikle vurgulanmıştır. Öte yandan bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olduğu dikkate alınarak tarafların gösterdiği deliller toplanmalı, tanıklar dinlenilmeli resen araştırma ilkesi uyarıncada taraflara bağlı kalınmaksızın tüm deliller toplanarak sonuca gidilmelidir.
Dosyadaki belgelerden, davacının davalı işyerinden 28.7.2001-1.3.2003 tarihleri arasında geçen çalışmalarının eksiksiz olarak kuruma bildirildiği, 24.1.2004-1.3.2004 karihleri arasındaki çalışmalardan Ocak ayındaki 8 günlük ve Mart ayındaki 1 günlük çalışmalarının tam gösterildiği Şubat ayı çalışmalarının ise 24 günü ücretsiz gösterilerek geriye kalan ücreti 5 günlük çalışmanın bildirildiği, 2004/ Şubat ayı ücret bordrolarında davacının imzasının bulunmadığı, davacının istemine göre Kuruma bildirimi yapılmayan 1.3.2003-24.1.2004 ve 1.3.2004-28.4.2004 tarihleri arasındaki dönemler ile Kuruma eksik bildirilen 24.1.2004-1.3.2004 tarihleri arasındaki dönemin uyuşmazlık konusu olduğu, bordro tanığı …’ın davacının benzinlikte pompacı olarak çalışması sonrasında bir süre gerek bekçi olarak, gerekse davalının diğer hizmetlerinde ücretli olarak çalıştığına yönelik beyanının komşu işyeri çalışanı olduğuna dair tutanak bulunan tanık Hasan Aslan’ın davacının davalı işyerinde aralıksız çalıştığına yönelik beyanı ile yine işyeri çalışanı davalı tanığı …..in davacının çalışmasına yönelik ifadesinin dikkate alınmadığı, işyerin benzinlik olduğu bu durumda davacının dinletmek istediği tanıklarının servis şoförleri olup işyeri ile akaryakıt alma konusunda ilişkileri bulunabileceğinden davacının çalışması hakkında bilgi verebilecek komşular oldukları nazara alınarak soruşturmanın bu yönde gerçekleştirilmesi tanıkların dinlenmesi, tanıklarla ilgili belgeler getirtilerek beyanlarının kontrol edilmesi gerekirken Yargıtay kararları da yorumlanarak ve özellikle davanın kamu düzenine yönelik olduğu göz ardı edilerek davacı tanıklarının dinlenilmesi talebinin red edildiği, hizmet akdinin oluşması için ücretin zorunlu olmadığının zaman bağımlılık işyeri ve eylemli çalışma koşullarının bulunması durumunda sigortalılığın oluşacağı dikkate alınarak delillerin değerlendirilmesi gerektiği, sonuç olarak Mahkemenin bilgisi ile uyuşmazlık konusu çözümlenebilecek iken yetersiz bilirkişinin görüşleri doğrultusunda sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.