YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17137
KARAR NO : 2009/15083
KARAR TARİHİ : 17.11.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 19.07.2002 tarihinden itibaren geçen ve Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekilince süresi dışında … San. vekilince de süresinde temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1.Hüküm, İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm tarihi olan 23.07.2008 tarihinde temyiz eden SSK vekilinin yüzüne karşı verilmiş temyiz ise 12.08.2008 tarihinde vukubulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
O halde, 1.6.1990 Tarih ve 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davalılardan SSK Vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine
2.Davalı işverenin temyizine gelince; Dava, davacının davalıya ait işyerinde pres operatörü olarak 19.07.2002-14.07.2003 ve 22.07.2003-03.06.2005 tarihleri arasında geçen ve SGK’na eksik bildirilen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne ve kuruma bildirilmeyen 869 günlük hizmet süresinin tesbitine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının davalı işverene ait işyerinden 20.04.2004-01.09.2004 tarihleri arasındaki hizmeti kuruma bildirilmiş,bunun dışında bildirilmeyen sürenin tesbiti talep edilmiştir.
Davacı tanıkları davacının davalı işyerinde 2004 öncesinde işe girdiğini belirtmişler,başlangıç itibarı ile tam bir tarih belirleyememişlerdir. Tanıklar işyeri bordrolarında 2004-2006 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılan şahıslardır. Tesbite konu edilen 2002-2003 yıllarına ait bilgilerinin net ve hükme dayanak yapılacak nitelikte olduğundan söz edilemez.
Davalı tanıkları ise davacının işyerinde 2004 yılında 4-5 veya 6 aylık çalışmasından söz etmişlerdir.
Hal böyle olunca dinlenen tanıkların ifadelerinin tesbite konu edilen süre yönünden ispata yeterli olmadığı açıktır.
Yapılacak iş; davalı işverenin 2002-2003-2005 yıllarına ait bordrolarında yer alan işyeri çalışanları ile ilgili SGK İl Müdürlüğü, emniyet veya jandarma marifeti ile tesbit edilecek komşu işverenin resmi belgelerinde anılan dönemlerde yer alan çalısanlarını dinlemek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı işverenin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı işverene iadesine, 17.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.